İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/18433 Karar: 2024/5832 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/18433 K.2024/5832

8. Ceza Dairesi 2024/18433 E. , 2024/5832 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1036 E., 2021/761 K. SUÇ : Parada Sahtecilik HÜKÜM : Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Sanığa atılı Türk Ceza Kanunu'nun 197/3 ncü maddesinden kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/18433 E. , 2024/5832 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1036 E., 2021/761 K. SUÇ : Parada Sahtecilik HÜKÜM : Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Sanığa atılı Türk Ceza Kanunu'nun 197/3 ncü maddesinden kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/18433 E. , 2024/5832 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1036 E., 2021/761 K. SUÇ : Parada Sahtecilik HÜKÜM : Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Sanığa atılı Türk Ceza Kanunu'nun 197/3 ncü maddesinden kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine göre hükmün temyize tabi olmadığı ve duruşma açılmaksızın verilen beraat kararının 5271 sayılı Kanun'un 290 ıncı maddesi uyarınca, sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermeyeceği cihetle bozma kararıverilemeyeceğine ilişkindir. Yargıtay (8). Ceza Dairesinin, 28.03.2024 tarihli ve 2021/18922 Esas, 2024/2851 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2024 tarihli ve 8 - 2021/87841 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtiraza konu uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığına ilişkindir. (CMK m. 286/2-d) Parada sahtecilik kenar başlıklı 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin üçüncü fıkrasında "(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmüne yer verilmiştir. Temyiz kenar başlıklı 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise bölge adliye mahkemesince verilen kararların kural olarak temyize tabi olduğu belirlenmiş, aynı maddesinin ikinci fıkrasında da kurala ilişkin istisnalar düzenlemeye konu edilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası yeniden düzenlemeye konu edilen 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde, istisnanın da istisnası olarak değerlendirilmesi gereken ayrı bir düzenlemeye yer verildiği görülmektedir. Söz konusu madde; "(Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118 sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları " temyiz edilemez hükmünü içermektedir. Bu düzenlemeye göre, üst sınırı 2 yıla kadar olan tüm suçlarda; ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 5237 sayılı Kanun'un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası dışında kalan mahkumiyet hükümleri temyizi kabil olup; ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen ancak, 5237 sayılı Kanun'un 272 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan mahkumiyet hükümleri ile verilen beraat kararları ise kesin nitelikte olacaktır. Somut olayda, sanığa atılı Türk Ceza Kanunu'nun 197/3 üncü maddesinde yazılı sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek tedavüle koyma suçunun kanunda yazılı cezasının üst sınırı 1 yıl hapis olup, istinaf başvurusu üzerine ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen bir mahkumiyet kararı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 07.05.2021 tarihli 2020/1036 Esas 2021/761 Karar sayılı, sanığın mahkumiyetine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın atılı suçtan beraatine ilişkin kararın Cumhuriyet savcısı tarafından suç vasfına yönelik bir temyiz başvurusunun da bulunmadığı nazara alındığında, temyizi kabil nitelikte olmadığı, temyizen incelemeye konu edilerek onanmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir. Kaldı ki Yüksek Daireniz ilamında da yer verildiği gibi, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin kararı, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde duruşma açılmaksızın, evrak üzerinde ilk derece mahkemesince belirlenen hapis cezası kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle temyiz edilmiş olup, bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 290 ıncı maddesi uyarınca, sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermeyeceğinden, bu yönüyle de dosyanın esastan incelemeye konu edilemeyeceği talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın birinci itiraz gerekçesi yönünden yapılan incelemede; Sanık hakkında düzenlenen iddianamede Türk Ceza Kanunu'nun 197/3 ncü maddesi gereğince cezalandırılması talep edildiği, ancak Didim Asliye Ceza Mahkemesince Türk Ceza Kanunu'nun 197/1 nci maddesi gereğince verilen görevsizlik kararına göre yargılamanın Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülüp sonuçlandırıldığı ve sanığın Türk Ceza Kanunu'nun 197/3 ncü maddesince mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. Hükmün istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince duruşma açılmaksızın yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince sanığın Türk Ceza Kanunu'nun 197/3 ncü maddesi gereğince mahkumiyetine ilişkin karar kaldırıldıktan sonra mahkumiyet kararı bütün hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalkmış bulunduğundan beraat kararının davaya ... oluşturan görevsizlik kararındaki niteleme olan Türk Ceza Kanunu'nun 197/1 nci maddesi gereğince verilmiş bulunduğunun kabulü gerektiğinden somut olayda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-d bendinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu hususun yanında Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.10.2023 tarihli ve 2023/9-55 esas, 2023/515 karar sayılı ilamında açıklanan '' Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca ... hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlanmaları mümkün ise de kanunlarla getirilen düzenlemelerin bir ... hak ve özgürlük olan mahkemeye erişim hakkını daraltıcı şekilde yorumlanamayacağı, kanuni düzenlemeler yorumlanırken Anayasa ve uluslararası sözleşmeler gibi üst normların da gözetilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Aksinin kabulü, Anayasa'mızın ... hak ve hürriyetler arasında yer verdiği "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ile AİHS'nin 6. maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilecektir. Ceza adalet sistemimizde, bir suçun ... şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin temyiz edilemezlik sınırının belirlenmesinde esas alınması gerektiği, ancak bu hâlde adil yargılanma hakkının yeterince uygulanabilir ve etkili olmasının sağlanabileceği kabul edilmelidir.'' düşünceye göre suçun nitelikli hallerinin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-d maddesinde düzenlenen sınırın belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Bu düşünceye göre de somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün temyize tabi olduğunun kabulü gerekmektedir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ilk itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ikinci itiraz gerekçesi bakımında yapılan değerlendirmede; Dairemizin itiraza konu ilamı içeriğinde de vurgulandığı üzere; Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin olayın daha ziyade aydınlanmasına gerek bulunmadığı yönünde dosya içeriğine uygun bulunan uygulaması isabetli ve sanık yararına olan hukuk kurallarına aykırılık söz konusu olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ikinci itiraz gerekçesi de yerinde görülmemiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28.03.2024 tarihli ve 2021/18922 Esas, 2024/2851 Kararı ile ilgili itirazı incelenmek üzere, Dava dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla