KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11077 E., 2011/10551 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
601 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/11/2008 tarih ve 2008/127-2008/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13/09/2011 gününde davacı-karşı davalı avukatları ..., .... gelip, davalı- karşı davacı avukatı yapılan tebligata rağmen gelmeyip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı- karşı davalı avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin tescilli “SONY” markasını taşıyan taklit video kamera ve dijital fotoğraf makinesi pillerini ithal etmek isterken ürünlere Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü’ce el konulduğunu ileri sürerek, markaya tecavüzün tespit ve önlenmesine, imhasına, 5 milyar lira maddi, 5 milyar lira manevi tazminata, 1 milyar lira yoksun kalınan kazanç tutarına, 1 milyar lira yoksun kalınan kazanca ilave paya, 1 milyar lira itibar zararının tazminine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aktif husumete ehliyetine sahip olduğunun kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafından açılan davanın “SONY” markalı ürünlerin yanı sıra bu marka ile hiçbir ilgisi olmayan “PANASONİC” markalı ürünlere de ilişkin bulunduğunu, “SONY” markasını taşıyan ürünlerin orijinal olduğunu, ürünler üzerinde hiçbir inceleme yapılmaksızın huzurdaki davanın açıldığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını savunarak,
asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise, davacının gümrük müdürlüğü’nün durdurma kararı verdiği ürünleri incelemeden haksız olarak dava açmak ve ihtiyati tedbir talep etmek suretiyle müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, davacı-karşı davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davacı-karşı davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 5 milyar maddi, 10 milyar manevi tazminatın, 2 milyar yoksun kalınan kazancın tahsiline ve ilana karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı dava da ise, davanın 2003/7 nolu gümrük beyannamesi yönünden reddine, 2003/6 nolu beyanname yönünden tespit edilen 1.203.387.797-TL. maddi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsiline, manevi tazminat ve diğer istemlerin reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı/karşı davacı vekilinin tüm, davacı/karşı davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece asıl davada davalı/karşı davacı lehine maddi hataya dayalı yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı/karşı davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, söz konusu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince kararın aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3-Taraf vekillerinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin karşı davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11077, K. 2011/10551, 20 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama