KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2025/14147 E., 2026/1250 K.
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/430 E., 2025/253 K
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Detayı
404 kelime·2 dk okuma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "dosya kapsamında sanığın atılı suçu işlediğini gösterir her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, sanığın metruk binaya uyuşturucu ticareti yaptığı düşünülen şikâyetçi hakkında muhbirlik amacı ile girdiğine, olay yeri raporundan da söz konusu yerin kullanılmayan bir bina niteliğinde olduğunun anlaşıldığına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi üzerinden cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın suç kastının bulunmaması nedeniyle suçun oluşmadığına,
sanığın hırsızlık kastıyla hareket etmediğine, aksinin kabulü halinde ise sanığın almaya teşebbüs ettiği iddia edilen malın değer azlığı gözetilerek ceza vermekten vazgeçilmesi gerektiğine, sanığın düzenli bir hayat yaşamakta olup hayat tarzı gözetildiğinde hakkında takdiri indirim uygulanması gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Şikâyetçinin aşamalardaki beyanlarında, olay günü ikametinin balkon ışığının yandığını görmesi üzerine koşarak ikametine gittiğinde apartman boşluğunda sanığı fenerle dolaşırken gördüğünü, sanığın kendisini görmesi üzerine paniklediğini,
kaçmasını engellemek için tutmak istediği sırada aralarında boğuşma yaşandığını ifade ettiği, sanığın kolluk ekiplerince yakalandığında ise şikâyetçinin ikametinden çalınan cep telefonları ve falçatanın montunun ceplerinden, makasın ise sanık ve şikâyetçinin arbede yaşadığı konumda yerden ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin bütün halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149. maddesinde tanımlanan yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisinin,