KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1345 E., 2010/7347 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2008 tarih ve 2008/110 - 2008/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “... Gayrimenkul Bankası” ismini 04.05.2004 tarihinde tescil ettirdiğini ve bu tarihten itibaren gayrimenkul sektöründe franchise vermeye başladığını, davalı ile 01.02.2006 tarihinde “İl Franchise Sözleşmesi” imzalandığını ancak davalının sözkonusu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirketin bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 1.500,00 YTL maddi ve 1.500,00 YTL manevi tazminat ile 1.500,00 YTL müspet zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, ... Gayrimenkul Yatırım Danışmanlığı Tur....Ltd.Şti.’nin ... Gayrimenkul Bankası İzmir Bölge Temsilciliği olarak faaliyette bulunduğunu ve bu sıfatla imzaladığı bütün “Alt Franchise Sözleşmeleri”nin davacı şirket tarafından onaylandığını savunarak, davanın öncelikle husumet nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı sözleşmenin davacı ile davalı arasında değil, davacı ile dava dışı ...
Gayrimenkul Yatırım Danışmanlığı Tur...Ltd.Şti. arasında imzalanmış olduğu, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca bu sözleşmeden doğan tüm hak ve borçların davalı ... uhdesinde doğmayıp, dava dışı anılan şirket uhdesinde doğmuş olduğu, davalının sözleşmenin tarafı olan şirketin yetkilisi ve temsilcisi olduğu, TTK’nun 336 ncı maddesinde şirket temsilcilerinin şirket namına yapmış oldukları muamele ve mukavelelerden şahsen sorumlu olmayacaklarının hüküm altına alınmış bulunduğu,
bu nedenle sözleşmenin yerine getirilmemesinden kaynaklanan zararların giderilmesine ilişkin olarak açılan davada davalının pasif husumete ehil bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu sözleşmenin akdedildiği tarihte sözleşmenin tarafı olarak gösterilen ...
Gayrimenkul Yat...Ltd.Şti.’nin ticaret siciline tescilli olmadığı, anılan şirketin akdin yapılmasından sonra 08.03.2006 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanmış bulunduğu, TTK’nun 512 nci maddesinde şirketin ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanacağı, tescilden önce şirket namına muamelelerde bulunulmuş ise muameleyi yapanların şahsen ve müteselsilen mesul olacakları,
bu gibi taahhütlerin ileride kurulacak şirket namına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık bir müddet içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa muameleyi yapanların mesuliyetten kurtulacağı ve yalnız şirketin mesul olacağının açıkça düzenlendiği, somut olayda da sözleşmenin tarafı olan şirketin tüzel kişilik kazandıktan sonra akdedilen sözleşme uyarınca işlemlerde bulunduğu, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin şirket tarafından yerine getirildiği, davalının şirketi temsile yetkili kişi olduğu,
dava dışı şirket tarafından yapılan muamele ve işlemlerin davacı tarafından da kabul edildiğinin anlaşılmasına göre davacının “İl Franchise Sözleşmesi” ne dayalı haklarını ileri sürebileceği taraf davalı olmayıp, davalının temsile yetkili bulunduğu dava dışı şirket olduğu anlaşıldığından davacının akdin tarafının davalı olduğu yönündeki iddiasının açıklanan yasal düzenleme ve tüm dosya kapsamına göre geçerli bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1345, K. 2010/7347, 24 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama