KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/11216 E., 2013/14257 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.03.2011 tarih ve 2010/112-2011/149 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı ING Bank A.Ş.-üstelenen TMSF vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.07.2013 günde başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Sümerbank A.Ş.
Avcılar Şubesi’ne parasını 32 gün vadeli olarak yatırdığını,daha sonra bankaya BDDK tarafından el konularak yönetiminin TMSF’ye devredildiğini, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak davalı banka ile birleştirildiğini, yapılan araştırmada müvekkilinin bankaya yatırdığı paranın banka yetkililerince bankalara olan güven kötüye kullanılarak müvekkiline boş olarak imzalatılan fotokopiden üretilme belgelerin havale talimatı olarak doldurulması suretiyle Off-Shore bankası adına Sümerbank A.Ş.
Kadıköy ve merkez şubesinde açılan bir hesaba havale edildiği ve daha sonra diğer off-shore mevduatlarla birlikte Garipoğlu grubuna usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğini, müvekkili tarafından davalı banka aleyhine açılan davanın erken açılma gerekçesiyle reddedildiğini, off-shore bankasına yapılan başvurudan sonuç alınmadığını, davalı bankanın sebepsiz zenginleşmesine yol açtığı gibi, kanuna karşı hile teşkil ettiğini, davalı banka ve çalışanlarının eyleminin bankalara olan güvenin kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ileri sürerek davalının zarardan sorumlu olduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000 TL’nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, işbu dosya ile birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/819 esas sayılı dosyada, aynı nedenle 34.163.27 USD’nin bankaya yattığı 02.12.1999 tarihinden itibaren vade sonuna kadar akti, vade sonundan itibaren ana para ve faiz toplamına 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiz yürütülmek suretiyle tahsiline ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500 TL’nın faizi ile tahsilini talep etmiştir.
17.09.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de, birleşen davada 34.193.27 USD’nin bankaya yattığı tarihten vade sonuna kadar %19 akti faiz, vade sonundan itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi gereğince %19’dan az olmamak üzere temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.06.2009 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu asıl davanın kabulü ile 6.000 TL’nin hesabın açıldığı 02.10.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 34.169.30 USD’nin hesabın açıldığı 04.10.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince USD faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ING Bank A.Ş.-üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; HUMK. 434/2. maddesi hükmüne göre, temyiz isteği harca tabi ise temyiz, harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Davacı vekilinin dilekçesi 16.08.2011 tarihinde hakim tarafından havale edilmekle birlikte, dilekçenin harcı yatırılmadığı gibi temyiz defterine de kaydı yapılmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK. 432/4. madde uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/11216, K. 2013/14257, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama