KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3880 E., 2010/10025 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.11.2008 tarih ve 2008/492-2008/628 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin T.İmar Bankası A.Ş nezdinde iki ayrı hesabı olduğunu, davalı tarafından bu bankaya el konulması sonrasında çekilen ihtarla hesaptaki paraların ödenmesinin talep edildiğini, bir ödeme yapılmadığını, muhtemelen off-shordan mevduata çevrilen hesaplar olduğu gerekçesiyle ödenmediklerini, mevduat sahiplerinin bunu bilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, her iki hesap toplamı 84.983.TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, idari yargının görevli olduğunu, davanın esastan da reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın idari faaliyet alanındaki işlemlerin uygulanmasından kaynaklandığı, idari yargıyı ilgilendirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka hesaplarındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı taraf, T.İmar Bankası A.Ş’yi temsilen TMSF’yi hasım gösterdiği işbu davasında, davalı bankada iki ayrı hesabı olduğunu, bu hesaplardaki paranın ödenmediğini ileri sürmüş, dava dilekçesine de hesap cüzdanları örneğini eklemiştir.
Ödenmeyen bu paraların fon kapsamında olduğunu iddia etmediği gibi davalı idarenin hizmet kusurunun olduğunu veya idari nitelikteki eylemi nedeniyle zarara uğradığını da ileri sürmemiştir. Bu durum karşısında, davanın banka hesap sözleşmesine dayalı alacak davası olduğu ve bunun adli yargıda görülmesi gerektiği açık olup, idari yargıda bakılması gerektiğinin kabulü doğru değildir.
Ancak, Dairemize intikal eden benzer nitelikteki dosyalardan hesapların olduğu iddia edilen T.İmar Bankası A.Ş’nin tüzel kişiliğinin devam etmekte olduğu ve iflasına da karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava T.İmar Bakası A.Ş’ye temsilen TMSF şeklinde açılmış ise de bu durum, temsilde hata niteliğindedir.
O halde, dava dilekçesinin T.İmar Bankası A.Ş’ye ve iflas etmesi sebebiyle iflas idaresine tebliğinin sağlanarak, davanın kayıt kabul davasına dönüşüp dönüşmeyeceği de dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3880, K. 2010/10025, 11 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama