İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adnan Altın Başvurusu (B. No: 2013/9748)

1. Başvuru, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazda, taraflar

Başvuru No2013/9748Tarih7 Ocak 2016Okuma17 dk · 3.376 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Adnan Altın Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/9748
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.376 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazda, taraflar

dinlenmeden karar verilmesi nedeniyle aleni yargılanma hakkının; delillerin

hatalı değerlendirilerek usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 30/12/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 19/1/2015 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

5/6/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 5/6/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir.

Bakanlığın 13/7/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına

ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Antalya ili, merkez Güzeloba mahallesi, 6167 ada, 13 parsel sayılı taşınmazla

ilgili, arsa sahibi Kooperatif ile yüklenici şirket arasında Antalya 10.

Noterliğinin 2/7/2004 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat

sözleşmesi düzenlenmiştir.

8. Sözleşmede, yükleniciye

isabet eden başvuru konusu, A Blok 1. Kat 3 numaralı bağımsız bölümün

tapusunun, iskân belgesinin alınmasıyla birlikte yükleniciye devredileceği

hususu kararlaştırılmıştır.

9. Yüklenici şirket, bu

sözleşme kapsamında yapacağı inşaatta, tuğla, sıva, tesisat işleri gibi bazı

işlerin yapımı konusunda, M.K. isimli müteahhitle 31/10/2005 tarihli bir

sözleşme imzalamıştır.

10. Alt yüklenici M.K. sözleşmeye

konu işlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesine rağmen alacaklarının

ödenmediği gerekçesiyle, yüklenici şirket aleyhine Antalya 2. Asliye Ticaret

Mahkemesinin E.2007/342 sayılı dosyasında alacak davası açmıştır.

11. Mahkeme yargılama sırasında,

4/3/2008 tarihli ek kararla, A blok, 3 numaralı bağımsız bölümle ilgili

ihtiyati haciz kararı vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“…

Davalı şirket ile dava dışı arsa sahibi kooperatif arasında

Antalya 10. Noterliğince düzenlenen 02.07.2004 tarih 21768 yevmiye numaralı

düzenleme şeklinde gayri menkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi

bulunduğu, bu sözleşme uyarınca davalı şirket tarafından davacı ile 31.10.2005

tarihli sözleşme yapıldığı, dava dışı arsa sahibi S.S. Sağlık Evleri Yapı

Kooperatifi başkanı M.B.’nin mahkememizce 03.03.2008

tarihli yapılan keşif sırasında davalı şirketin kooperatiften sadece alacak

olarak bir tapusunun kaldığı, iskan alındıktan sonra hakettiği

son tapunun da verileceği, şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla, dosya

kapsamı, dava dışı arsa sahibi kooperatif tarafından keşif sırasındaki beyanı

dikkate alındığında davacı alacaklının dava dışı S.S. Sağlık Evleri Yapı

Kooperatifi adına Antalya Merkez Güzeloba Mah. 6167

ada 13 parsel A Blok 3 numaralı bağımsız bölüm üzerine ihtiyati haciz konulması

talebinin kabulü ile:

İhtiyati haciz istenen Antalya Merkez Güzeloba

Mah. 6167 ada 13 parsel A Blok 3 numaralı bağımsız bölüm her ne kadar dava dışı

arsa sahibi S.S. S. E. Yapı Kooperatifi adına tapuda kayıtlı ise de tapu

sicilinin beyanlar hanesine davacının alacağı olan 250.000,00.-TL'yi

karşılayacak oranda takdiren teminatsız olarak

ihtiyati haciz konulmasına,

…”

12. Bu arada başvurucu, ihtiyati

hacze konu A blok 3 numaralı bağımsız bölümü, yüklenici şirket ile aralarında

düzenlenen 1/1/2005 tarihli temlik sözleşmesi ile satın aldığını belirterek

arsa sahibi Kooperatif aleyhine 26/12/2012 tarihinde, Antalya Tüketici

Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açmıştır.

13. Başvurucu, Tüketici Mahkemesine

açtığı davayı delil olarak göstererek hacze konu taşınmazın kendi mülkiyetinde

olduğunu belirtmiş ve ihtiyati haczin kaldırılmasına, Antalya 13. İcra

Müdürlüğünün E.2010/15506 sayılı dosyasındaki takibin durdurulmasına karar

verilmesini talep etmiştir.

14. Başvurucu dilekçesinde,

Mahkemenin E.2007/342, Antalya 13. İcra Müdürlüğünün E.2010/15506, Antalya

Tüketici Mahkemesinin E.2012/3365 sayılı dosyalarını ve kat karşılığı inşaat

sözleşmesini delil olarak göstermiş ve ilgili belgeleri dilekçe ekinde

mahkemeye sunmuştur.

15. Mahkeme, 20/2/2013 tarihli

ek kararla itirazların reddine karar vermiştir. Ret kararının ilgili kısmı

şöyledir:

“…

Dava dışı kooperatif temsilcisinin ve dava dışı Adnan

Altın'ın ayrı ayrı mahkememize ibraz ettiği dilekçelerinde; taşınmazın B. Ltd Şti adına kayıtlı olmadığını, bu nedenle de ihtiyati

haciz işleminin uygulanamayacağını belirterek Antalya 13. İcra Müdürlüğünün

E.2010/15506 sayılı takip dosyasındaki takibin durdurulmasına ve tapu

üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettikleri

anlaşılmakla;

Mahkememizin dosyası bütün halinde irdelendiğinde; ihtiyati

haciz konulan bağımsız bölümün kooperatif ile davalı yüklenici arasında yapılan

kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yükleniciye düştüğü, kooperatifin

keşif sırasındaki beyanında iskân alındığı takdirde yüklenicinin hak ettiği ve

sadece kooperatif elinde kalan son tapu olan 3 numaralı bağımsız bölüm

tapusunun da yükleniciye verileceği beyan edildiğinden kat karşılığı inşaat

sözleşmesi kapsamında dosyamız davalısı yükleniciye düşecek olan bağımsız bölüm

üzerine ihtiyati haciz konulduğundan dava dışı kooperatif ve Adnan Altın'ın

icra takibinin durdurulması ve ihtiyati haczin kaldırılması yönündeki talepleri

yerinde görülmediğinden reddine,

…”

16. Başvurucunun Antalya

Tüketici Mahkemesine açtığı davada ise Mahkeme, 29/3/2013 tarihli ve

E.2012/3365, K.2013/443 sayılı kararıyla, ihtiyati hacze konu taşınmazın

başvurucu adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiş, Karar, 8/7/2013 tarihinde

kesinleşmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…

Toplanan delillerden, tüm dosya kapsamından, davalı arsa

maliki kooperatif ile yüklenici şirket arasında yapılan kat karşılığı inşaat

sözleşmesi uyarınca yüklenicinin yapımını üstlendiği ve kendisine isabet eden

dava konusu A Blok 13 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki haklarını 1/1/2005

tarihli temlik sözleşmesi ile davacıya temlik ettiği, satış bedelinin tamamen

ödendiği, bağımsız bölümün, kat irtifakı ve iskan alındıktan sonra tapusunun davacıya

verileceğinin belirtildiği, taşınmazla ilgili 28/12/2009 tarihinde genel iskân

belgesinin alındığı, sözleşmeye göre, tapu devir şartlarının oluştuğu, ayrıca

tarafların karşılıklı anlaşması üzerine davalı arsa maliki kooperatif

tarafından davanın kabul edildiği anlaşıldığından davacının davasının kabul

nedeniyle kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

17. Başvurucu, Tüketici

Mahkemesi kararını da delil olarak göstererek, Antalya 2. Asliye Ticaret

Mahkemesinin 20/2/2013 tarihli ek kararını temyiz etmiş, Yargıtay 15. Hukuk

Dairesi, 28/11/2013 tarihli ve E.2013/5215, K.2013/6338 sayılı ilamıyla, hükmü

onamıştır.

18. Onama ilamı, 24/12/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu, 30/12/2013 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 9/6/1932 tarihli ve 2004

sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi şöyledir:

“Rehinle

temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun

yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla

diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

Vadesi

gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1 –

Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2 –

Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını

gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu

maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;

Bu

suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder”.

20. 2004 sayılı Kanun’un

2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki 265. maddesi şöyledir:

“Borçlu

kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin

yetkisine ve teminata karşı; huzuruyla yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi

hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde

mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.

Menfaati

ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi

gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.

Mahkeme,

gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı

kabul veya reddeder.

İtiraz

eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme,

itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit

görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da

gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir.

İtiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna

başvurulabilir. Yargıtay bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar

kesindir. Temyiz, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.”

21. 5311 sayılı Kanun’un 29.

maddesi ile 2004 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. madde şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235

sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin

Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce

verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu

Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin

hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 7/1/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 30/12/2013 tarihli ve

2013/9748 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, mülkiyeti

kendisine ait olan 3 numaralı bağımsız bölüm ile ilgili Antalya 2. Asliye

Ticaret Mahkemesinin E.2007/342 sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı

verildiğini, kendisinin bu dosyada taraf olmadığını, bu yeri, henüz kat

irtifakı kurulmadan önce 2005 yılında temlik sözleşmesi ile yükleniciden satın

aldığını, nitekim Antalya Tüketici Mahkemesince de mülkiyet hakkının tespit

edildiğini, haksız olarak verilen bu karara yönelik itirazlarının Mahkemece,

zorunlu olmasına rağmen duruşma açılmayarak reddedildiğini Yargıtay

içtihatlarına göre, tapusu arsa sahibinin üzerine kayıtlı olan ve ileride

yükleniciye bırakılacak olan yerle ilgili yüklenicinin borcundan dolayı

ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, ancak Mahkeme ve Yargıtayın

bu içtihatlara aykırı değerlendirme yaparak karar verdiğini, Mahkeme kararıyla

kendi mülkü olarak belirlenen taşınmazın, başkasının borcu nedeniyle satılacak

olmasının, mülkiyet hakkını zedelediğini belirterek Anayasa’nın 17., 35. ve 36.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

yeniden yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, Mahkemenin verdiği karar nedeniyle Anayasa’nın 17.

maddesindeki hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun bu yönde ileri sürdüğü iddiaların özü söz konusu kararın adil

olmadığı hususu ile ilgilidir.

25. Yine başvurucu, Mahkeme

kararıyla adına tescil edilen taşınmazın haczedilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ise de, başvurucunun, hacze konu olan

yeri, 1/1/2005 tarihli adi yazılı temlik sözleşmesiyle yüklenici müteahhitten

satın aldığı, sözleşmede, bağımsız bölümle ilgili kat irtifakına geçilerek

iskân belgesi alındıktan sonra tapusunun başvurucuya devredileceğinin

kararlaştırıldığı, taşınmazla ilgili 28/12/2009 tarihinde genel iskân

belgesinin alındığı, devrin gerçekleşmemesi üzerine başvurucunun taşınmaz kaydının

adına tescili için 26/12/2012 tarihinde açtığı davanın kabul edildiği ve hükmün

8/7/2013 tarihinde kesinleştiği, Asliye Ticaret Mahkemesinin ise 4/3/2008

tarihinde ihtiyati haciz kararı verdiği, dolayısıyla başvurucunun adına tapu

kaydının oluşturulmadığı veya taşınmaz devrinin talep edilme hakkının

bulunmadığı bir dönemde adi yazılı temlik sözleşmesiyle aldığı hisseye yönelik

hukuksal sorunların çıkabileceğini öngörmesi gerektiği, nitekim bu hususu göze

alarak aldığı taşınmaz ile ilgili ileri sürülen iddiaların, mülkiyet hakkı

bağlamında değerlendirilemeyeceği, iddiaların, Mahkemenin 4/3/2013 tarihli ek

kararı çerçevesinde, adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmış, bu açıdan başvuru, yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı iddiası ve aleni yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası başlıkları

altında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

26. Başvurucu, ihtiyati hacze

konu taşınmazın, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yükleniciye düşen bir

yer olduğunu, tapu kaydı henüz arsa sahibi kooperatif adına iken, yüklenicinin

3. kişiye olan borcundan dolayı ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuken

mümkün olmadığını, bu hususta yerleşik Yargıtay içtihatları olduğunu, bu açıdan

Mahkemenin kanun ve usule aykırı değerlendirme yaparak karar verdiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkraları şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz”

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

29. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

30. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri ile kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda

incelenemeyeceği ve bu çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir

anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin

kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan

yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam. Paz. Yay.

San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 34).

31. Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak,

bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel

başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yer alan hak

ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçe derece

mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru

incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri

değerlendirmesinde ve hukuk kuralını yorumlamasında bariz bir takdir hatası

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş, B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

32. Başvurucunun, Antalya 2.

Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği 4/3/2013 tarihli ihtiyati haciz kararına

yaptığı itiraz üzerine Mahkemenin, dilekçeye ekli deliller ve dosya kapsamına

göre itirazın reddine karar verdiği, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin, 28/11/2013

tarihli ilamı ile hükmü onadığı anlaşılmıştır.

33. Mahkemenin kararında

belirttiği ve bu karara atıf yapan Yargtay 15. Hukuk

Dairesinin katıldığı, “ihtiyati haciz

konulan bağımsız bölümün kooperatif ile davalı yüklenici arasında yapılan kat karşılığı

inşaat sözleşmesi kapsamında yükleniciye düştüğü, kooperatifin keşif

sırasındaki beyanında iskan alındığı takdirde yüklenicinin hak ettiği ve sadece

kooperatif elinde kalan son tapu olan 3 nolu bağımsız

bölüm tapusunun da yükleniciye verileceği beyan edildiğinden kat karşılığı

inşaat sözleşmesi kapsamında dosyamız davalısı yükleniciye düşecek olan

bağımsız bölüm üzerine ihtiyati haciz konulduğundan dava dışı kooperatif ve

Adnan Altın'ın icra takibinin durdurulması ve ihtiyati haczin kaldırılması yönündeki

talepleri yerinde görülmediğinden reddine.” dair gerekçe ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün Yargıtay Dairesi ve Mahkeme tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu, Anayasa

Mahkemesinin, Derece Mahkemelerinin hukuk kurallarının olay ve olgulara

uygulanması sırasındaki takdirine müdahale etmesi, kendisini onların yerine

koyarak değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı, bu açıdan başvurucunun ileri

sürdüğü iddiaların Anayasa Mahkemesinin değerlendirme yetkisi dışında kalan

hususlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

34. Öte yandan benzer konularda

aynı derecedeki yargı mercileri arasındaki içtihat farklılıkları tek başına

adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi, derece

mahkemeleri veya temyiz mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak, tarafların

talepleri ve delilleri arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil

yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez (Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam. Paz. Yay.

San. Tic. A.Ş., § 36).

35. Bu açıdan başvurucunun,

Mahkeme ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve

başka Yargıtay Dairesinin verdiği kararlarla çeliştiği, bu nedenle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının da esas itibariyle

Derece Mahkemesince hukuk kurallarının yorumlanması, somut olaya uygulanması ve

delillerin değerlendirilmesi hususuna ilişkin olduğu, nitekim dosya kapsamında,

belirtilen ilkeler çerçevesinde başvuru konusu olaya özgü değerlendirme

yapılarak yeterli gerekçe ile sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır.

36. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına,

kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça

sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından karşılanmadığına veya kararın gerekçesiz olduğuna

ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir

hatası veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

37. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının açıkça keyfilik veya bariz bir

takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Aleni

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

38. Başvurucunun bu şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

39. Başvurucu, 2004 sayılı

Kanun’un 265. maddesi gereği ihtiyati haciz kararlarına yapılan itirazda,

Mahkemenin duruşma açarak değerlendirme yapması zorunlu olduğu halde, Kanun ve

yerleşik yargısal içtihatlara aykırı olarak dosya üzerinden inceleme yaparak

karar verdiğini bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

40. Başvurucu, ihtiyati haciz

kararına yaptığı itirazda, Mahkemenin kendisini dinlememesi nedeniyle esasa

ilişkin sözlü beyanda bulunma hakkının elinden alındığını iddia etmiş olmakla, başvurunun

aleni yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

41. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

42. Anayasa'nın 141. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir

kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu

güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.”

43. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir…”

44. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında “aleni yargılama”

hakkının tanınması, zorunlu olarak “sözlü

yargılama” hakkını da içerir. Bununla birlikte, Sözleşme’nin bu

maddesinde yer alan söz konusu yükümlülük, mutlak değildir (Jussila/Finlandiya [BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006, § 41; Hakansson ve Sturesson/İsveç, B. No: 11855/85, 21/2/1990, §

66).

45. Yargılamanın açıklığı

ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama

faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği

önlemektir. Bu yönüyle hukuk devletinin en önemli gerçekleştirme araçlarından

birisini oluşturur. Özellikle ceza davalarında yargılamanın duruşmalı ve aleni

yapılması silahların eşitliği ilkesinin ve savunma hakkının güvencesini

oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılmasının

zorunlu olduğu anlamına gelmez. Adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul

ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamaların

duruşmadan istisna tutulması ve duruşma yapılmaksızın karara bağlanması anayasal

hakların ihlalini oluşturmaz (Musa Yılmaz

Acar, B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 32).

46. Yargılamada, tarafların

şüpheye yer vermeyecek şekilde bu haklarından vazgeçmesi ve kamu yararının

sözlü yargılama yapılmasını gerekli kıldığı bir durumun bulunmaması hâlinde,

duruşma yapılmayabilir. Vazgeçmenin, açıkça veya zımnen yapılması mümkündür.

Duruşma yapılmasına ilişkin talebin sürdürülmemesi ya da hiç ileri sürülmemesi,

zımnen vazgeçmeye örnek gösterilebilir. Bunun yanında dava dosyası ve

tarafların yazılı görüşleri temelinde yeterince çözülemeyen hukuki ve olgusal

herhangi bir sorunla karşılaşılmaması örneğinde olduğu gibi yargılamanın

istisnai koşulları da duruşma yapılmasını gerektirmeyebilir (Benzer yöndeki

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı için bkz. Eksert Turizm Taşımacılık Tekstil Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti ve diğer 7

başvuru/Türkiye [k.k.], B. No:40988/06,

2/7/2013).

47. AİHM, özellikle

inandırıcılık sorunu taşımayan, karmaşık olmayan veya olaylarla ilgili hiçbir

tartışmanın bulunmadığı oldukça teknik davalar ile mahkemelerin tarafların

sunduğu görüşlere ve diğer belgelere dayanarak, adil ve makul bir biçimde karar

verebilecekleri davalar için duruşma yapılmasının gerekli olmayabileceğini

belirtmiştir (Anılan Jussila/Finlandiya,

§ 41, Döry/İsveç, B. No:28394/95, 12/11/2002, § 37, Mehmet Emin Şimşek/Türkiye, B. No:

5488/05, 28/2/2012, § 30).

48. Yargılamaya taraf olan

kişilerin hakkaniyetli yargılama temelinde beyanlarını sözlü vermesinin

gerektiği durumlarda sözlü yargılama yapılmaması yargılamanın bir bütün olarak

adil olmasını engelleyebilir (bkz. Göç/Türkiye,

B.No: 36590/97, 11/7/2002, §

51). Dolayısıyla, sadece dosyaya dayanılarak tatmin edici bir çözümün

sağlanamayacağı olaylarda, sözlü yargılamanın yapılması gerekir. Sözlü

yargılamaya karar vermede, davaya konu meselelerin çokluğu değil, niteliği önem

kazanacaktır (Durmaz Oto. Petrol Ürünleri

İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (3), B. No: 2014/929, 10/6/2015, § 26).

49. 2004 sayılı Kanun’un 257.

maddesinde, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun

alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz

mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği

belirtilmiş, aynı Kanun’un 265 inci maddesinde ise, borçlunun, kendisi

dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine

ve teminata itiraz edebileceği gibi menfaati ihlâl edilen üçüncü kişilerin de

ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilecekleri hususu

düzenlenmiştir. İhtiyati haciz kararına yapılan itirazda, Mahkeme bu sebeplerle

sınırlı bir değerlendirme yaparak itiraz hakkında karar verecektir.

50. Somut olayda, Antalya 2.

Asliye Ticaret Mahkemesinin, E.2007/342 sayılı dosyada, 4/3/2008 tarihli ek

kararla, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yükleniciye düşen, ancak arsa

sahibi adına tapuda kayıtlı olan yerle ilgili ihtiyati haciz kararı verdiği,

başvurucunun karara yaptığı itirazda, Mahkemenin dosya üzerinden inceleme

yaparak itirazı reddettiği anlaşılmıştır.

51. Somut olay yukarıda

açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz kararına

yapılan itirazda, İlk Derece Mahkemesinin başvurucuya itirazla ilgili sözlü

beyanda bulunma imkânı tanımadan dosya üzerinden değerlendirme yapmak suretiyle

karar verdiği anlaşılmış ise de; Mahkemenin 2004 sayılı Kanun’da belirtilen

sebepler çerçevesinde tamamen şekli, sınırlı ve teknik nitelikte bir inceleme

yaparak itirazı değerlendirdiği, uyuşmazlığın niteliği göz önüne alındığında,

başvurucunun kişisel özellikleri, davranışları gibi sözlü yargılamayı zorunlu

kılan olguların Mahkemenin kararını doğrudan etkileme potansiyeline sahip

olmadığı, Mahkemenin yazılı belge ve beyanlara istinaden uyuşmazlığı

hakkaniyete uygun bir şekilde sonlandırma imkânına sahip olduğu, başka bir

ifadeyle davanın yazılı sunumlar temelinde hüküm vermeye elverişli bir yapıda

olduğu, nitekim Kanunda da bu elverişliliği sağlama adına, itiraz edene,

dilekçesine tüm delil, bilgi ve belgeleri ekleme zorunluluğu getirdiği

anlaşılmıştır.

52. Bunların yanında, tarafların

dinlenmemesinin yargılamayı her durumda adil olmaktan uzaklaştırmayacağı,

başvurucunun, sözlü yargılama yapılması halinde daha önce sunduğu belge ve

delillerin dışında yargılamanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte, esasa

yönelik hangi beyan veya delilleri sunacağına ilişkin bir açıklamada

bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, başvurucu bu nitelikte bir beyan veya delili

temyiz aşamasında ileri sürebilme fırsatına da sahip olmuştur.

53. Buna göre, yargılamanın

bütünü göz önüne alındığında, başvurucuya sözlü beyanda bulunma hakkının

kullandırılmamasının başvurucunun adil yargılanma hakkını ihlal etmediği

sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Başvuru konusu davada, aleni yargılanma hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

7/1/2016

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Adnan ALTIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9748, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9748
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Sahibe Çelik ve Necla Çelik Başvurusu (B. No: 2013/4899)
  • Mehmet Çelikkıran Başvurusu (B. No: 2013/9648)
  • Orhan Çaçan Başvurusu (B. No: 2013/6797)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/3496
  • Murat Karayel Başvurusu (B. No: 2013/5444)
  • Şeref Yıldız ve Burak Günay Başvurusu (B. No: 2013/6216)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.