KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8250 E., 2011/1195 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.03.2009 tarih ve 2008/105-2009/549 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının aidat borçlarının tahsili için başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı kooperatif temsilcilerinin imzalı beyanları doğrultusunda, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı ortağın aidat borçlarının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı kooperatif tasfiye halinde olup, taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık,davacı kooperatif yönetim kurulu üyelerinin davadan feragata yetkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yönetim kurulu ile tasfiye kurulunun görev, yetki ve işlevleri bakımından aralarında büyük farklılıklar bulunduğu kuşkusuzdur.
Somut olayda, davacı kooperatifin Ankara Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nin 14.09.2000 gün 2000/629-500 sayılı kararı ile tasfiyesine karar verilmiş, işbu dava anılan mahkemece atanan tasfiye kurulu üyelerinin vermiş olduğu vekaletnameye dayalı olarak açılmış ve devam ettirilmiş,26.6.2008 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kurulu üyeleri azledilmiş, 29.6.2008 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilen davacı kooperatif yönetimince tasfiye kurulu üyelerince vekalet verilen vekil bu kez azledilmiş, davacı kooperatif yönetim kurulu başkanı ve üyesi daha sonra davadan feragat etmiş ve mahkemece yazılı bu feragat üzerine davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, 1163 sayılı Kanunun 98 ncı maddesinde, bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunu'ndaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanacağı düzenlenmiş olup, TTK.nun temsil başlıklı 219 maddesi “Tasfiye halinde bulunan şirketi mahkemelerde ve hariçte temsil salahiyeti tasfiye memurlarına aittir.
Tasfiye memurları şirket için faydalı gördükleri takdirde sulh, feragat, kabul ve tahkime ve hususiyle hakem seçmeye dahi salahiyetlidirler ve zaruret halinde yeni muameleler de yapabilirler.”hükmünü haizdir.Yine aynı yasanın 446 maddesi hükmünde ise tasfiye kurulu üyelerinin yapacağı diğer işler düzenlenmiştir.
Ancak,tasfiye memurlarının temsil yetkisi sınırsız olmayıp, ancak tasfiye işlemeleri ile ilgili ve ortaklık yararları ile sınırlı ve üçüncü kişilere karşı tasfiye halindeki ortaklığı temsil ve ilzam edebilme yönlerinde toplanmaktadır. Eş söyleyişle, tasfiye işlerinin yönetim ve temsili tasfiye memurlarına aittir.
Bu durumda,mahkemece,yukarıda yapılan açıklamalar ve anılan yasal düzenlemeler ile davacı kooperatif anasözleşmesi hükümleri çerçevesinde davacı kooperatif yönetim kurulu üyelerinin davadan feragata yetkili olup olmadıkları denetime elverişli bir şekilde karar yerinde tartışılmak ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken salt feragat beyanına dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup,doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8250, K. 2011/1195, 7 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama