KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5250 E., 2010/11335 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.03.2009 tarih ve 2008/102-2009/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının ihraç edilmesine ve ihracın kesinleşmesine rağmen kooperatife ait daireyi kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, davalının daireden tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, açılan davayı kabul etmediğini, ihraç kararının iptali istemli dava açmadığını duruşmada savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı hakkındaki ihraç kararının kesinleştiği,ancak ihraç kararından 10 gün sonra 15.01.2007 tarihinde kooperatife 800,00.
TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin davacı kooperatif tarafından herhangi bir emanet hesaba alınmadan yada iade edilmeden kabul edildiği, kooperatif üye ekstresine işlendiği, kooperatifin 05.01.2007 tarihinde davalıyı ihraç etmesine rağmen ihraç kararı henüz davalıya tebliğ edilmeden ve ihraç kararı kesinleşmeden ortaklık hak ve yükümlülükleri devam etmesine rağmen bankalara yazılarak aidat tahsilatının yapılmamasının istenildiği, henüz ihraç kararı kesinleşmeden ortaklık haklarını engelleyici şekilde kooperatifin tutum ve davranışlarda bulunduğu,
davalı tarafından yapılan ödemelerin ekstresine işlenerek kooperatif tarafından yapılan aidat ödemesi kabul edildiğinden açık kapı ilkesi gereğince davalının ortaklığının canlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihraç edilen ortağın kooperatife ait konuttan tahliyesi istemine ilişkin olup, davalının parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği için ihraç edildiği ve ihraç kararının kesinleştiği dosya kapsamıyla sabit olduğu gibi esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultsunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olup, uyuşmazlığın halli ihraç kararının kesinleşmesinden sonra ortaklığa yeniden kabulün gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.
Dairemizin yerleşmiş uygulamaları gereği ortaklığa kabul yetkili kurulların bu hususta aldığı açık bir kararla olabileceği gibi böyle bir karar olmadığı halde ortaktan ödemeler kabul edilmesi ve kesinleşmeden sonra ortakla bu sıfatla ilişkiye devam olunması gibi hususların varlığı halinde zımnen de gerçekleşebilir ise de; ödemelerin kabulüne dayalı bir zımni kabulün varlığı için ödemelerin ihraç kararının kesinleşmesinden sonra olması ve bunun kooperatif tarafından bilinmesi gerekir.
Somut olayda her ne kadar ihraç kararının kesinleşmeden önceki bir dönemde ödeme kabul edilmiş ise de ortağın hak ve yükümlülükleri ihraç kararının kesinleşmesine kadar devam edeceğindenkesinleşmeye kadar olan aşamadaki ödemelerin kabulü zımni kabul sonucunu doğurmayacağı kuşkusuzdur.Kaldı ki, kooperatif tarafından ihraç kararının kesinleşmesinde sonra davalı adına yatırılan paralar üye ekstresine dahi işlenmediğinden zımni bir kabulden de bahsedilemez.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı hakkındaki ihraç kararının kesinleştiği nazara alınarak, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken açık kapı ilkesine de yanlış anlam yüklenmek suretiyle sonuçta yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5250, K. 2010/11335, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama