KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11422 E., 2011/3892 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.04.2009 tarih ve 2007/101 - 2009/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı ve temsilcisi iken şirketin sattığı mal nedeniyle alınan paranın şirket kasasına konulmadığını, davalının zimmetinde kaldığını, alacağın tahsili için başlatlan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının zimmetine para geçirdiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK'nun 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
TTK'nun 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Bunla birlikte limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetci bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir.
O halde ortak sayısı 20'den fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir.
Somut olayda, yukarıda belirtilen Kanun hükümleri anlamında usulüne uygun alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığı gibi, davanın yöneticilerce açıldığı anlaşılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır.
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulu ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlerinin alınması ve vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11422, K. 2011/3892, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama