KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15491 E., 2012/19623 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/01/2010 tarih ve 2006/196-2010/9 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.11.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı - karşı davalı vekili Av. ... ile davalı - karşı davacılar Av. .... ve Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı karşı davalı vekili, şubeler oluşturmak suretiyle kurye işi yapmakta olan ticari işletmeler için 1999 yılında müvekkili tarafından şube-müşteri-şirket merkezi arasında çalışmaya uygun bir takip programı hazırladığını, ancak davalının söz konusu takip programını geçici ve deneme maksatlı bir müddet kullandıktan sonra,
bu konuda daha kapsamlı bir program yazdırmakta olduğundan bahisle müvekkilinin programını kullanmayacağını belirtmiş ise de müvekkilinin izni olmaksızın söz konusu programı 1999 yılından bu yana kullandığını, ayrıca programı, cd, disket gibi araçlarla elektronik ortamda çoğaltımını yapmak suretiyle ticari maksatta kullandığını, bu hususun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2003/130 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek,
davalı ve 99 adet bayisi tarafından kasten ve izinsiz olarak kullanılmakta olan bilgisayar programının, davalı ve bayilerince haksız kullanımlarının önlenmesini, davalı aleyhinde 10.000 ABD Doları manevi tazminata hükmedilmesini, eserin izinsiz kullanımı sebebiyle davalı ve şubeleri için uğranılan maddi tazminat tutarı şube için 10.000 ABD Doları olmak üzere toplam en az 1.000.000 ABD doları olmakla birlikte, şimdilik 1.000 ABD Doları maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile 451.000 USD’nin tahsilini talep etmiş, karşı davanın da reddini istemiştir.
Davalılar/karşı davacılar vekili, iddia edilenin aksine müvekkiline ait olan ve müvekkili şirketin bilgi işlem müdürü ..... tarafından işlerlik kazandırılan bu programın, 1999 tarihinden itibaren müvekkili şirket ve şirket bayileri tarafından kullanılmaya başlandığını, bu bayilerden birinin de davacı Tempo Ltd.Şti’nin ortağı olan Metin Sayın'ın yine ortağı bulunduğu Deniz Net Kuryecilik ve Dağıtım A.Ş. olduğunu, Deniz Net A.Ş. ve davacı Tempo Bilgi İşlem San. Ltd.
Şti. tarafından müvekkiline ait programın ele geçirildiğini, ayrıca bayi sıfatı ile .....'ın programa ait dokümanları ve bilgileri öğrendiğini ve bu haksız kullanımın müvekkili haklarına zarar verdiğini ileri sürerek, asıl davanın reddini, karşı davada da dava konusu bilgisayar programının müvekkiline aidiyetini, kasten, izinsiz ve haksız olarak kullanılmakta olan davalıların bu kullanımlarının önlenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre gerek davacı - karşı davalı, gerekse karşı davacı - davalı Kurye Net A.Ş. tarafından sunulan delillerden, bilgisayar programlarının özellikle yazılım geliştirme teknikleri ve veri yapıları açısından büyük benzerlik göstermeleri sebebiyle ve ayrıca tarafların iş ilişkisi içinde olmaları sebebiyle, yine yazılımlarının dijital künyelerinde telif hakkı sahibi olarak her iki firmanın isminin geçiyor olması ve her iki firmanın kaynak kodlu e posta haberleşmeleri gözönüne alındığında,
dosya kapsamında ve özellikle bilirkişilerin teknik değerlendirme noktasında aynı kanaatte bulunmuş olmaları da nazara alınarak, tarafların aralarında yazılı bir anlaşma olmaksızın ortak çalışma sonucu programı oluşturdukları, her iki yanın emeğiyle gerçekleştirdiği sonucuna varılan bu programda 5846 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca iştirak halinde ve birlikte eser sahipliğinin söz konusu olduğu, yine teknik inceleme sonucu ve dosyadaki kanıtlara göre tarafların bu program üzerindeki eser sahipliğinin oranının saptanamadığı,
eser üzerinde birlikte malik oldukları, gerek asıl davada gerekse karşı davada iştirak halinin dönüştürülmesine yönelik her hangi bir talebin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Somut uyuşmazlıkta 5846 sayılı FSEK’nun 9. ve 10. maddelerinin koşulları oluşmadığı gibi tarafların ortak çalışma sonucunda dava konusu bilgisayar programını oluşturdukları yolunda bir kabulleri de bulunmadığı halde mahkemenin kararındaki tarafların iştirak halinde ve birlikte eser sahibi olduklarına ilişkin gerekçe isabetli değilse de, asıl ve karşı davada söz konusu bilgisayar programına ait eser sahipliğine ilişkin olarak tarafların üzerine düşen ispat külfetini yerine getirememelerine göre mahkemenin ret kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan kararın açıklanan gerekçeyle onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15491, K. 2012/19623, 30 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama