KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12695 E., 2011/6054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.03.2009 tarih ve 2007/267-2009/103 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin FORM, ETİ FORM, FORMDAKAL, FORMPUAN, FORM YE FORMDA KAL, FORMBAL ibareli markaların sahibi olduğunu, form ibaresini taşıyan markaların ilk kez müvekkili tarafından tescil ettirildiğini ve müvekkilinin bu markaları tanınmış marka haline getirdiğini, davalının bu markalarla ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “akFORM” ibareli markayı tescil için TPE’ye başvurduğunu, bu ibarenin davalı adına tescil edilmemesi için anılan kuruma yaptıkları başvurunun reddedildiğini, TPE tarafından verilen ret kararının doğru olmadığını ileri sürerek, davalı TPE’nin 24.10.2007 tarih ve 2007-M-6184 sayılı YİDK kararının iptaline, söz konusu markanın tescil edilmiş olması halinde iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Akform Ayakkabı ve Tekstil San.Tic.Ltd.Şti. vekili, müvekkilinin başvurusuna konu markanın esas unsurunun bir bütün halinde “AKFORM” ibaresi olduğunu, bu markanın davacıya ait markalarla iltibas yaratmayacağını, davacıya ait markalar ile müvekkilinin başvurusuna konu markanın farklı sınıflarda olduğunu, ayrıca davacı markalarının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile davacıya ait markaların 556 sayılı KHK’nun 7/1-b maddesi anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, anılan KHK’nun 8/1-b maddesi anlamında benzer oldukları ancak emtialar açısından aynı veya benzer olmadıkları, davacıya ait markaların KHK’nun 7/1-i maddesine uyarınca tanınmış marka olmadıkları, buna karşılık KHK’nun8/4 maddesi anlamında tanınmış marka oldukları,
dava konusu işaretin marka olarak tescil edilmesi ile davalının davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamasının veya bu markaların itibarına ya da ayırt edici niteliğine zarar vermesinin söz konusu olmadığı, davalının marka başvurusunun haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12695, K. 2011/6054, 17 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama