Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2025/292 E. , 2025/458 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 384-406 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1, 89/2-b, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün ha
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2025/292 E. , 2025/458 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 384-406 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1, 89/2-b, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Elmadağ 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.03.2015 tarihli ve 473-275 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan)18. Ceza Dairesince 05.12.2019 tarih ve 6238-17322 sayı ile; "a- Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen TCK'nın 89/1. maddesinin uygulanması suretiyle CMK'nın 226/1. maddesine aykırı davranılması, b- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 12.11.2020 tarih ve 11-502 sayı ile; sanığın aynı suçtan TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 22.02.2022 tarih ve 8435-1302 sayı ile; "...Eylemin bir bütün olarak TCK'nın 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçuna vücut verdiği ancak, aynı maddenin (5) nolu fıkrası gereği kasten yaralama suçunun nitelikli hâllerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca TCK'nın 86... . maddelerinin ilgili fıkra hükümlerinin sanık hakkında uygulanması gerektiği anlaşılmakla; yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleşen olayda sanık ...'ın müşteki ...'a yönelik eyleminin TCK'nın 265/5. maddesi delaletiyle TCK'nın 86, 87. maddeleri kapsamındaki kasten yaralamanın nitelikli hâline vücut verdiği anlaşılarak, iş bu hâli ile sanık hakkında üzerine atılı kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerekirken suçun vasfında hata sonucu, hukuka ve usule aykırı yanlış gerekçe ile sanık hakkında yazılı şekilde taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, Kabule göre de; 1-5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle öldürme suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, 2-Mahkemece tekerrüre esas alınan Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/1 47... /176 karar sayılı, 04.05.211 tarihli, TCK'nın 106/1. maddesi gereğince verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin ilamın TCK'nın 58/4. maddesi uyarınca kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 11.07.2024 tarih ve 384-406 sayı ile önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2025 tarihli ve 108205 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 21.05.2025 tarih ve 500-4761 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan polis memuruna karşı gerçekleştirdiği eylemden dolayı, taksirle yaralama suçundan mı yoksa kasten yaralama suçundan mı cezalandırılması gerektiğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yerel Mahkeme kararının Ceza Genel Kurulunca incelenmesi gereken direnme hükmü niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Özel Dairenin bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece, yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edildiği ve tarafların duruşmaya çağrılarak beyanlarının alındığı ancak, bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde herhangi bir karar verilmediği gibi bozma kararının hangi nedenle doğru bulunmadığına ilişkin açıklamaya yer vermeden ve bozmaya hangi gerekçeyle direnildiği de belirtilmeden önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar verdiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 10.09.2025 tarihli ve 439-324; 02.07.2025 tarihli ve 14-3 09... .02.2025 tarihli ve 258-101 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği bölge adliye veya ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin göreve ilişkin olanlar dışında bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkündür. CMK'nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasında bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sınırlı biçimde uygulanabilecek olan cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı kabul edilerek yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bozmadan sonra serbestlik kuralı uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez uymadan sonraki serbestlik kuralı devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da, sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, derece mahkemelerince önceki karardan farklı olarak, suçun sübutu ve niteliği de dâhil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK'nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu hâlinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir. Bu serbestlik iki konuda kısıtlanmıştır: 1- Bozmaya uyan mahkemenin bozma nedenine göre gerekli işlemleri yapması gerekir. 2- Hüküm sadece sanık lehine temyiz edilmişse, verilecek yeni karar öncekinden daha ağır bir cezayı içeremez (Nur Centel - Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2014, 11. Bası, s. 790-791). Esas itibarıyla doktrinde hâkim görüş de böyledir (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, Vedat Yayıncılık, 2005, s. 500-501, Bahri Öztürk - Veli Özer Özbek - Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınevi, 6. Bası, s. 459-461, Nurullah Kunter - Feridun Yenisey - Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2010, 18. Bası, s. 1782). Şu hâle göre; Yargıtayın belli bir eksiklik nedeniyle hükmü bozduğu durumlarda bozmaya uyma kararı veren derece mahkemesinin, bu eksikliği mutlaka ikmal etmesi gerekir. Bu durum bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin ilk istisnasını oluşturur. Derece mahkemesi bundan sonra kural olarak ceza muhakemesinde hakikatin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi gayesinin tabii ve mantıki sonucu olarak ne Yargıtayın görüşü ile ne de eski kararı ile bağlı olarak ikinci son kararında serbestçe hareket edebilecektir. İkinci/son hüküm yönünden bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin (ikinci) istisnasını ise cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı (CMUK madde 326/son) oluşturur. Ceza Genel Kurulunun 27.05.2014 tarihli ve 54-280, 24.04.2012 tarihli ve 391-1 73... .04.2007 tarihli ve 325-100 sayılı kararları başta olmak üzere istikrar kazanmış kararlarında; uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek, önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz olduğu ve kurulan hükmün de yeni bir hüküm olduğu kabul edilegelmiştir. Ön sorun ile bağlantılı olarak ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 29.02.2012 tarihli ve 754-102 sayılı kararında da açıklandığı üzere; mahkemece düzenlenecek kısa ve gerekçeli kararlara ilişkin hüküm fıkralarında, Özel Daire bozma ilamına hangi açılardan uyulup hangi açılardan uyulmadığının hüküm fıkrasını oluşturacak kalemler yönünden tek tek ve anlaşılır biçimde kaleme alınması, kararın gerekçe bölümünde bunların nedenlerinin ne olduğu, bozmanın niçin yerinde bulunmadığı ve dolayısıyla mahkemenin bozulan önceki kararının hangi yönleriyle hukuka uygun olduğunun açıklanması, kararın yargısal denetimi açısından aranan ön koşullardır. Direnme kararları yapıları gereği, Kanun'un hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı bir Yargıtay Dairesinin bu denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorundadırlar. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi Kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. B. Hukuki Değerlendirme Yukarıda belirtildiği üzere, Yerel Mahkemenin temyize konu direnme kararında, Özel Dairenin bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde herhangi bir karar verilmediği gibi bozmaya hangi gerekçeyle direnildiğine, bozma kararının hangi nedenle doğru bulunmadığına ilişkin bir gerekçe de gösterilmemiştir. Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan direnme ya da uyma kararının bulunması zorunludur. Bu hâliyle anılan direnmenin, Anayasa'nın ve CMK'nın aradığı anlamda bir gerekçe içerdiğinden de söz edilemez. Çünkü; Yargıtayca bozulan karar ortadan kalkacağından hukuki geçerliliğini yitirir. O hâlde, mahkemece tarafların beyanlarının alınmasından sonra yapılacak iş; açıkça bozma nedenlerine uyulması ya da eski kararda direnilmesine dair ara kararı oluşturmak ve bozma ilamında yer verilen bozma gerekçesine karşı, direnmenin gerekçesini de (gerekirse yeni bir hüküm oluşturmayacak şekilde yasal sınırlarda genişleterek) açıkça kaleme alarak kararda göstermek olmalıdır. Bu durumda, Özel Dairenin bozma nedenleri yönünden, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda direnme kararlarını denetleyen Ceza Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme kararının olmadığı da her türlü duraksamadan uzaktır. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; Dosyanın, bozma doğrultusunda işlem yapılarak kurulan hükmün, temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.