KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/10432 E., 2011/2614 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.07.2009 tarih ve 2009/14-2009/183 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin eski ortağı olan davalının ortaklık döneminde şirketten 40.000,00 Euro borç para aldığını, bunun 33.467 Euro tutarını ödediğini ancak 6.533 Euro bakiyesini ödemediğini ileri sürerek, anılan meblağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirkete borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı tarafın yemin teklifi üzerine borç aldığı yönünde yemin eden davalının ispat yükünün yer değiştirmesi nedeniyle bu aldığı parayı ödediğini ispatlamasının gerektiği halde ödemeyi kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı limited şirketin eski ortağına verdiği ödünç paranın tahsili istemine ilişkindir.
Yemin teklifini ispat yükü kendisinde olan taraf yapar. Kendisine yemin teklif edilen karşı taraf yemin etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra artık yemin teklif eden, yemin teklifinden vazgeçip başka delil gösteremez. Eda edilen yemin ile mevcut olmadığı kesin olarak ispat edilmiş olan vakıayı ispat etmek için artık başka delile dayanılamayacaktır. Yemin eden kimsenin yemin beyanın bir bütün halinde kabul edilmesi ve buna göre hüküm verilmesi gerektiği de uygulamada yerleşmiş bir olgudur.
Somut olayda davacının teklifi üzerine yemin eden davalı “Davacı şirkete 6.533 Euro borcum yoktur,….davada söz konusu edilen 40.000 Euro’luk makbuzu tam olarak ödedim…”şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan yemine ilişkin ilkeler uyarınca ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekirken, usul hukukunda yeri bulunmayan şekilde davalının yemini bölünerek ve aleyhine sonuç çıkartılarak ispat yükünün ters çevrildiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/10432, K. 2011/2614, 14 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama