KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1348 E., 2010/7101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2008 tarih ve 2007/86 - 2008/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Benelüx’deki yerel 12.12.2002/723737 ve 1023507 sayılı tescilleri mesnet alarak 04.04.2003 tarihinde WİPO nezdinde diğerleri ile birlikte çikolata ve pralin ürünlerini içerecek biçimde 803104 sayı ile tescil ettirdiği “karides, deniz kabuğu, denizatı ve midye” şekillerini ihtiva eden ŞEKİL markasının Madrid Protokolü hükümlerine göre Türkiye’de de tescili için aynı tarih ve rüçhanla yapmış olduğu marka tescil başvurusunun ayırt edici olmaması gerekçe gösterilerek 556 sayılı KHK’nin 7/a maddesi uyarınca reddedildiğini, başvuru konusu işaretin ayırt ediciliğinin bulunduğunu, Avustralya,
Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde tescil başvurularının kabul edildiğini, OHİM tarafından bölgesel tescilinin de yapıldığını ileri sürerek, YİDK’nun 2006/M-3377 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olmadığını, başvuru konusu işaretin tescil kapsamına alınmak istenilen çikolata ürünlerinin biçimi ile aynı olduğundan 556 sayılı KHK’nin 7/a maddesi hükmüne göre reddinin zorunlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu işaretin çikolata ve pralin emtialarının karides, deniz kabuğu, denizatı ve midye gibi şekilleri kabartma biçiminde ihtiva ettiği, dava konusu işaretin başvuru kapsamında yer alan ürünler için somut olarak ayırt edicilik vasfı bulunmadığı, sırf bu mallar için soyut olarak ayırt ediciliği de bulunmadığı, başvurunun 556 sayılı KHK’nin 7. maddesinin c ve d bendi yanında aynı maddenin “a” bendi hükmü uyarınca reddinin gerektiği, bu işaretin başvuru konusu malları davacı işletmeye bağlaması yahut bu ürünün davacı üreticiye ait olduğunu alıcıya anlatması,
piyasa şeffaflığını sağlama fonksiyonu bağlamında alıcılar ile işletme arasındaki iletişimi sağlamasının olanaksız olduğu, TPE’nin başvuruyu çikolata ve pralin ürünleri için 556 sayılı KHK’nin 7/a, c ve d maddesi hükmü uyarınca reddetmesi gerekirken, 556 sayılı KHK’nin 7/a maddesi hükmüne göre reddetmesinin sonucu itibariyle hukuka uygun bulunduğu,
işaretin başka ülkelerde tescilli olmasının Türkiye’de de tescilini mecburi kılmayacağı, 556 sayılı KHK’nin 7/son maddesi uyarınca bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya ürünlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise 556 sayılı KHK’nin 7. maddesinin (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez ise de başvuru konusu işaretin köken işlevi anlamında davacıya bağlanmış olmasından değil, aksine herkesin kullanımına açık ve öteden beri anılan sektörde yer alanlar tarafından bu ürünlere verdikleri biçimleri ihtiva ettiklerinin gözlendiği,
bir işaretin bir yandan kullanımla ayırt edicilik kazanıp, diğer yandan da sektörde genel kullanımı olan bir şekil olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1348, K. 2010/7101, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama