KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4026 E., 2026/954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/497 Esas, 2025/776 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/396 E., 2021/263 K.
Karar Metni
1.184 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait “... ibareli markanın uzun yıllardır hem ticaret unvanın esaslı unsuru olarak hem de markasal anlamda nizasız ve fasılasız bir şekilde kullanılan tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkilinin ..." tanınmış markası ile birlikte, ..." sözcüğünün baş harfi olan “V” den oluşan onlarca markanın sahibi olduğunu, hal böyle iken davalının 29.08.2019 tarihinde, 2019/81428 başvuru sayısı ile işlem gören “V" ibareli markasının 11. sınıfta tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini,
davaya konu markanın müvekkilinin "V" ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup ortalama tüketicinin anılan ürünü kullanmış olmasa dahi hayatın olağan akışı içerisinde 30 yıldan uzun bir süreden beri reklamlarda, mağazalarda, panolarda, billboardlarda sürekli olarak karşılaştığı müvekkiline ait markanın tesiri altında kalarak davaya konu markayı müvekkilinin seri markaları içinde algılayacağını,
öte yandan müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davalının müvekkilinin markasının bu tanınmışlığından haksız menfaat temin etmek amacıyla kötüniyetli olarak başvuruda bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve tescil edilmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkilinin içerisinde herhangi bir elektronik ve mekanik aksam bulunmayan ürünlerin satışını yapmakta ve bu sektöre ait mühendislik hizmetleri verdiğini, bu itibarla davacının ürün grubunun müvekkilininkinden farklı olduğunu, müvekkilinin markasında bulunan "V" harfinin yuvarlak içine alınmış şekli ve yazı tipi olarak davacı tarafa ait marka tescillerinden bağımsız, ilgisiz ve farklı olduğunu, davacının, markasında bulunan ..." ibaresindeki "V "harfinin her türlüsünü tekelinde tutma saikinin kabul edilemeyeceğini,
marka kapsamlarında bulunan emtiaların benzerlik içinde bulunmadığını, davacının markasında bulunan ..." ibaresindeki "V "harfinin her türlüsünü tekelinde tutma saikinin korunmayacağını, marka işaretleri benzer görülse dahi marka kapsamlarında bulunan emtiaların farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itiraza mesnet markalar özellikle logo itibariyle tereddütsüz bir şekilde tanınmış ise de, bu tanınmışlığın görsel unsurlar ile sınırlı olduğunu, davacının ve bağlı bulunduğu şirketler grubunun da kullanımları bu şekildeyken ve ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları algı da bu yönde iken, alfabedeki 29 harften biri olan ve kimsenin tekeline bırakılması mümkün olmayan “V” harfine ilişkin tüm kullanımlar üzerinde koşulsuz şartsız hakkı olduğunun kabul edilemeyeceği,
taraf markaları ile karşı karşıya kalan ortalama tüketicide markalar arasında bir şekilde ilişki kurmasına neden olabilecek düzeyde bir yakınlaşmanın mevcut olmadığı, dayanak markanın sahip olduğu görsel özellikleri ve bu görselin yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmadığı, dolayısı ile uyuşmazlık konusu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca karıştırılmaya neden olabilecek mahiyette bir benzerliğin mevcut olmadığı,
davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığından SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği, başvurunun kötüniyetli olduğuna dair yeterli delil bulunmadığından markanın hükümsüzlüğünden söz edilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığın karşılaştırılan markalar arasındaki "v" harfi ortaklığından kaynaklandığı, harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına tescillerinin mümkün bulunduğu,
bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda taraf markalarında ortak olarak kullanılan "V" harflerinin düzenlenme biçimlerinin, şekillendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu markada yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, buna göre başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da yer almadığı,
öte yandan, davacı markaları yönünden SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların oluşacağı kanıtlanamadığı gibi taraf markaları benzer olmadığından, tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kabulüne elverişli delil sunulmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, başvuru markası ile itiraza mesnet markaların SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalini oluşturacak şekilde benzer olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücü de dikkate alınmalıdır.
Bu anlamda, markalarda yer alan ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kimsenin tekeline verilemeyecek olan tanımlayıcı ibareler karşılaştırmada dikkate alınamaz. Tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın ve tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden herkesin kulllanımına açık olan ve bu sebeple ayırt edicilik düzeyi zayıf ibareler yönünden ise koruma düzeyinin düşük tutulması ve bu hususta kimseye tekel hakkı verilmemesi gerekir.
Zira, marka kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı veya tanımlayıcıya yakın ibareleri esas unsur olarak içeren markalar baştan itibaren ayırt edicilik gücü zayıf marka konumunda olup, bu tür zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceği göz önüne alınmalıdır.
Uyuşmazlığa uygulanması gereken SMK'nın 6/1 hükmünde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin ise marka olarak tescil edilebileceği, somut olayda davalının başvuru markasının beyaz zemin üzerinde kırmızı olarak yuvarlak içine alınmış v harfinden oluştuğu, davacının itiraza mesnet markalarında da kırmızı renkli v harfinin yer aldığı, bu kapsamda davalının, başvuru markasına ayırt edicilik kazandırmadığı gibi biçim, renk ve yazım itibarı ile de davacı markasına yaklaşmış olduğu hususu gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4026, K. 2026/954, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama