KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15934 E., 2013/14363 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
691 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.04.2012 tarih ve 2011/184-2012/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili hakkında verilen kısıtlılık kararı gereğince dava dışı Ziraat Bankası A.Ş.’de bulunan aylık %9 faiz oranlı 3.117.984,68 TL'lik vadeli mevduat hesabının bozdurularak davalı bankanın vasi hesabına aktarıldığını, davalı bankanın o dönem için vadeli hesaplara uygulanan % 9 faiz oranını % 7,5 ile başlatıp kademeli olarak % 6'ya kadar çekerek 01.07.2010 – 15.03.2011 tarihleri arasında ortalama 75.000,00 TL civarında kâr mahrumiyetine neden olduğunu, müvekkili hakkındaki kısıtlılık kararının kaldırılması üzerine anılan hesapta bulunan mevduatın, masrafsız olarak başka bir bankaya gönderilmesi istenilmiş ise de,
davalı bankaca müvekkiline % 8,85 faiz ile paranın bankalarında kalmasını teklif edilmesi nedeniyle bundan vazgeçildiğini, ancak bir ay sonra müvekkilinin parasını % 9,25 faiz teklif eden başka bir bankaya göndermek istemesi üzerine mahkeme kararına karşı 1.050.00 TL hesaptan havale ücretini kesildiğini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren mevduata işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte şimdilik 7.800,00 TL kâr mahrumiyetinden oluşan maddi tazminat ile 1.050.00 TL havale ücretinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 30.01.2012 tarihinde maddi tazminat talebini 43.090,06 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın açılan vadeli hesaplara cari faizin uygulanacağı, bunun dışında söz konusu hesaplara herhangi bir faiz ödemesinin yapılmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığı bünyesinde genelgesi doğrultusunda hareket ettiğini, bu nedenle kâr mahrumiyetinin bulunmadığını, davacının isteği üzerine hesabın aktarımı için 1.050,00 TL'lik masraf alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu vesayet hesabı üzerinde dava dışı Adalet Bakanlığı'nın tasarruf yetkisinin bulunmadığı, davalı banka ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanmış protokole ilişkin genelgenin bu protokolün tarafı olmayan davacı adına açılmış bulunan vesayet hesabına fiilen uygulanmakta olan faiz oranlarından daha düşük oranlarda faiz uygulanmış olması işlemine hukuki açıdan dayanak oluşturmadığı,
dava dışı TC Ziraat Bankası A.Ş. ile Adalet Bakanlığı arasında imzalanmış davaya konu türden bir protokol de bulunmadığından mahkemece vesayet altına alınmış olan davacının mevduatının milli banka olan TC Ziraat Bankası A.Ş. veya bir başka milli banka nezdinde değerlendirilmesi yönünde karar alınmış olmasına rağmen davacının mevduatının aylık ortalama % 9'lar düzeyinde faiz oranlarından değerlendirileceğinin aşikar olduğu; bu nedenle, davalı bankanın uygulamasının mahkeme aracılığıyla kurulan fiili mevduat sözleşme ilişkisine bağlı afaki iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğu;
davalı bankaca dava konusu vesayet hesabına cari faiz oranı dışında ilave % 1 faiz oranı tahakkuk ettirilmek suretiyle davalı Vakıflar Bankası T.A.O.
Genel Müdürlüğü Hazine Başkanlığı'nın 2008/60 sayılı genelgesi dışında işlem yapıldığı; bunun da sözkonusu genelgenin davacı taraf yönünden bağlayıcı olmadığını açıkça gösterdiğini, davalı bankaca vesayet altına alınan davacının hesabına daha düşük düzeylerde faiz oranlarının uygulanmış olmasının MK’nın 441 ve 466. maddelerine aykırılık teşkil ettiği; davalı bankanın davacı aleyhine BK’nın 61.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleştiği;
ancak, vesayet makamının talimatına istinaden davalı bankaca davacı adına açılmış olan vesayet hesabının kapatılmasından sonra taraflar arasında varılan mutakabata göre davacı adına yeni bir vadeli hesap açıldığı; bu hesabın açılış tarihinden itibaren artık davalı banka ile davacı arasında vesayet hukuku dışında normal müşteri-banka ilişkisinin başlamış olduğundan, davacı adına açılan yeni hesabın vade sonunda kapatılmasını müteakip bakiyenin başka bir bankaya transfer işleminin vesayet makamınca gönderilen müzekkere ile bağlantısının bulunmadığı,
bu itibarla davalı bankanın hukuken bu transfer işlemi dolayısıyla makul düzeyde bir havale ücreti tahsil etmek yetkisine sahip bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 42.040,06 TL'nin 7.800,00 TL’lik bölümüne 20.04.2011 dava tarihinden, 34.240,06 TL’lik bölümüne 30.01.2012 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15934, K. 2013/14363, 5 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama