KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5947 E., 2011/16436 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Hakem Heyetince verilen 25.01.2010 tarih ve 2010/47-2010/47 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 31.01.2007 tarih ve 2007/5 sayılı Denetim ve Tam Tasdik Sözleşmesi'nin mevcut olduğunu, sözleşmenin davalı tarafça 04.01.2008 tarihinde feshedildiğini, feshin süresinde olmadığı gibi haklı bir nedene de dayanmadığını, bu nedenle Yeminli Mali Müşavirlik asgari ücret tarifesine göre 2008 yılına isabet eden 12.204,74 TL'nin taraflarına ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, anılan bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin yetkilisinin agresif tavırları nedeniyle vergi dairesi müdürü ile şirketlerinin aralarının açıldığını, şirketlerinin zarar gördüğünü, müşteri kaybettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Hakem heyeti tarafından toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının savunmalarını belgelerle kanıtlayamadığı, ihbar zorunluluğuna uyulmaması nedeniyle sözleşmenin kendiliğinden 1 yıl uzadığının ihtilafsız olduğu, feshin haksız olması ve davacı tarafın onayı alınmadan başka bir yeminli müşavirlik şirketi ile yeni bir sözleşme yapılması nedeniyle davacının 2008 yılı ücretine hak kazandığı, ancak feshin hemen dönem başında olması nedeniyle davacının emeğini başka alanlarda değerlendirme ihtimali nazara alınarak % 50 indirim yapıldığı gerekçesi ile 6.102,37 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilince ileri sürülen sair temyiz itirazları HUMK’nun 533. maddesinde sayılan sebeplerden olmadığından reddi gerekir.
2-Dava, taraflar arasında imzalanan 31.01.2007 tarihli yeminli mali müşavirlik, denetim ve tasdik sözleşmesinin 1 yıl uzaması ve 04.01.2008 tarihinde feshi nedeniyle 2008 yılına ait alacağın tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, hakem kurulu tarafından karara bağlanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede önceden tahkim ücreti tayin ve tespit edilmediği gibi, taraflarca sonradan kararlaştırılmış bir hakem ücreti de bulunmamaktadır.
Hakem heyetince buna rağmen hakem ücreti belirlenmiştir. Oysa 13.05.1964 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere hakemler, ücretlerini kendileri tayin edemezler. Aksinin kabulü bir kimsenin kişisel alacağı hakkında kendi işinin hakimi olamayacağı ve hüküm veremeyeceği kuralının ihlali sonucunu doğurur. Hakemin kendi emeğinin karşılığı için hakim durumuna girerek hüküm vermesi, hakemin tarafsızlığı kuralı ile bağdaşmaz.
Yine anılan içtihadı birleştirme kararına göre, hakem ücretinin mahkemece tespit ve tayini iktiza eder. Bu durum karşısında hakem heyetinin, sözü edilen içtihada aykırı olarak kendi ücretlerini tayin ve tespit etmeleri suretiyle HUMK 533/3 maddesine göre hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan bir konuda karar vermeleri doğru olmamış ve hakem kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5947, K. 2011/16436, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama