KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15940 E., 2013/13945 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/05/2012 tarih ve 2011/203-2012/94 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın tanınmış "Advantage" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış markaları ile iltibasa neden olabilecek şekilde "EV AVANTAJ SINIRSIZ+ŞEKİL" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkili banka tarafından yapılan itirazın YİDK'nca reddedildiğini, verilen kararın haksız olduğunu, taraf markalarının görsel ve işitsel açıdan benzer olduğununu, müvekkili markaların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ve başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, 18.10.2011 tarihli YİDK.'nun kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli EV AVANTAJ SINIRSIZ+ŞEKİL ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin EV AVANTAJ SINIRSIZ+ŞEKİL ibare ve biçimli marka tescil başvurusuyla davacının ADVANTAGE ibareli markalarının benzer olmadığını, müvekkilinin davacı ile farklı faaliyet alanında bulunduğunu, müvekilli başvurusuna konu olan işaretin ev biçimini ihtiva eden şekil içerisinde avantaj ve ev kelimelerinin farklı renk ve kompozisyonda kullanımıyla oluşturulduğunu, avantaj kelimesinin bütünde tamamlayıcı unsur olduğunu, üstünlük kazanım ve yarar anlamını taşıyan avantaj kelimesinin tek bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markaları ile davalı başvurusunun konusu olan işaret arasında esas ve yardımcı(=tamamlayıcı) unsurları, biçim ve umumî intiba itibariyle bir benzerlik bulunmadığı, avantaj ibaresi, davalı başvurusunda, davacı markalarında olduğu gibi advantage biçiminde değil, Türkçe’de bilinen kelime biçimi ve yazılış şekliyle yazıldığı, bütün olarak bakıldığında da zaten şekil, sözcükler ve bunların bir araya getiriliş kompozisyonu gibi diğer ayırt edici unsurlar yanında tanımlayıcı biçimde ve yardımcı unsur olarak kullanıldığı,
avantaj kelimesinin gerçek anlamıyla bu tür bir kullanımının engellenmesi ise mümkün olmadığı, davalı başvurusunun konusu olan işarette yer alan avantaj ibaresi başına gelen ev kelimesi ve sonundaki aksaş sözcüğüyle değişik renk ve biçimlerle ayrı ve özgün biçimde oluşturulmuş bambaşka bir anlam ve mesaj vermekte olduğu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmak kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15940, K. 2013/13945, 1 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama