KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/285 E., 2011/7745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.02.2009 tarih ve 2008/442-2009/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1990’lı yılların başında akrabası olan davalı banka müşterisi ...’a kredi kartı alırken kefil olduğunu, ancak daha sonra davalı bankaya gönderdiği 18.01.1994 tarihli ihtarname ile ... ile ilgili tüm kefaletlerinden rücu ettiğini bildirdiğini, davalının 26.11.1994 günlü cevabında ise ... ve firmasının o günkü riskleri tasfiye edilene kadar bu riskler açısından davacının sorumlu olacağının bildirildiğini, ...’ın kredi kartı kaynaklı borcun ödenmesi yönündeki 02.06.2000 tarihli ihtarnameye müvekkilinin verdiği olumsuz yanıt üzerine,
çevresinde saygın birisi olarak bilinen müvekkili aleyhinde icra takibi başlatıldığını, mal beyanında bulunmama nedeniyle açılan davanın derdest olduğunu ileri sürerek. 5.000 TL. manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kefaletten rücu ettiğine dair davacı ihtarının BK.’nun 494.maddesinde yazılı şartları ihtiva etmediğini, kefaleti devam eden davacı hakkındaki işlemlerin yasal olup, manevi tazminatın şartları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 29.01.2008 tarihli bozma ilamı gereğince yapılan yargılama sonucunda, davalı bankanın 1994 yılında davacıya gönderdiği cevabi ihtarnamede davacının nakit ve teminat mektubu riskinin bulunduğunun bildirildiği ancak bundan yaklaşık 6 yıl sonra davacı hakkında icra takibi yapılmasının ve davacı hakkında mal beyanında bulunmama suçundan dolayı şikayet etmesinin davalının haksız fiilini teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.000 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/285, K. 2011/7745, 27 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama