İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Soydan Paksoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1999)

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili

Başvuru No2014/1999Tarih13 Temmuz 2016Okuma12 dk · 2.316 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm Murat Soydan Paksoy Ve Diğerleri Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
13 Temmuz 2016
Başvuru Numarası
2014/1999
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.316 kelime·12 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili

istemiyle açılan davada lehe hükmedilen nispi vekâlet ücretinin Yargıtay karar

düzeltme aşamasında maktu olarak değiştirilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/2/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

5. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nufüs

İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama neticesinde başvuruculardan Bedia

Köktürk'ün 16/3/2012 tarihinde Ali Rıza Demir'in ise 3/6/2012 tarihinde vefat

ettiği tespit edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunan dava

konusu taşınmazda hissedar olduklarını, davalı İstanbul Büyükşehir

Belediyesinin kamulaştırma işlemi yapmaksızın taşınmazın bir kısmını yol ve

kaldırıma dönüştürdüğünü, el atılan bölümle ilgili kamulaştırma bedelinin

ödenmediğini belirterek farklı tarihlerde Kadıköy 2., 4. ve 5. Asliye Hukuk

Mahkemelerinin E.2010/435, E.2010/482 ve E.2012/47 sayılı dosyalarında

kamulaştırmasız el atmadan doğan alacak davası açmışlardır.

8. Kadıköy 4. ve 5. Asliye Hukuk Mahkemeleri, aralarında hukuki

ve fiilî irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyaların Kadıköy 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2010/435 sayılı dosyasında birleştirilmesine ve yargılamanın bu

dosya üzerinden yürütülmesine karar vermişlerdir.

9. Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 28/6/2012 tarihli ve

E.2010/435, K.2012/372 sayılı kararıyla asıl ve birleşen dosyalarda davaların

kısmen kabulüne, davacılar lehine 45.956,70 TL nispi vekâlet ücretine

hükmedilmesine karar vermiştir.

"...

7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar vekili için takdir olunan

45.956,70.-TLnisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine.

..."

10. Bu arada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun

7/11/2012 tarihli ve 606 sayılı kararı ile Kadıköy Adliyesi kapatılmış, dosya

İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiştir.

11. Davalı idarenin temyizi üzerine karar, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 12/3/2013 tarihli ve E.2012/17890, K.2013/4219 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

12. Davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurması üzerine

Daire 11/11/2013 tarihli ve E.2013/14272, K.2013/19157 sayılı kararıyla onama

ilamını kaldırmış, mahkeme hükmünü, harç, vekâlet ücreti ve yargılama gideri

açısından düzelterek onamıştır. İlamın ilgili kısmı şöyledir:

"...

2942 sayılı Kamulaştırma

Kanununun geçici 6. maddesinde değişiklik yapan ve 11/6/2013 tarihinde

yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile"kamulaştırmasız

el atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra harçları ile her

türlü vekalet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak

belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." hükmünün

getirilmiş olduğu gözetildiğinde, harç ve vekalet ücretininmaktu

olarak hüküm altına alınması gerektiğinden;

...

b) Vekalet ücretine ilişkin 7. bendindeki

(45.956,70-TL nispi) rakamve kelimesinin

çıkartılmasına yerine (1.200,00-TL maktu) rakam ve kelimesinin yazılmasına,

...

hükmün böylece

DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

..."

13. Karar düzeltme ilamı, başvuruculara 14/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş; 12/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’a 18/6/2010 tarihli

ve 5999 sayılı Kanun’la ilave edilen geçici 6. maddenin, 24/5/2013 tarihli ve

6487 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle eklenen yedinci fıkrası ile onuncu

fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme

ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespiti davalarında

öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.

…

…Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya

kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu

maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.”

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 448. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri

etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 13/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular, hukuk güvenliği ilkesi gereği kanunların

sadece yürürlükte oldukları dönemde uygulanması gerektiğini, kanunların geriye

yürütülerek önceki kanun döneminde elde edilmiş haklara müdahale

edilemeyeceğini, yasama organının yetkisinin anayasal esaslarla

sınırlandırıldığını, bu sınırlardan birinin de kazanılmış haklara dokunulmaması

olduğunu, bu açıdan sonradan yapılan değişikliğin karara bağlanmış davalara

uygulanamayacağını, dava konusu olayda, yerel Mahkemenin karar tarihinde kanuna

uygun biçimde hüküm altına aldığı nispi vekâlet ücretinin, karar düzeltme

aşamasında kanun değişikliği gerekçe gösterilerek maktu vekâlet ücretine

dönüştürüldüğünü, kararın bu şekilde kesinleştiğini, hak arama özgürlüğünün

temel unsurlarından birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu, 6487 sayılı

Kanun'un 21. maddesi uyarınca 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yapılan

değişikliğin hak arama özgürlüğünü engellediğini, avukatlık ücretinin tespit ve

takdir yetkisinin Kanunla Türkiye Barolar Birliğine verildiğini, usul hukukunda

karar düzeltme nedenlerinin belirlendiğini, 6487 sayılı Kanun'un karar

düzeltmede gerekçe olarak gösterilemeyeceğini, kamulaştırmasız el atma

davalarının haksız fiile dayandıklarını, bu nitelikteki davalarda nispi vekalet

ücretinin uygulanmasının zorunlu olduğunu, Yargıtayın

onama kararından sonra vekâlet ücretinde değişiklik yapılmasının mülkiyet

hakkını da zedelediğini belirterek Anayasa’nın 2., 10., 35., 36. ve 40.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, Anayasa’nın 2., 10. ve 35.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

Başvurucuların şikâyetlerinin, lehlerine hükmedilen nispi vekâlet ücretinin

kanun değişikliğiyle maktuya çevrilmesi nedeniyle mağdur oldukları hususuna

ilişkin olup yargılama giderleri içinde yer alan vekâlet ücretinin maktuya

çevrilmesi ve devam eden davaya uygulanması konusu mahkemeye erişim hakkı

çerçevesinde değerlendirilmiştir.

19. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi üzerinden

yapılan incelemede başvuruculardanBedia Köktürk ve

Ali Rıza Demir'in bireysel başvuru tarihinden önce vefat ettiği anlaşıldığından

(bkz. § 5) adı geçen başvurucular yönünden incelemenin ayrı başlık altında

yapılması uygun görülmüştür.

a. Başvurucular Bedia Köktürk ve Ali Rıza Demir

Yönünden İnceleme

20. Başvurucular

vekili, kamulaştırmasız el atma davasında lehe hükmedilen nispi vekalet

ücretinin karar düzeltme aşamasında maktuya çevrilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabilir."

22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un

45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla

medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava

ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.

maddesinde yer alan "mağdur" kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da

ihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiş (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce

ölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması nedeniyle hukuken bir

başkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda bulunamayacağına karar vermiştir

(Davut Kaya, Zöhre

Polat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).

24. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43.

maddesi şöyledir:

"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca

kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın

veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi

veya iflas etmesi durumlarında sona erer.

Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.

Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."

25. 6098 sayılı Kanun'un 513. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,

vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile

kendiliğinden sona ermiş olur."

26. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.

maddesine göre gerçek kişiler hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle

sona ermekte olup ölüm ile kişiliği sona erenler için artık hak ve fiil

ehliyetine sahip olduklarından söz etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı

Kanun'un anılan hükümlerinden anlaşıldığı üzere ise hukuki işlemden doğan

vekâlet veren ile vekil arasında temsil yetkisine dair sözleşme,aksi kararlaştırılmadıkça veya işin

niteliğinden aksi anlaşılmadıkça tarafların birinin ölümü, ehliyetini

kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden son

bulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).

27. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,

yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk

Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

28. İçtüzük'ün 83. maddesi şöyledir:

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki

davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit

edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”

29. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü

amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk

düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;

S.Ö., B. No: 2013/7087,

18/9/2014, § 28).

30. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,

§ 29).

31. Başvuru konusu olayda İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan davanın yargılaması devam ederken başvuruculardan Bedia

Köktürk 16/3/2012 tarihinde, Ali Rıza Demir'in ise 3/6/2012 tarihinde vefat

etmiş, başvurucular vekili tarafındanyargılamanın

tamamlanmasından sonra başvurucuların anayasal haklarının ihlal edildiği

iddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formunda başvurucuların öldüğü hususnda bir bilgiye yer verilmemiştir.

32. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından

bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, § 30).

33. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş

başvurucular adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan

bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

34. Bu durumda Avukat Habib Karataş aleyhine Anayasa Mahkemesini

yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi

ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 1.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi

gerekir.

b. Diğer Başvurucular Yönünden İnceleme

35. Başvurucular İlk Derece Mahkemesince lehlerine hükmedilen

nispi vekalet ücretinin Yargıtay tarafından kanun değişikliği gerekçe

gösterilerek maktuya düşürülmesi nedeniyle mahkemeye erişim haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

36. Başvuru konusu kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin

ödenmesi davasında 28/6/2012 tarihli kararla asıl ve birleşen dosyalarda

davaların kısmen kabulüne, toplam 896.890,12 TL'nin davalı İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanlığından tahsiline, ayrıca 45.956,70 TL vekalet ücretinin

davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. 6487 sayılı Kanun

ile 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde

kamulaştırmasız el atma davalarında vekâlet ücretlerinin maktu olarak ödenmesi

düzenleme altına alınmıştır. Başvuru konusu davanın karar düzeltme aşamasında

yürürlüğe giren anılan düzenleme ve usul hükümlerinin derhâl uygulanmasına

yönelik ilke gereği başvurucular lehine hükmedilen nispi vekâlet ücreti,

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 11/11/2013 tarihli kararıyla 1.200 TL olarak

tespit edilmiş; bu şekilde İlk Derece Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.

37. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan

tazminat davasında davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücretinin Yargıtay

karar düzeltme aşamasında Kanun değişikliği gerekçe gösterilerek maktuya

çevrilmesi sonucu yapılan bir başvuruyu mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde

değerlendirerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davalarında, el

atıldığı iddia edilen taşınmazın dava tarihine göre rayiç bedeli belirlenerek

bu bedelin taşınmaz malikine ödenmesine karar verildiğini, mahkemelerin temel

olarak bilirkişiler marifetiyle taşınmazın değerini tespit ettiğini, davanın

öngörülen vekâlet ücreti açısından karşılanamayacak nitelikte bir karmaşıklıklığa haiz olmadığını, ayrıca anılan düzenleme

ile davacılardan tahsil edilen harçların da bedel tespiti davalarında olduğu

gibi nispiden maktuya çevrilerek davacılar üzerindeki

yükün hafifletildiğini, bununla birlikte alınacak hukuki yardımın niteliği ve

maliyetinin vekil ile müvekkil arasındaki vekâlet sözleşmesine bağlı bir ilişki

olduğunu ve alınan hukuki yardımın maliyetinin buna göre ciddi miktarda

farklılıklar göstereceğinin açık olduğunu, kanun koyucunun vekâlet ücretini

karşı tarafa yüklemesindeki amacın, haksız yere dava açılmasına neden olanlara

yargılama giderlerinin yükletilmesi olup davanın niteliğine göre makul ve kabul

edilebilir bir ücretin belirlenmesinin hakkaniyete uygun bir yargılama ve

mahkemeye erişim sağlamak için yeterli kabul edilmesi gerektiğini, mahkemelerce

hüküm verilenden daha yüksek ücret öngören vekâlet sözleşmelerinin vekil ile

müvekkili bağlaması nedeniyle hükmedilen ücretin bireylerin mahkemeye erişim

haklarını engellemediği sürece Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesinin

söz konusu olamayacağını,başvurucu lehine hükmedilen

tazminat miktarı ve yargılama giderleri gözönünde

alındığında maktuya çevrilen vekâlet ücretinin, başvurucunun vekille dava

açmasını imkânsız hâle getirmediğini ya da aşırı derecede zorlaştırmadığını,

yine başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığını gibi mahkemeye erişim

hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığını belirterek başvurucunun

mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (Mürsel Malkoç, B. No: 2013/9466,

27/10/2015).

38. Anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı

anlaşılan başvuru konusu olayda da başvurucuların lehine hükmedilen tazminat

miktarı ve yargılama giderleri gözönünde

bulundurulduğunda maktuya çevrilen vekâlet ücretinin, başvurucuların vekille

dava açmasını imkânsız hâle getirmediği ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı,

başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığı ve başvurucuların mahkemeye

erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurucuların adil yargılanma hakkı

kapsamında mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale olmadığının açık

olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucular Bedia Köktürk ve Ali Rıza Demir yönünden

başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanılması nedeniyle REDDİNE,

2. Diğer başvurucular yönünden başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

C. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca 1.000 TL disiplin para cezasının Avukat Habib

Karataş'tan TAHSİLİNE,

D. Kararın bir örneğinin İstanbul Barosu Başkanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Murat

Soydan PAKSOY

2. Dursun

DEMİR

3. Güneş

AKSAN

4. Fulya

GENÇOĞLU

5.

Sebahattin DEMİR

6. Halil

İbrahim DEMİR

7. Muharrem

DEMİR

8. Türkan

TERZİ

9. Özhan

DEMİR

10. Ali Rıza

DEMİR

11. Gökhan

DEMİR

12. Bedia

KÖKTÜRK

13. Olcay

AKSAN

14. Tayfun

ÖZYUVALI

15. Jülide

AKSÜT

Vekili : Av. Habib KARATAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1999, 13 Temmuz 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. D. Kararın bir örneğinin İstanbul Barosu Başkanlığına
  12. Necipoğlu
  13. Gökcan
  14. Demir
  15. Aksan
  16. Gençoğlu
  17. Demir
  18. Terzi
  19. Demir
  20. Demir
  21. Demir
  22. Köktürk
  23. Aksan
  24. Özyuvalı
  25. Aksüt
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1999
Tarih
13 Temmuz 2016

İlgili Kararlar

  • Süleyman Demirbaş Başvurusu (B. No: 2014/1549)
  • Mehmet Çintosun Başvurusu (B. No: 2014/1741)
  • Mahmut Üçüncü Başvurusu (B. No: 2014/1017)
  • Vedat Şorli ve Bilal Şorli Başvurusu (B. No: 2014/10459)
  • Bilal Çiçek Başvurusu (B. No: 2014/29)
  • Aydın Öner Başvurusu (B. No: 2014/13415)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.