İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Şafak Başvurusu (B. No: 2015/2853)

1. Başvuru, polis memurlarının hukuka aykırı ve orantısız güç

Başvuru No2015/2853Tarih3 Temmuz 2019Okuma10 dk · 2.064 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Şafak Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2015/2853
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.064 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, polis memurlarının hukuka aykırı ve orantısız güç

kullanımı nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmeyeceğini ifade etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 20/1/2013 tarihinde, avukat olan başvurucu ve bir grup diğer

avukat gözaltına alınan müvekkilleriyle görüşmek amacıyla adliye binasının

koridorunda bulundukları sırada Çevik Kuvvet Şubesinde görevli polis

memurlarının bariyeriyle karşılaşmışlardır.

9. Başvurucunun da içinde bulunduğu avukat grubunun polis

bariyerini aşmaya çalıştığı sırada polis memurları ile aralarında arbede

yaşandığı gerek taraf beyanları gerek adliye binası kamera görüntüleriyle

sabittir.

10. Başvurucunun yaşanan olaylar sırasında polis memurları

tarafından darbedildiği iddiasıyla şikâyetçi olması

üzerine olaya ilişkin olarak soruşturma başlatılmıştır.

11. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından aynı gün

başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporuna göre burun üstünde 0,5x0,2 cm.lik yüzeysel sıyrık,

sol el dorsal yüzde 0,3x0,2 cm.lik

sıyrık, sağ ön kol iç yüzde yüzeysel abrazyonlar, sağ

kol üst iç yanda 0,5 cm.lik ekimoz

tespit edilmiştir. Başvurucunun alt kıyafetlerinin çıkarılmasına

izin vermediği raporda ayrıca belirtilmiştir.

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın geçtiği koridorda

bulunan güvenlik kamerası kayıtları bilirkişi marifetiyle incelenmiştir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca adliye binasında bulunan kamera

görüntülerinin tespitine ilişkin alınan bilirkişi raporunda "kalabalık bir avukat grubunun ana koridor üzerinde

ilerlemek istemelerine barikat kurarak engel olan polisler olduğu,

ilerlemelerine izin verilmeyen grubun bina içerisinde slogan attıkları, grup

ile emniyet güçleri arasında itişmelerin ve kısa süreli arbedelerin yaşandığı,

bir süre sonra bina içerisine takviye polis kuvvetlerinin geldiği"

kayıtlıdır.

13. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 6/5/2013 tarihinde,

kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde herhangi bir şiddet olayının tespit

edilmediği, kamu görevlilerinin meşru ve kanuni zor kullanma yetkileri

kapsamında hareket ettikleri gerekçesiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü

görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen soruşturmada

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

14. Başvurucunun itirazı üzerine anılan karar, Bakırköy 14. Ağır

Ceza Mahkemesince 8/7/2013 tarihinde "müştekinin

[başvurucu] darp edildiğine dair

adli tıp kurumunda muayenesine ilişkin bulgularda yaralanmaların tespit

edildiği, yeterli soruşturma yapılmadan takipsizlik kararı verildiği"

gerekçesiyle kaldırılmıştır.

15. Dosyayı yeniden ele alan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı,

görevli polis memurlarının kimlik tespitlerini yapmış ve ifadelerini almıştır.

Polis memurları özetle gözaltına alınanların Cumhuriyet savcısı tarafından

ifadelerinin alınması sırasında talep üzerine savcının odası önünde önlem

aldıklarını, avukat grubunun kalkanlara vurarak ve yüklenerek barikatı aşmaya

ve savcının odasına girmeye çalıştığını, bu sırada arbede yaşandığını,

yaralanan polis memurları olduğunu, takviye ekip çağırdıklarını, yaşanan arbede

sırasında avukat grubundan da yaralananların olmasının mümkün olduğunu, iki

avukatın odaya girmesine izin verilmesi sonucunda anlaşma sağlanarak arbedenin

sonlandırıldığını ifade etmişlerdir.

16. 11/11/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

" 20. 01.2013 günü bir örgüt suçundan

dolayı güvenlik ve aşayışamaçlı olarak istanbul adliyesinde şüpheli görevlilerin tedbir aldıkları,

Örgüt suçundan adliyeye getirilen kişilerin sorgu ve savunmaları için

kendilerine mahsus edilen 7. Kattabekletildikleri,

bir kısım şüphelilerin gözaltındaki kişilerin kapı önünde bekledikleri,

Gözaltındaki kişilerin avukatları olduklarını söyleyen Bayan ve erkek kalabalık

gurubun gelerek Gözaltındaki kişilerin yanlarına girmeye çalıştıkları

şüphelilerin izin olmadığı için müsade etmedikleri

...gurubun içeri girmeye çalıştıkları görevlilerin engel olmak için

dizildikleri, bir bayan avukatın görevlilerin altından geçip içeri girdiği, ve

Burada işkence var diye bağırınca diğer guruptakilerin hareketlenerek hücum

ettikleri ve barikatı aştıkları, Bu sırada arbede yaşandığı, polis

memurlarından yaralananlar olduğu,telsiz anonsu

üzerine diğer yedek bekleyen şüphelilerinde olay mahalline gelerek müdahale

ederek güvenliği sağlayabildikleri,

Bahse konuolayın

gerçekleştiği iddia edilen koridorda bulunan 64, 66, 68, 75 ve 79 numaralı

güvenlik kamerası kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelemesi neticesinde

görev sınırını aşan herhangi bir şiddet olayının görülmediğinin tespit

edildiği,

... Mağdurların alınan raporlarında Basit

şekilde yaralanmış bulundukları ve lezyonların görevli memirlara

saldırma ve direnme sonucu meydana gelebilecek nitelikte bulundukları,

... atılı suçun işlendiğine dair yeterli delil

bulunmadığı gibi müsnet suçun yasal unsurlarının da

oluşmadığı..."

17. Başvurucunun itirazı, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin

5/1/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

18. Başvurucu 16/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucunun da içinde bulunduğu avukatlar hakkında adliye

binası içinde izinsiz toplantı ve gösteri yaparak pankart astıkları ve slogan attıkları,

polis memurlarını basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde

yaraladıkları gerekçeleriyle görevi yaptırmamak için direnme, 6/10/1983 tarihli

ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçlarından

cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

20. İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesince 9/4/2015 tarihinde

başvurucun da aralarında bulunduğu avukatların anılan suçlardan beraatlerine karar verilmiş ve karar temyiz edilmeksizin

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet

Kanunu’nun "Zor ve silah kullanma"

kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Polis, görevini yaparken direnişle

karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor

kullanmaya yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin

mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde

kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları

gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

İkinci fıkrada yer alan;

a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere

karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,

b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı

veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı

ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis

köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,

ifade eder.

Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye

devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.

Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz

önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.

Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında

direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı

zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak

müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve

gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.

Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir

saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Avukatlık Görevini

Yerine Getirmesinin Engellenmesi Nedeniyle Başvurucunun Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, avukatlık mesleğini icra etmek için İstanbul

Adalet Sarayında bulunduğu sırada müvekkilleriyle görüşmesinin engellenmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir…”

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 46. maddesine göre Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale

yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden

dolayı başvurucunun kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014,

§§ 42-45).

26. Başvurucu avukatlık görevinin icrasına engel olunmasının

adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüşse de anılan

olayda adil yargılanma hakkı ihlal edilen kişinin başvurucu değil kendisinin

müvekkilleri olduğunu ileri sürdüğü kişiler olduğu, anılan şikâyetin Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanında olan başka

bir hakkın kapsamına da girmediği anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu; avukatlık mesleğini icra etmek için gittiği

İstanbul Adalet Sarayında polis barikatı ile karşılaştığını, müvekkilleriyle

görüşmek istemesi üzerine kolluk görevlileri tarafından kötü muameleye maruz

kaldığını, sağlık raporunda tespit edildiği şekliyle yaralandığını, olaya

ilişkin tarafsız ve etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek kötü

muamele yasağı, adil yargılanma hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

17. maddesi şöyledir:

"Herkes, …maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaları da kötü muamele yasağı kapsamında olup etkili

başvuru hakkının ihlali iddiaları yönünden de ayrı bir değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

32. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye

tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

33. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sözleşme'nin 3.

maddesi istisna öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele

ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele

yasağının mutlak mahiyeti Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş

veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme'nin 15. maddesi kapsamında da benzer bir

düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna

öngörülmemiştir (Ali Rıza Özer ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).

34. Öte yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış

olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin

aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak

değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal

etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem

taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki

saik de eklenebilir. Ayrıca kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiği

durumda meydana gelip gelmediği de dikkate alınması gereken diğer bir faktördür

(Cezmi Demir ve diğerleri, B. No:

2013/293, 17/7/2014, § 83).

35. Bir ceza veya muamelenin insanlık

dışı ya da aşağılayıcı

olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir yasal muamele veya ceza ile

bağlantılı ızdırap veya aşağılamanın kaçınılmaz

unsurlarının ötesine geçmesi gerekmektedir (Cem

Özen, B. No: 2014/1328, 29/9/2016, § 55).

36. Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme’nin 3. maddesi, belirli

bir yasal muamele kapsamında güç kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak sınırları

belli bazı durumlarda ve sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmaması koşuluyla

güvenlik güçleri tarafından güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul

edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§§ 81, 82).

37. Kolluk görevlileri, görevini yaparken direnişle karşılaşması

hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zor kullanmaya

yetkilidir. Fiilî bir saldırının varlığı hâlinde kolluk görevlileri ayrıca

meşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine sahiptirler. Ancak zor

kullanımı yalnızca zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir yol olduğu gibi,

başvurulacak güç ölçülü ve kademeli olmalıdır (Arif

Haldun Soygür, B. No: 2013/2659,

15/10/2015, § 51).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. İncelemeye konu olayda kamera kayıtları ve taraf

beyanlarıyla sabit olduğu şekilde, adliye içinde önlem alan kolluk görevlileri

ile başvurucunun da içinde olduğu, polis barikatını aşmaya çalışan grup

arasında arbede yaşanmış; grup barikatı aşmaya çabalarken polis memurları da

grubu engellemeye çalışmıştır. Yaşanan bu olaylar sırasında hem polis

memurlarından hem de avukat grubundan yaralananlar olmuştur.

39. Başvurucu, kolluk görevlilerinin gruba müdahalesi sırasında

fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtmektedir.

40. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma

kapsamında sağlık raporları, kamera kaydı ve taraf beyanlarından oluşan

delillerin toplandığı, kamera kayıtlarında başvurucuya karşı kuvvet

kullanımının gerekli olmadığı ya da kuvvet kullanımında sınırın aşıldığına

ilişkin bir veriye rastlanmadığı anlaşılmaktadır.

41. Kamera kayıtlarında başvurucunun yaralanmasına sebebiyet

veren bir eylem tespit edilmemekle birlikte başvurucunun sağlık raporuyla

tespit edilen yaralanmalarının yaşanan arbede sırasında meydana gelebilecek

nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu sağlık raporunda tespit edilenler

dışında bir yaralanması olduğunu da ileri sürmemiştir.

42. Başvurucunun kendisini hedef alarak gerçekleştirilen bir

darp eyleminden bahsetmediği ve gruba müdahale sırasında yaralanmasına

sebebiyet verildiğini ileri sürdüğü, yaralanmalarının yaşanan arbede sırasında

meydana gelmesinin olası olduğu ve yaralanmanın hafif niteliği

değerlendirildiğinde, kolluk görevlileri tarafından başvurucuya karşı zor

kullanma sınırının aşılmadığı sonucuna ulaşan savcılık ve sulh ceza hâkimliği

kararlarının keyfi veya hatalı olduğu söylenemez.

43. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Ali ŞAFAK Vekili : Av. Cemil Baha ÖZALP

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/2853, 3 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Avukatlık Görevini
  9. B. Kötü Muamele Yasağının
  10. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/2853
Tarih
3 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Delali Özdemir ve Leyla Padır Başvurusu (B. No: 2015/19218)
  • Murat Aydın Başvurusu (B. No: 2016/58533)
  • Mehmet Tursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2889)
  • Altun Ayhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13868)
  • Halit İnci Başvurusu (B. No: 2016/982)
  • Bob Ross Incorporated Başvurusu (B. No: 2015/14347)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.