KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6714 E., 2025/4799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/972 Esas, 2024/1368 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/168 E., 2024/14 K.
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; hükümsüzlüğü talep edilen her üç marka tescilinde de “..” ibaresinin markanın başlangıç kısmında yer aldığı, markaların ikinci kelime unsurunu oluşturan “..”, “...” ve “...” ibarelerinin marka tescilleri kapsamında yer alan 7. sınıftaki mallar ve marka sahibinin faaliyet alanı açısından tanımlayıcı olduğunu, markanın esas unsuru niteliğinde olan “..” ibaresinin müvekkilin tanınmış “...” ibaresinin başlangıç kısmı ile aynı olması sebebiyle;
dava konusu marka tescillerinin sahibinin, müvekkilinin “...” markasının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayacağını ileri sürerek davalı adına kayıtlı, 2016/22229 sayılı "..", 2016/22238 sayılı "..", 2016/22243 sayılı ".." ibareli markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25/1 hükmü atfıyla 6/1 ve 6/4 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; markaların Kurum tarafından başvuru aşamasında, benzerlik araştırmasının yapıldığını, karşı tarafın yapmış olduğu itirazların reddedildiğini, davacının itiraz hakkının bulunmadığını, davacının dayandığı markayı 12.09.2018 tarihinde devraldığını, ayrıca bu markanın devreden ve davacı tarafından hiç kullanılmadığını, kullanılmayan bir markaya dayanarak dava açılamayacağını, iki tarafın sektörlerinin tamamen farklı olduğunu, sözcüğün Slav dillerinde su anlamına geldiğini, bu yüzden su pompası için kullanılan bir marka olduğunu, emtia bakımından bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı adına kayıtlı 2013/92430 no.lu "voda" markası ile davalı adına kayıtlı 2016/22229 no.lu "vodaelectric", 2016/22238 no.lu "..", 2016/22243 no.lu ".." ibareli markaların asli unsurunun ".." kelimesinden oluştuğu, davalının markasının ön kısmında dikkat çekecek şekilde yer verdiği, her iki markanın da beyaz zemin üzerinde mavi renkten ve küçük harflerden oluştuğu, davalı markalarının baskın unsurunun "." ibaresinin olduğu, davalı simgesinin geri planda kaldığı, her iki markanın birbirine yüksek oranda benzediği, her iki markanın da emtia benzerliklerinin bulunduğu,
davalı kullanmama defini ileri sürmüş ise de davacının mesnet 2013/92430 no.lu markasının sicile kaydının 18.08.2015, dava tarihinin ise 25.09.2018 olduğu, hoşgörü süresi dolmadığından, davalı talebinin yerinde görülmediği, her iki markanın benzerliğinin SMK'nın 6/1. maddesinde belirtilen orta düzeydeki tüketici nezdinde karıştırma ihtimali doğuracağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2016/22229 no.lu "..." ibareli, 2016/22238 no.lu ".." ibareli, 2016/22243 no.lu ".." ibareli markaların ayrı ayrı hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6714, K. 2025/4799, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama