İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayhan Altay Başvurusu (B. No: 2014/19583)

1. Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada

Başvuru No2014/19583Tarih12 Temmuz 2016Okuma13 dk · 2.603 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayhan Altay Başvurusu

Karar tarihi
12 Temmuz 2016
Başvuru Numarası
2014/19583
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.603 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada

tazminat tutarının başvurucunun müterâfik kusuru

dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi ve aleyhe yüksek tutarda nispi vekâlet

ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Bitlis Güroymak Cevizyatağı

Jandarma Karakol Komutanı olarak görev yapmakta iken 25/11/2007 tarihinde

karakol komutan yardımcısı tarafından piyade tüfeği ile kasten vurularak her

iki ayağından yaralanmıştır.

8. Karakol Komutan Yardımcısı, Van Jandarma Asayiş Kolordu

Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 7/12/2009 tarihli ve E.2009/330, K.2009/2026

sayılı kararıyla 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmış ve karar Askerî

Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Söz konusu kararın gerekçesinde

"...olayın oluş şekli, mağdurun

[başvurucunun] sanığı olay günü iki defa çok kısa aralıklarla odasına

çağırtması, odasında azarlaması, hakaretlerde bulunması, olaydan bir gün önce

aralarında geçen tartışmalar nazara alınarak sanığın cezasından TCKnın 29. maddesine göre takdiren

3/4 oranında indirim yapılmıştır. Sanık olay tarihi itibariyle yaklaşık 2.5

aylık Astsubaydır. Çok genç ve tecrübesizdir. Bu nedenle mağdurun

[başvurucunun] sarf ettiğini beyan ettiği hakaret ve sözler sanıkta şiddetli

bir gazap ve elem meydana getirebileceği vicdani kanaatine ulaşılmıştır."

ifadelerine yer verilmiştir.

9. Başvurucu, idarenin kusurlu eylemi nedeniyle yaralandığından

bahisle 14/8/2012 tarihinde idareye başvuruda bulunmuş, başvurusunun reddi

üzerine 440.000 TL maddi, 60.000 TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren

işletilecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi talebiyle 14/11/2012 tarihinde

dava açmıştır. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesi, tazminat

istemi yönünden bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişi raporunda

başvurucunun maddi tazminat hak edişinin 500.014 TL olduğu tespit edilmiştir.

Daire, 2/7/2014 tarihli ve E.2013/600, K.2014/1047 sayılı kararıyla,

başvurucunun müterâfik kusurunu dikkate alarak,

başvurucuya 125.000 TL maddi ve10.000 TL manevi tazminat ödenmesine ve 13.900

TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine karar

verilmiştir. Kararda, ayrıca reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları

üzerinden hesap edilen 38.601 TL vekalet ücretinin başvurucudan alınarak davalı

idareye verilmesine de hükmedilmiştir. Gerekçenin bir kısmı şöyledir:

"Davacının

yaralanmasına neden olan olayın, askerlik gibi ve özellikli bir kamu görevinin

ifası sırasında, idarenin bir ajanınn suç teşkil eden

kasdi bir eylemi sonucu gerçekleştiği nitekim üste

fiilen taarruz suçuna sebebiyet veren bu şahıs hakkında da bu nedenle kamu

davası açıldığı ve bu kişinin tahrik altında tahribatı mucip olacak şekilde

üste fiilen taarruz suçundan üç yıl bir ay on beş gün hapis cezasına mahkum

olduğu anlaşılmıştır. İdarenin organ ve ajanları aracılığıyla hizmetin iyi ve

sağlıklı bir şekilde yürütülmesi sorumluluğu mevcuttur. Hizmetin istenilen

seviyede devamlı ve hatasız bir şekilde yürütülmesi zorunluluğu, idarenin geniş

bir yelpaze içinde yer alan konularda denetim ve gözetim yükümlülüğünü de

beraberinde getirmektedir. İdarenin ajanının hatalı hareketleri ile meydana

gelen olayda idarenin hizmetlerinden ayrı düşünülemeyecek olan ajanın eğitim,

yetiştirilme, denetim ve gözetim konularında idarenin sorumluluklarını yeterli

seviyede yerine getirdiğini söylemek mümkün değildir. Bu açıdan idarenin,

hizmetin iyi ve sağlıklı bir şekilde işletilmemesinden kaynaklanan hizmet

kusurunun bulunduğu bu nedenle davacının zararının meydana gelmesinde,

ayrıntıları Askeri mahkeme kararında belirtilen, davacının 2,5 aylık astsubay

olan Karakol Komutanı yardımcısı astsubaya karşı olan davranışlarının etkisi ve

dolayısıyla davacının müterafik kusuru da dikkate

alınarak davalı idareden karşılanması gerektiği sonuç ve kanaatine

ulaşılmıştır."

10. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 5/11/2014

tarihli ve E.2014/1671, K.2014/1494 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar

3/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 16/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tahkim usulüne tabi

olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili

sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,

hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."

13. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 46.

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde

belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar

verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere

artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap

verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 12/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, haksız tahrik sayılabilecek bir eylemi olduğu

sabit olmadığı hâlde, şüpheli durum aleyhine yorumlanarak maddi tazminat hakedişinden 3/4 oranında indirim yapılmasının doğru

olmadığını, idari yargının, ceza yargısından bağımsız hareket ederek kusursuz

sorumluluk ilkesine göre indirim uygulamadan zararının tamamını karşılaması

gerektiğini, hükmedilen tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihinin olay

tarihi yerine başvuru tarihinden başlatılmasının uygun olmadığını, aleyhine

yüksek tutarda vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,

olay nedeniyle malûl olduğunu ve Anayasa'nın 10. maddesine göre malûl ve

gaziler için pozitif ayrımcılık yapılması gerektiği hâlde yapılmadığını, hak ettiği

tazminattan 3/4 oranında indirim yapılmasının Anayasa'nın 13. maddesindeki

ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş ve 413.941 TL maddi ve 40.000 TL

manevi tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, aleyhine yüksek tutarda nispi

vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin şikayeti mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkindir. Başvurucunun Anayasa'nın 10. ve 13. maddelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddiaları ise yargılamanın sonucuna ilişkin olup tüm

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir:

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığına İlişkin İddia

17. Başvurucu, temel olarak bilirkişi raporu ile hak kazandığı

tespit edilen tutardan 3/4 oranında indirim yapılmasından ve faizin olay

tarihinden itibaren hesaplanmamasından şikâyet etmektedir.

18. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

20. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

21. Adil yargılanma hakkı, bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge

sunmuş olması gerekir (Naci Karakoç,

B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

22. Somut olayda başvurucu tarafından, tazminat istemiyle açılan

davada AYİM, başvurucunun maddi zararını bilirkişi raporu ile tespit ettirmiş

ve başvurucunun müterâfik kusurunu dikkate alarak söz

konusu tutardan 3/4 oranında indirim uygulayarak maddi tazminata hükmetmiştir.

AYİM ayrıca idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanmak üzere yasal faize

hükmetmiştir.

23. Hukuk kurallarının uygulanması ve yorumlanması derece

mahkemelerinin görevidir. Derece mahkemelerinin söz konusu koşulları

değerlendirdiği kararlarında açık keyfîlik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire bir müdahalesi söz konusu olamaz.

Somut olayda başvurucunun maddi tazminat tutarının belirlenmesine ilişkin

iddialarının esas itibarıyla AYİM tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet bulunmadığına dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin

olduğu görülmektedir.

24. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmamıştır.

25. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

27. Başvurucu, davanın kısmen reddedilmesi nedeniyle yüksek

tutarda nispi vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

29. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek

ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını

anlamsız hâle getiren, mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

30. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş

olması gerekir (Özkan Şen,§§ 61,

62).

31. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idarenin

bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi

öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine

hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava

sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin

uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli

yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu

otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı

imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun davayı kaybetmesi

hâlinde kendisine yüklenecek olan avukatlık ücreti, bu çerçevede

değerlendirilmelidir(Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).

32. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

33. Tazminat alacağının miktarı ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı tarih itibarıyla mümkün

olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacının tazminat talebine ilişkin

miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneğinin olmadığı görülmektedir (Özkan Şen, § 56).

34. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir. Vekâlet ücretinin orantılılık incelemesi yapılırken öngörülen miktarın

ülke şartlarında ne anlam ifade ettiği, başvurucunun ödeme gücü ve davanın özel

şartları gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

35. Başvuru konusu olayda da başvurucunun bu nedenle açtığı

davada, uğradığını iddia ettiği zararın tazmini amacıyla 440.000 TL maddi

60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi

raporunda başvurucunun 500.000 TL maddi zararı olduğu tespit edilmişse de AYİM,

başvurucunun müterâfik kusurunu dikkate alarak

125.000 TL maddi tazminata ve 10.000TL manevi tazminata hükmetmiştir. Kararda

başvurucu lehine 13.900 TL, idare lehine ise 38.601 TL nispi avukatlık ücretine

de hükmedilmiştir.

36. Başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması

nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu, bilirkişi

raporunda da maddi tazminat tutarının talebe yakın belirlendiği; bununla

birlikte hak kazandığı toplam 148.900 TL tazminat ve avukatlık ücreti

karşısında, 38.601 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği

anlaşılmaktadır.

37. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması

nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttuğu ve yargılama

sonucunda hak kazandığı tazminat ve avukatlık ücretinin yaklaşık %26’sına denk

gelen kısmını avukatlık ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda

kaldığı görülmüştür. Böylece başvurucunun, tazminat alacağının kabul

edilemeyecek bir kısmından mahrum bırakıldığı ve bu miktarın ölçülü olmadığı

saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle yapılan müdahale ölçülü olmadığından

başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

39. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu413.941 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminat talep

etmiştir.

41. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

42. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya takdiren net

20.000 TL manevi tazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia edilen

maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi İkinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Ayhan ALTAY

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19583, 12 Temmuz 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Altan
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Yamlı
  20. Çalış
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19583
Tarih
12 Temmuz 2016

İlgili Kararlar

  • Murat Soydan Paksoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1999)
  • Süleyman Demirbaş Başvurusu (B. No: 2014/1549)
  • Mehmet Çintosun Başvurusu (B. No: 2014/1741)
  • Mahmut Üçüncü Başvurusu (B. No: 2014/1017)
  • Vedat Şorli ve Bilal Şorli Başvurusu (B. No: 2014/10459)
  • Bilal Çiçek Başvurusu (B. No: 2014/29)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.