Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13115 E. , 2024/8594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR TARİHİ : 14.10.2020 SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13115 E. , 2024/8594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR TARİHİ : 14.10.2020 SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.05.2018 tarihli iddianame ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2018 tarih, 2018/376 Esas, 2018/851 Karar sayılı kararı ile kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. B. Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 14.10.2020 tarihli, 2019/1743 Esas, 2020/2487 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; gerekçeli kararda ceza tarihlerinde tutarsızlık ve ifadelerde karışıklık olduğuna, temyiz talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanığın 15.01.2018 tarihli eylemi ile üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi ve 11.04.2018 tarihli eylemi ile bulunduğu yerde uyuşturucu madde ele geçirilmesi üzerine sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında uyuşturucu madde kullanma suçu yönünden kamu davası açılmış ise de ; sanığın aynı denetim süresi içerisindeki eylemi bakımından İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1182 Esas sayılı dava dosyası kapsamında sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olduğu kararın kesinleştiği nazara alındığında yargılama sürecinde söz konusu eylemlerin aynı denetim süresi içerisinde birlikte değerlendirilmesi gerekeceğinden aynı soruşturma dönemi dahil olan ... bakımından suç tarihi de gözetildiğinde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında işlenmiş ikinci ... olarak değerlendirilmekle bu yönde dava şartı gerçekleşmediğinde kamu davasının düşmesi yönünde karar verilmiştir. Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinden sonra işlenen aynı tür ... ile kamu davası açıldıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce işlenen eylemler bakımından birlikte yargılama yapılması gerekeceğinden bu yöndeki kamu davalarının birleştirme imkanı olmadığı için yasadaki 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamındaki düzenleme kamu davası açılmasının sanık aleyhine bir durum olarak değerlendirilmeyip hüküm verilmiş olması sanık aleyhine bir durum olarak değerlendirilmekle ... aynı denetim süresi içerisinde işlenmiş ikinci bir ... olarak değerlendirilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesinin kamu davasının düşmesine dair kararı, sanık hakkında İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 ve 20.06.2017 tarihli eylemleri nedeniyle 2017/1182 Esas 2018/253 Karar sayılı ve 13.03.2018 tarihli kararı ile mahkumiyet kararı verdiği, yargılama konusu eyleminde mahkumiyet kararından önceki tarihe ait olması gerekçesine dayandırdığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin verdiği karara dayanak yaptığı İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/1182 Esas sayılı dosyasında kamu davasının 13.12.2017 tarihinde açıldığı, bu tarihten sonra hukuki kesinti oluşmakla, sanığın inceleme konusu 15.01.2018 ve 11.04.2018 tarihli eylemlerinin müstakil ayrı zincirleme şeklinde bir suçu oluşturduğu değerlendirilerek, bu yönde usul ve yasaya uygun olmayan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir. Ancak, 15.01.2018 tarihli eylemi nedeniyle kamu davasının 28.05.2018 tarihinde açıldığı, 11.04.2018 tarihli eylemden dolayı ise kamu davasının 20.02.2018 tarihinde açıldığı, iddianame düzenlenene kadar gerçekleşmiş bulunan eylemlerin zincirleme suç hükümleri değerlendirildiğinde bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla suçun işlendiğinin kabul edilmesinin gerektiği, bu nedenle sanığın iki ayrı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçundan söz edilemeyeceği, sanığın zincirleme şekilde tek kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçunun söz konusu olduğu belirlenmekle, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkrası, 43 ve 62 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanık hakkında daha önce kamu davasının açılmasının ertelemesi kararı verilerek uyulmaması nedeniyle kamu davası açılmış olup bu davada da mahkumiyetine hükmedilmiş bulunması nazara alınarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası koşullarının olayda gerçekleştiği belirlenerek mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca “kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve erteleme süresi içerisinde asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması” kararı verilmesini takiben, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılmasından sonra, şüphelinin yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden ikinci suç nedeniyle doğrudan kamu davası açılacağı tartışmasızdır. Somut olayda, sanığın 15.01.2018 ve 11.04.2018 tarihli eylemi nedeniyle 5237 Sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıcı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, UYAP ve adli sicil kaydından yapılan incelemede, sanığın 25.02.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, 21.03.2016 tarihli karar ile 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, sanığın 20.06.2017 tarihli eylemi ihlal kabul edilerek 13.12.2017 tarihli iddianame ile 5237 Sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2017/1182 Esas, 2018/253 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelenmesine karar verildiği, kararın 28.03.2018 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla; Sanık hakkında, daha önce 25.02.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, 21.03.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı, 25.02.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, bu kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan dava açma koşulunun oluşmadığı zira Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği, 25.02.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediği için inceleme konusu 15.01.2018 ve 11.04.2018 tarihli eylemin de erteleme kararı kesinleşmeden işlenmiş olduğunun göz önüne alınması gerektiği anlaşıldığından, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2017/1182 Esas, 2018/253 Karar sayılı kararı ile ilgili olarak olağanüstü kanun yoluna başvurulması için bildirimde bulunup, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde suçundan açılan tüm dava dosyalarının aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dava dosyası arasına alınıp sonucuna göre, tüm deliller birlikte değerlendirilip, doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı ve sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması, B. Kararın gerekçesinde; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkrası, 43 ve 62 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmesine rağmen hüküm başlığı altında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 62 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 14.10.2020 tarihli, 2019/1743 Esas, 2020/2487 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2024 tarihinde karar verildi.