KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7267 E., 2011/128 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.02.2009 tarih ve 2006/442 - 2009/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışından satın aldığı makinelerin iki araç yerine sözleşmeye aykırı şekilde tek araçla taşınması sonucu hasarlandığını, zararının doğduğunu ileri sürerek, işletme parasal kaybı dahil olmak üzere toplam 19.837.00 YTL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zararın taşımadan kaynaklanmadığını, 17 yıllık makinenin kullanımı nedeniyle aşındığını, zarar isteminin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının yurt dışından ithal ettiği makinelerin taşınması konusunda davalıyla anlaştığı, davalının Almanya’dan İstanbul’a taşımayı iki araçla yaptığı, İstanbul’dan Tarsus’a ise tek araçla gerçekleştirdiği, bu nedenle hasarın oluştuğu, arızanın giderilmesi için 10 günlük süre gerektiği, kazanç kaybının da olduğu, zararın belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.125.00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacının Almanya’dan satın aldığı makinelerin bu ülkeden Tarsus İlçesi’ndeki fabrikasına taşınması konusunda davalı ile sözleşme imzaladığı, iki ayrı araç yerine tek araçla taşımanın gerçekleştirildiği, bu nedenle hasarlı teslim yapıldığı ve zararın doğduğu iddiasıyla işbu davayı açtığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, meydana gelen zarardan dolayı davalının sorumlu olup olmayacağı ve sorumlu olacaksa bu zararın kapsamı noktalarında toplanmaktadır.
Mahkemece yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuştur. Ancak, uyuşmazlık, taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taşımanın yapılacağı güzergah dikkate alındığında dava konusu taşıma, uluslararası niteliktedir.
Karayolu ile milletlerarası taşımacılıkta yeknesak bir düzenleme oluşturmak amacıyla düzenlenen “Eşyaların Karayolunda Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi’ne (CMR) Türkiye’de 14.12.1993 gün ve 21788 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3939 Sayılı Yasa ile katılmayı kabul etmiştir.
CMR’nin kapsamını belirleyen 1. maddesi uyarınca bu sözleşme, yükleme ve teslim için belirlenen yerin en az birisi akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgah ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır. Anılan sözleşme, Anayasamızın 90. maddesi uyarınca milli hukukumuzun bir parçası haline gelmiş durumdadır.
Yargıç, HUMK.nun 76. maddesi uyarınca CMR hükümlerini kendiliğinden öncelikle uygulamak zorundadır. Bu sözleşmede taşıyıcı sıfatı, tarafların hak ve sorumlulukları farklı hükümlere tabi tutulmuştur.
Somut olayda dava doğrudan uluslararası taşıma sözleşmesinin tarafı taşıyıcı aleyhine açılmıştır. CMR hükümlerine tabi taşımalarda da taşıyan, teslim aldığı gönderiyi tam ve sağlam bir şekilde alıcısına teslimle mükelleftir. O halde, uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümleneceği dikkate alınıp, iddia ve savunma kapsamında aralarında uluslararası taşıma hukukunda uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınması ve tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7267, K. 2011/128, 17 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama