KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13376 E., 2012/19511 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2010 tarih ve 2008/555-2010/68 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/11/2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 31.08.2007 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyesi seçildiğini, daha sonra ortağı olduğu diğer şirketlerden birinin faktoring şirketi haline getirilmesine karşı çıktığı için ortaklarla aralarında uyuşmazlık başladığını, müvekkilinin 19.11.2007 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin borçlarının sorumlusu olarak gösterildiğini, toplantıda itirazlarını ileri sürdüğünü ancak divan üyelerinin yanlı tutumu sonucu müvekkilinin dışırı çıkartıldığını, yasal halarını kullanamadığını, ortaklardan ... ve ...'ın da salonu terk ettiğini,
müvekkilinin toplantı salonundan çıkarılmasından sonra devam eden toplantıda yönetim kurulunun yeniden oluşturulduğunu, yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının usulüne uygun çağrı kurallarına uyulmadan ve yasanın olağanüstü toplantı için aradığı koşullar oluşmadan ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak yapıldığını, ileri sürerek 19.11.2007 tarihli genel kurul toplantısının iptaline, toplantıda alınan kararların tescil ve ilanının önlenmesi için tedbir kararı verilmesine, şirketin azınlık haklarının korunması amacı ile yönetiminin kayyım eli ile yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 19.11.2007 tarihli genel kurul toplantısına katıldığını ve hazirun cetvelini ortak sıfatı ile imzaladığını, iptali istenen konuların genel kurul ile ilgili olmayıp hazırlık safhası ile ilgili olduğunu, davacının genel kurula itirazlarının hükümet komiseri tarafından reddedildiğini, genel kurul hazırlıklarının ve olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının ve tebligatların usulüne uygun olarak yapıldığını, genel kurulun yasaya uygun şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Müdahale talep eden ..., ..., ... ve ..., davalı şirketin ortağı olduklarını, dava konusu iptali istenen 19.11.2007 tarihli olağanüstü genel kurulun şirket yönetimini elinde bulunduranlar tarafından yasa ve usule aykırı olarak yapıldığını ileri sürerek davacı yanında müdahalelerinin kabulü ile 19.11.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 19.11.2007 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısından zorla çıkarıldığına ilişkin dosyada delil bulunamadığı, ayrıca davacının alınan karara muhalif kalıp keyfiyeti tutanağa da geçirtmediği, TTK'nun 381 maddesinin şartları oluşmadığı,
genel kurul tutanağında davacının karara muhalif kaldığı hususunda herhangi bir beyan bulunmadığı ve yine davacının aynı tarihli genel kurulda toplantı salonundan zorla çıkarıldığına dair hükümet komiseri tarafından tutanağa düşülmüş herhangi bir beyan bulunmadığı gibi davacının bu hususu tanıkla kanıtlayamadığı, davacının delil olarak ileriye sürdüğü yönetim kurulu başkanı olan babaları ile aralarındaki husumetin genel kurulun iptalini gerektirir bir husus olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar 6762 sayılı mülga TTK’nun 381. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendisi ile ilgili olarak alınan kararlar bakımından muhalefetini tutanağa geçirtmesine gerek bulunmaması nedeniyle mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru değil ise de, aynı Yasa'nın 316.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararı ile her zaman azillerinin mümkün olmasına ve kaldı ki olayda haklı sebebin mevcut olduğunun alınan bilirkişi raporu ile saptanmış bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13376, K. 2012/19511, 29 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama