KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/664 E., 2010/6460 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.02.2008 tarih ve 2007/861-2008/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Söğüt Seramik A.Ş.nin borcu nedeniyle Bankalar Kanunu’nun Ek 5. maddesi ve 15/3 maddeleri gereğince Pasaport Kanunu’nun 22 maddesi doğrultusunda davalı bankanın yazısı nedeniyle yurt dışına çıkışlarına tahdit getirildiğini ve bu kararın yasal olmadığını ileri sürerek, müvekkili hakkında konulan yurtdışına çıkış tahdidinin kaldırılmasına ve ilgili yasal düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğundan Anayasa Mahkemesine götürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalının işlemine mesnet 5411 sayılı Kanun’un 13 ncü maddesinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiği, çakış yasağının kaldırıldığına dair davalı tarafça bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı hakkındaki yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yurt dışına çıkış yasağı kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Somut olayda banka kredi borcunu ödemediği iddia edilen şirketin ortağı olan davacı hakkında 4389 Sayılı Kanunu’n 15/3 ncü maddesi uyarınca davalı Bankanın istemi üzerine yurt dışına çıkış yasağı konulmuştur.
Bozma ilamında da açıklandığı üzere, Pasaport Kanunu’ndan farklı olarak 4389 sayılı Kanunu’n 15/3 ncü maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 109 ve geçici 13 ncü maddesinde de kanun koyucu davalıya böyle bir olanak sağlamıştır. Ancak, gerekçede de belirtildiği üzere, davalının kararına dayanak teşkil eden kanun hükmü Anayasa Mahkemesi’nce sonradan iptal edilmiştir.
Her ne kadar davalının tesis ettiği karara dayanak kanun maddesi dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş ise de dava açıldığı tarih ve öncesinde yürürlükte bulunan bu düzenlemeye göre davalının aldığı kararda bir yanlışlık bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, davalı açıldığı tarih itibariyle davada haklı durumdadır.
O halde, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması ve lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu nedenlerle kararın bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/664, K. 2010/6460, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama