KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14798 E., 2011/7124 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.09.2009 tarih ve 2008/310-2009/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “VİP” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “VIP TV +Şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ye başvuruda bulunduğunu, yaptıkları itirazın YİDK tarafından kısmen reddedildiğini, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, aynı sınıflar açısından hizmetlerin TPE tarafından başvurunun emtia listesinden çıkarılmasının da markalar arasında benzerlik ve iltibas bulunduğunu gösterdiğini, davalı başvurusunda VIP kelimesine eklenen TV ibaresinin ayırtediciliğinin bulunmadığını,
işitsel açıdan davalı markasında baskın ve ayırtedici unsurunun “VIP” olduğunu, TPE tarafından davalı başvurusunun emtia listesinden çıkarılmayan hizmetlerin de çıkarılan hizmetlerle sıkı sıkıya ilişkili olduğunu, müvekkiline ait uzun yıllardır yoğun emek, zahmet ve para harcayarak sahip olduğu ve tanınmışlık düzeyine eriştirdiği markanın davalının markası ile karıştırılabileceğini, haksız kazanç temin edileceğini, davalı şirket televizyonunun erotik ve porno içerikli yayınlar yaptığını, bunun müvekkil markasının ayırtediciliğini ve itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek TPE YİDK kararının iptaline,
tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davalı başvuru ile davacı markaları arasında işaret ve kapsamlarındaki mal/hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, davacıya ait “VİP” ibaresinin ayırım gücü zayıf bir ibare olduğunu, KHK 8/4 hükmündeki koşulların oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin tescilini istediği “Playboy tavşan kafası şekli” markalarının dünyada ve Türkiye'de çok iyi bilinen ve tanınan marka olduğunu, davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle benzer bulunan hizmetlerin başvurudan çıkarıldığını, davacı markalarının tamamen turizm sektörüne ilişkin mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında tüketicilerin bir bağlantı kurabilmesine izin verebilecek türden bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı markası ile davalı markasının kullanılan işaretler yönünden aynı veya ayırtedilemeyecek kadar benzer olmadığı ancak karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasının başvuru tarihi itibariyle turizm ve kongre organizasyonları faaliyetleri bakımından tanınmış marka olduğu, ancak davalı adına tescil edilen markanın mal ve hizmetleri ile karşılaştırıldığında davacı markasının tanınmışlık sağladığı hizmetlerden tamamen farklı olduğu,
zira kullanım ve sunulum amaçları, karşıladıkları ihtiyaçlar, ilgili piyasası, ortalama tüketici kitlesi bakımından birbiri ile ilişkilendirilmelerinin olanaklı olmadığı, yine işaretlerde esas unsur olan, "VIP" ibaresinin ulusal ve uluslararası düzeyde yaygın kullanımı olan, bilinen bir ibare olması, taşıdığı anlamı, özgün bir ibare olmaması, farklı sektörlerde pek çok kişi tarafından kullanılan bir kısaltma olması gibi nedenlerle, davalı markasını taşıyan hizmetlerin ortalama tüketicisinde çağrışıma yol açması, aklına davacı markalarının gelmesi, davacı ile bağlantılı olarak algılanmasının mümkün olmadığı,
dolayısıyla, davacı markasının tanınmışlığından faydalanılması, markanın itibarına zarar verilmesi, ayırt ediciliğinin zedelemesi ihtimali bulunmadığı, tescil edilen ve çekişme konusu olan hizmetler yönünden davacının tanınmış markası nedeniyle, davalının başvurunun tescilinin, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi uyarınca engellenmesi ve hükümsüzlük koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14798, K. 2011/7124, 13 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama