Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/25944 E. , 2025/3962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/193 Esas 2021/505 Karar SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.06.20
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/25944 E. , 2025/3962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/193 Esas 2021/505 Karar SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.06.2020 tarihli iddianamesiyle hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268/1. maddesi delaletiyle 267/1. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Malatya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 01.11.2024 tarihli ve 2024/8820 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2024 tarihli ve KYB-2024/114292 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 04/12/2012 tarihli ve 2016/19357 esas, 2018/668 sayılı ilâmında yer alan "...Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.06.2017 tarih, 2015/184 Esas ve 2017/316 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; hakkında herhangi bir resmi belge düzenlenmeden gerçek kimliğini ikrar ettiği ve tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği olayda; iftiranın özel bir şekli olan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun, tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgileri ile düzenlenmiş olması ve sanığın gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre düzenlenmiş herhangi bir belgenin bulunmaması gözetildiğinde ise resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmayacağı, sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesinde.... tanımlanan“kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda inceleme dışı... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında kolluk görevlileri tarafından...'ya ait adreste yapılan aramada esnasında sanığın da bulunduğu ve kimlik belgesinin istenilmesi üzerine, abisi olan ...'ın kimlik belgesini ibraz ettiği, ancak belge üzerinde bulunan fotoğrafın ibraz eden şahsa benzememesi üzerine sanığın gerçek kimlik bilgilerini beyan ettiği, bu hususun 31/01/2020 tarihli tutanak ile tespit edildiği ve Mahkemece kabulün bu şekilde yapıldığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin iftira suçunu değil, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen gerçek kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak kabahatini oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. İftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, herhangi bir suç soruşturması olmadan resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirilmesi gerekeceği belirlenmiştir. 2. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, ....... isimli bir şahsın uyuşturucu madde ticareti yaptığı yönünde bilgi alınması üzerine Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile bu şahsın ikametinde yapılan aramada, salon kısmında bulunan hükümlünün kolluk görevlilerine abisi olan .......'nın sürücü belgesini ibraz ettiği, üst aramasında bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildiği, ibraz ettiği kimlikte bulunan fotoğraftaki şahsın hükümlü olmadığının görülmesi üzerine tekrar sorulduğunda gerçek kimliğini görevlilere beyan ettiği anlaşılmakla; hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde düzenlenen "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçundan soruşturma başlatıldığının anlaşılması karşısında, hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu, ancak mağdur hakkında adlî soruşturma başlamadan önce gerçeği söylemesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 269/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 15.05.2025 tarihinde karar verildi.