KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1790 E., 2010/7951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.10.2008 tarih ve 2008/181 - 2008/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının “APS STEEL+ şekil” ibaresini 22.12.2005 tarih ve 2005/56024 numarasıyla adına tescil ettirdiğini, bu ibarenin Çin firması “Asia Pasıfıc Steel Aps (Ltd)” tarafından kullanıldığını, adı geçen firma ile ayakkabı yan sanayisinde kullanılan bıçakların pazarlanması amacıyla internet vasıtasıyla görüşmeleri olduğunu, davalının da daha önceden bu firma ile mal alım satım ilişkisinin bulunduğunu, Çin firmasının kendilerine ilk parti malı göndermesinden sonra davalının müvekkili hakkında markasının taklit edildiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğunu, yargılamanın devam ettiğini,
ibarenin gerçek hak sahibinin Çin firması olduğunu, KHK’nin 43. maddesi gereğince markanın hükümsüzlüğünün zarar gören kişilerin isteyebileceğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2005/56024 numaralı tescilin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının markanın hükümsüzlüğü davasını açma hakkının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davaya konu markanın dava dışı Çin’de mukim “Asia Pasıfıc Steel Aps (Ltd)” şirketine ait olduğunu ileri sürdüğü, hak sahipliği iddiasının, hak sahibi tarafından veya bu hakkı ileri sürmeye yetkili temsilcisi tarafından ileri sürülebileceği, davacının 556 KHK’nin 21,73 maddeleri gereğince lisans hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava husumeti nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1790, K. 2010/7951, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama