Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/25825 E. , 2025/3954 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/475 E., 2018/460 K. SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şarkışla Cumhuriyet Başsavcılığı
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/25825 E. , 2025/3954 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/475 E., 2018/460 K. SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şarkışla Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.10.2017 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 206/1. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Şarkışla Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.07.2018 tarihli kararı ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesi delaletiyle 267/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan ise, aynı Kanun'un 206/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 53 ve 58. maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği ve söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 11.09.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 21.10.2024 tarihli ve 2021/26294 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111418 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/05/2013 tarihli ve 2013/3027 Esas, 2013/8144 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, iftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268. maddesinde tanımlanan, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanarak başkası hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlaması gerektiği, somut olayda sanığın ilk olarak kolluk görevlilerine kardeşi ...'ye ait kimlik bilgilerini vererek, kendisini bu kişi olarak tanıtmak suretiyle parmak izi formu düzenlemesini sağlamak şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen "resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturacağı gözetilmeden, ayrıca suç vasfında yanılgıya düşülerek "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçundan da yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle, kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde, 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur. 2. Hükümlünün de aralarında bulunduğu mevsimlik işçilere yönelik kolluk güçlerince yapılan kimlik kontrolünde, hükümlü ...'nin kendisini ağabeyi olan mağdur ...'nin kimlik bilgileri ile tanıtması nedeniyle mağdur adına (yakalama tutanağı, adli muayene raporu vb.) belgeler düzenlenmesi sonrasında yapılan parmak izi incelemesi sonucunda gerçek kimlik bilgilerine ulaşıldığı olayda; hükümlüye isnat olunan herhangi bir suç soruşturması veya kovuşturmasının bulunmaması, savunmasına göre denetimli serbestlik tedbirinden kaçmak amacıyla kendisini mağdurun kimlik bilgileriyle tanıtması ve mağdur adına bir takım soruşturma evrakının tanzim edilmesi şeklindeki eyleminin bütün olarak 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde tanımlanan "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu ve yalnızca bu suçtan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, tek olan eylemin ikiye bölünerek ayrıca başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan da yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Şarkışla Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2017/475 Esas, 2018/460 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan hükmolunan CEZANIN KALDIRILMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2025 tarihinde karar verildi. ...