KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2006/8596 E., 2007/2376 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2007
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
274 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ve vek. Av. ... gelmiş diğer taraftan gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine başlattığı 2003/1643 esas sayılı takibin dayanağı olan senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, icra mahkemesince alınan rapor sonucuna göre, dava konusu bonodaki imzanın davacı eli mahsulü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının davalıyı Cumhuriyet Savcılığına şikayeti üzerine alınan 28.10.2003 tarihli raporda, dava konusu senetteki imzanın "... elinden çıkıp çıkmadığı hususunda herhangi bir kanaat beyanında bulunulması mümkün olmamıştır." denilmiştir.
İcra Mahkemesinden alınan 24.12.2003 tarihli raporda da " imzanın ... eli ürünü olduğu tespiti yapılmıştır.
Son olarak mahkemece alınan 23.06.2005 tarihli raporda ise " inceleme konusu imzaların aidiyetinin ... eli ürünü olup olmadıklarının tespit edilemediği" bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece dava sırasında alınan rapor ile diğer raporlar arasındaki aykırılık gözetilerek bu raporlardaki görüşleri de irdeleyerek sonuca ulaşan telif edici yeni bir uzman bilirkişi kurulu raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2006/8596, K. 2007/2376, 12 Mart 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama