KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/22307 E., 2023/10466 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1690 Esas, 2021/865
- Hüküm/karar
- Davacının İstinaf Başvurusunun Reddine/Davanın Reddine
- İlk derece mahkemesi
- Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/666 Esas, 2017/458 Karar
Karar Metni
757 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
01.09.2010 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi yapılmış olan aracın çarpması neticesi meydana gelen kazada davacının ve iş gücü kaybına uğradığını, kazanın davalının eylem ve kusurundan sorumlu olduğu dava dışı sürücünün asli ve tam kusuru neticesinde meydana geldiğini davalı şirketin tüm zarardan sorumlu olduğunu davacının kaza sebebiyle çalışma gücünü yarıya yakın oranda kaybettiğini, davalı şirkete iş gücü kaybına yönelik tazminat için başvuru yapıldığını ancak tazminat talebinin reddedildiğini,
belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 3.000 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasından itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; iş gücü kaybından kaynaklı tazminat istemlerinin kaza tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını sigortalının kusurunun ispatlanması gerektiğini, davacı yanın sürekli sakatlık ve maluliyeti olmadığını, davacı yan tarafından dava dosyasına sunulmuş işgücü kaybına dair hiçbir delil ve belge bulunmadığını, davacı da mevcut olduğu iddia edilen maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, davacının bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumu tespit edilerek,
mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için kurum tarafından davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ile maluliyet nedeni ile bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin sorulması gerektiğini, dava tarihinden itibaren faiz talebinden sorumlu tutulabileceklerini, savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ATK raporu ile davacının sürekli maluliyetinin oluşmadığının belirlendiği, iyileşme süresinin 3 aya kadar sürebileceğinin tespit edildiği, davacının kaza tarihinde 16 yaşından küçük olduğu tespit edilmekle yaşı itibari ile gelir getiren bir işte çalışmasının söz konusu olmadığı, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı bulunmadığından geçici işgöremezlik zararının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin öğrenci olduğunu, eğitim hayatının uzadığını maluliyet raporlarına ilişkin talebin değerlendirilmediğini, davacı aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetsiz olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan 04.05.2017 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya ve oluşa uygun olduğunun anlaşılmasına, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan raporda; (... oğlu, 13.09.1997 doğumlu ...'ın 01/09/2010 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının yönetmenlik hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı cihetle sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme sürecinin 01/09/2010 tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin ...) tespit edilmiş olmasına,
kaza tarihinde 13 yaşında olan davacı küçüğün geçici iş göremezlik döneminde gelir getiren bir işte çalıştığının iddia ve ispat edilememiş olması sebebiyle davacı küçüğün tedavi süresince uğradığı bir zarardan söz edilmesinin mümkün olmamasına göre.." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdiği nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/22307, K. 2023/10466, 9 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama