İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2024/5509 Karar: 2025/6788 Tarih: 2025

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/5509 K.2025/6788

7. Ceza Dairesi 2024/5509 E. , 2025/6788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/324 E., 2024/902 K. SUÇ : 3359 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : İstinaf isteminin düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2024/5509 E. , 2025/6788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/324 E., 2024/902 K. SUÇ : 3359 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : İstinaf isteminin düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2024/5509 E. , 2025/6788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/324 E., 2024/902 K. SUÇ : 3359 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : İstinaf isteminin düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2023 tarihli ve 2022/773 E., 2023/1216 K. sayılı kararı ile sanığın, 3359 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, netice erteli 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 05.03.2024 tarihli ve 2024/324 E., 2024/902 K. sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun, mahkûmiyet hükmü beraat şeklinde ve idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına şeklinde düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, İlk Derece Mahkemesi tarafından sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 3359 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkumiyet kararı verilmesine rağmen bu hususun tartışılmamasının, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulmasına rağmen akibeti araştırılmadan karar verildiğinin gözetilmemesinin, sanığın eyleminin 3359 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturup oluşturmadığı yönünde uzman görüşü alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde sanığa isnat edilen eylemin pratisyen hekimlik mesleği alanına giren bir tıbbi müdahale olup olmadığı hususunda uzman görüşü alınmadan karar verilmesi nedeniyle temyize konu kararın bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de 3359 sayılı Kanun'un Ek 11/2. maddesinde yetkisiz ve ruhsatsız sağlık hizmeti sunulmasının yaptırıma bağlandığı, öte yandan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliğinin 9/1. maddesinde yer alan "... ilgili alanda “uygulama sertifikası” bulunan tabip ... tarafından yapılabilir." şeklindeki ve yine aynı Yönetmeliğin 17/1-e maddesindeki "Tabip ve diş tabipleri uygulama sertifikası ile yetkilendirildikleri alan dışında uygulama yapamazlar." ile 18/1. maddesindeki "Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uymayanlar hakkında, Ek-4’te yer alan idari müeyyideler uygulanır." şeklindeki düzenlemelerle tabiplerin bu yönetmelik kapsamında yetkilendirildikleri alan dışındaki geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının kabahat olarak düzenlendiği, dosya kapsamına göre sanığın tabip olduğu, ruhsatının bulunduğu, ayırca yukarıda bahsi geçen yönetmelik uyarınca homeopati uygulama yetki belgesinin bulunduğu anlaşılmakla, tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın üzerine atılı suçu işlemediği sabit kabul edilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesinin, 05.03.2024 tarihli ve 2024/324 E., 2024/902 K. sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,12.05.2025 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 3359 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına” ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Bölge Adliye Mahkemelerince verilip temyiz edilen kararlarla ilgili temyiz incelemesi yapan Yargıtay Ceza Dairelerinin verebilecekleri kararlar 5271 sayılı CMK.nun 302 ve 303. maddelerinde gösterilmiştir. Kanunun 302. maddesinde “temyiz isteminin esastan reddi” ile “bozma”, 303. maddesinde ise “hukuka aykırılığın düzeltilmesi” verilebilecek kararlar olarak sayılmıştır. Bu iki maddede de “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması” diye bir tabir kullanılmamıştır. Kaldı ki 5271 sayılı CMK.ndaki temyiz incelemesi mantığına da “onama” tabiri uygun değildir. CMK.nda kural olarak temyiz nedenleriyle bağlılık esastır. CMK.nun 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık halleri dışında, yine Kanunun 301. maddesi uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlarda temyiz incelemesi yapabilecektir. Temyize tabi kararda, hukuka kesin aykırılık dışında temyiz başvurusunda belirtilmeyen aykırılıklar olsa bile bozmaya konu edilemeyeceğinden, Kanun Koyucu bilinçli olarak denetime tabi “kararın onanması” tabirine de yer vermemiştir. Bu anlatılanlar nedeniyle “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ” yerine “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASI” yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 12.05.2025

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla