KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5952 E., 2010/12628 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/11/2008 tarih ve 2008/541-2008/1544 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketle, söz konusu şirkete ait malların Almanya'ya taşınması husunda CMR hükümlerine uygun bir taşıma sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin taşıma sözleşmesinden doğan taşıma borcunu CMR Konvansiyonu'nun 34. maddesi uyarınca davalıya devrettiğini, davalının taşıma faaliyetini kusurlu olarak yaptığını ve araç içerisindeki 70 kolinin ıslanarak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen hasarın müvekkili tarafından dava dışı şirkete ödendiğini, hasar davalının kusurlu taşımasından doğduğundan hakkında icra takibi yaptığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takip miktarının % 40'ı oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin malı Almanya'da alıcısına teslim ettiğini, daha sonra davacının müvekkiline malın hasarlı olduğunu ve 20.04.2007 tarihinden sonra alıcısından teslim alabileceğini bildirdiğini, alıcı firmanın arandığını ve hasarlı emtianın atıldığının öğrenildiğini, gelişmelerin davacı firmaya bildirildiğini, davacı firmanın hasar bedelini ödediğinden bahisle müvekkilinin alacağı navlundan tenzil edildiğini, hasarı tespit eden bir raporun olmadığını, CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesinde taşıyıcının sorumluluğunun düzenlendiğini, davacı tarafça istenen faiz oranının Konvansiyon'un 27. maddesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı firmaya ait emtiayı Almanya'ya taşıma işini üstlendiği, bu işi davalıya devrettiği, davalının taşımayı gerçekleştirdiği ve bu sırada 70 koli emtianın hasar gördüğü, hasar miktarının davacı tarafından dava dışı firmaya ödendiği, davalının CMR Konvansiyonu'nun 17. maddesi gereğince zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 3.404,60 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi yönünden devamına, 3.404,60 TL üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, asıl taşıyıcının, kendisinden hemen sonraki ara taşıyıcıya karşı, CMR Konvansiyonu'nun 37 nci maddesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacının rücu davasını açabilmesi için hasarı ilgilisine ödeyip rücu hakkını kazanmış olması gerekmektedir. Somut olayda davacı tarafça hasarın üçüncü kişiye ödendiğine dair üzerindeki bedelin ödenmediğine karine teşkil eden açık fatura dışında herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Bu durumda davacının rücu hakkını kazandığını usulünce ispat ettiği söylenemez. Mahkemece davacının bu yöndeki delilleri toplanarak gerekirse davacının ticari kayıtları üzerinde de inceleme yapılmak suretiyle davacının rücu hakkını kazanıp kazanmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, hasar miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği gözden kaçırılarak likit olmayan alacak hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5952, K. 2010/12628, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama