KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5863 E., 2011/16437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2010 tarih ve 2009/843-2010/63 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 26.10.2009 tarihinde tarihindeki genel kurulda kendisini vekille temsil ettirerek 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 nolu gündem maddelerine muhalefet ettiğini, yönetim kurulunun usulsüz işlemleri nedeniyle özel denetçi tayini istenmişse de talebin reddedildiğini, çoğunluk hisselerine sahip olanların ortaklık menfaati gerektirmediği halde yetkilerini kötüye kullanarak azınlığın menfaatlerini zedeleyici kararlar aldıklarını ileri sürerek,
26.10.2009 tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 nolu kararların iptaline, şirket yönetimine kayyum atanmasına ve tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına, yönetim kurulu üyelerinin banka hesaplarına ve mal varlıklarına tedbir konularak incelemeye alınmasıyla haklarında denetim sonucu tespit edilen zararlardan dolayı tazminatın belirlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yasa hükmünde belirli içeriğe uymadığı gibi, genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini gerektirecek ciddi emareler de içermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, pay senetlerinin rehin edilmesinin dava şartı olduğu, tensip kararı ile davacıya pay senetlerinin muteber bir bankaya rehni için 1 aylık kesin süre verilmesine ve buna dair kararın tebliğ edilmesine rağmen tevdi şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. TTK'nun 381.maddesinde genel kurul kararları aleyhine hangi şartlarda iptal davası açılabileceği düzenlenmiş, maddenin son fıkrasında da kararının iptali istenen şirketin talebi üzerine, mahkemenin mahiyet ve miktarını kendi tayin edeceği teminatın gösterilmesine karar verebileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, pay senetlerinin rehni için kesin süre verilmesine tensiple birlikte karar verilmiş olup, davalı şirketin bu yönde bir talebi bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, davalının talebi halinde teminatın mahiyet ve miktarının takdiri gerekirken, yazılı şekilde, pay senetlerinin rehninin dava şartı olduğu ve verilen süre içerisinde muteber bir bankaya tevdi şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5863, K. 2011/16437, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama