Karar Özeti
11. Ceza Dairesi 2025/1902 E. , 2025/12291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3100 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : K
Karar Detayı
11. Ceza Dairesi 2025/1902 E. , 2025/12291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/3100 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2023 tarihli ve 2023/252340 Soruşturma, 2023/148534 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.09.2024 tarihli ve 2024/3100 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 11.09.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 07.04.2025 tarihli ve 2025/5604 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB-2025/47748 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB-2025/47748 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki şirket ... Ödeme Hizmetleri Anonim Şirketi vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; müşteki şirketin şüphelinin yetkilisi olduğu www...com.tr adresi üzerinden satılan ürünler için ödeme hizmeti verdiğini, bu kapsamda müşteki şirket tarafından anılan internet adresi üzerinden yapılan satışlardan 6.300'den fazla işleme aracılık edilmiş olup, satış işlemleri kapsamında gerçekleştirilen ödeme işlemlerine dair tutarların şüphelinin yetkilisi olduğu şirketin banka hesabına ödendiği, şüphelinin yetkilisi olduğu şirket üzerinden internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği satış işlemlerinin tutarlarını tahsil etmesine karşın satışa konu ürünleri tüketicilere teslim etmeyerek yaklaşık 43.000.000,00 Türk lirası kazanç elde ettiğini beyanla şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturma neticesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27/11/2023 tarihli kararı ile, anılan olayın bu hali ile şüpheli ile müştekinin aralarındaki sözleşmeye aykırılıktan vuku bulan hukuki bir ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde belirttiği hususların detaylı şekilde araştırılması, yine şikayet dilekçesi doğrultusunda iddiaları karşılayacak şekilde şüphelinin ifadesi alınması, bunların yanısıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, şüphelinin ifadesi dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. “ şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli ...'nin ... Dış Ticaret ve Pazarlama A.Ş.'nin yetkilisi olup, www...com.tr isimli internet sitesi üzerinden çeşitli ürün satışları gerçekleştirdiği, şikayetçi ... Ödeme Hizmetleri A.Ş.'nin ise, 6493 sayılı Kanun kapsamında ödeme hizmetleri sunmak üzere faaliyet izni verilmiş ödeme kuruluşu olduğu ve tüketicilerin yapmış olduğu alışverişlerde, ilgili bankalarla düzenlenen sözleşmeler gereğince sanal pos üzerinden ödeme hizmetlerine aracılık yaptığı, bir kısım tüketicilerin, şüphelinin yetkilisi olduğu şirkete ait internet sitesi üzerinden kredi kartı ile alışveriş yaptıkları ancak satın aldıkları ürünlerin gönderilmediği, bazılarının yaptıkları bu harcamalara itiraz ettikleri ve kredi kartını çıkaran banka tarafından itirazın kabul edildiği, ancak sözleşme gereği itiraza konu tutarın şikayetçi ödeme kuruluşunun hesabından tahsil edildiği, bu kez de şüpheli tarafından şikayetçi şirkete bu tutarın ödenmesi gerekirken ödenmediği, böylece tüketicilerden ürünlerin bedeli tahsil edildiği halde, ürünlerin gönderilmediği ve hem tüketicilerin hem de şikayetçi şirketin mağdur edildiği iddia olunmuş ise de; dolandırıcılık suçunun mağdurunun, ilgili internet sitesinden alışveriş yapan gerçek ya da tüzel kişiler olduğu, bu doğrultuda UYAP üzerinden yapılan incelemede; şüpheli hakkında alışveriş yapan mağdurlara yönelik bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçlarından açılan kamu davaları neticesinde, derdest ya da hükme bağlanmış çok sayıda ceza dava dosyasının bulunduğu anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.09.2025 tarihinde karar verildi.