İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Demirbaş Başvurusu (B. No: 2014/1549)

1.Başvuru, ilçede polis memuru olarak görev yapan kişiler ile

Başvuru No2014/1549Tarih13 Temmuz 2016Okuma10 dk · 1.966 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm Süleyman Demirbaş Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
13 Temmuz 2016
Başvuru Numarası
2014/1549
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.966 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, ilçede polis memuru olarak görev yapan kişiler ile

yaşanan tartışma sırasında tehdit edilme ve küçük düşürücü muameleye maruz

kalma iddiasıyla yapılan şikâyet sonucunda eksik araştırma ve yanlış delil

değerlendirmesi yapılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 17., 36. ve 40. maddelerinin ihlali iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/2/2014 tarihinde Görele Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 24/3/2014 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/3/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

21/3/2016tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Giresun ili Görele ilçesinde bir lokanta

sahibidir. 31/8/2013 tarihinde akşam 22.00 sıralarında polis memuru T.T.

lokantaya gelerek amiri İ.Y.ye götürmek üzere pet şişe içinde çorba istemiş;

başvurucunun çalışanı H.Ç. çorbayı pet şişe içine koyamayacaklarını beyan

ederek alüminyum kase içine çorbayı koyarak teslim etmiştir.

9. Polis memuru T.T.nin İ.Y.ye

kendisini lokantada beklettiklerini ve ilgilenmediklerini söylemesinden bir

süre sonra İ.Y. bir başka polis memuru N.I. ile birlikte lokantaya gitmiştir.

İ.Y., çalışan H.Ç.yi sormuş, başvurucunun sebebini

öğrenmek istemesi üzerine tartışma yaşanmıştır.

10. Başvurucunun çalışanı H.Ç., polis memurları ile birlikte

karakol binasının girişindeki merdivenlere gitmiş ve burada aralarında bir

konuşma geçmiştir. Başvurucu, 15-20 dakika sonra polis memurları ve çalışanının

yanına gitmiştir.

11. Başvurucunun gitmesi ile çalışan H.Ç. olay yerinden

ayrılmış, başvurucunun iddiasına göre emniyet amiri kendisini kara listeye

almakla ve sürekli ceza yazmakla tehdit etmiş ayrıca eline vurarak ve bağırarak "Defol git." demiştir.

12. Başvurucu, Cumhuriyet savcılığına verdiği dilekçe ile

emniyet amiri İ.Y. ve polis memurları N.I. ile T.T. hakkında şikâyetçi

olmuştur. Şikâyet dilekçesinde başvurucu; İ.Y.nin

kendisini kara listeye almakla, rahat bırakmamakla ve sürekli ceza yazmakla tehdit

ettiğini, karakolun merdivenlerinde herkesin duyabileceği şekilde bağırarak "Defol git." dediğini ve eline

vurduğunu ifade etmiştir. Başvurucu şikâyet dilekçesinde ayrıca çalışanı H.Ç.nin suç isnadı olmaksızın polis aracına bindirilip

götürülmesinden ve yine H.Ç.ye karakol binası önünde hakaret edilmesinden

şikâyetçi olmuştur.

13. Görele Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakaret ve basit

tehdit isnadıyla başlatılan soruşturma kapsamında İ.Y., N.I. ve T.T.nin şüpheli sıfatıyla ifadeleri, başvurucu ve çalışanı H.Ç.nin müşteki sıfatıyla beyanları alınmıştır.

14. Başvurucu, Savcılık tarafından alınan beyanında " ... İ.Y'nin elime

vurarak" kes, sizinle görüşeceğiz, bundan sonra hiçbirşey

eskisi gibi olmayacak, bu dükkanın kapısına rahat rahat araba çekilmeyecek,

size her türlü cezayı keseceğim'', "sizi karakola götüreceğim, sizinle

orada görüşeceğiz.'' ve ''Defol git.'' şeklinde sözler söylediğini

belirtmiş, bağırıp çağırarak

kendisini, çalışanlarını ve işyerinde bulunan müşterilerini rahatsız eden polis

memurlarından, aynı zamanda eline vurarak sert bir şekilde "Kes sesini." diyerek hakaret ve

tehdit içerikli beyanlarda bulunan İ.Y.den şikâyetçi

olduğunu belirtmiştir.

15. Polis memurları; tehdit ve hakaret fiillerini kabul

etmemişler, yalnızca müşteri olarak hizmet talep ettiklerini,

bekletilmelerinden dolayı rahatsız olduklarını, konuşmak istediklerini,

lokantadaki müşterileri rahatsız etmemek içi dışarı çıktıklarını ve yağmur

yağması nedeniyle lokantaya çok yakın olan polis merkezinin merdivenlerinde konuştuklarını

beyan etmişlerdir.

16. Yürütülen soruşturma sonucunda 30/10/2013 tarihli ve S.No. 2013/1395, K.2013/879 sayılı kovuşturmaya yer

olmadığı kararı verilmiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:

" [İ.Y.nin] Süleyman'a ve [H.Ç.ye] sair tehditte bulunduğunun ve hakaret ettiğinin

iddia edildiği,

Süleyman'ın diğer müşteki şüpheliler [N.I. ve T.T.den] şikâyetçi

olduğu ancak herhangi bir atfı cürümde bulunmadığı,

...

Süleyman ve H.Ç.'nin [İ.Y.'nin] üzerine atılı hakaret ve tehdit iddiasıyla ilgili olarak,

soyut anlatımlar dışında bağımsız ve tarafsız başkaca tanık anlatımı olmadığı, [İ.Y.] hakkında dava açılabilecek yeterli şüphe oluşmadığı,

..."

17. Başvurucu anılan karara, lokantadaki müşterilerin tanık

olarak dinlenilmediği, olay yeri krokisi tanzim edilmediği ve çalışanı H.Ç.

hakkında adli rapor aldırılmadığı hususlarını belirterek itiraz etmiş; Ordu

Ağır Ceza Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2013/1645 Değişik İş sayılı

kararıyla itiraz reddedilmiştir.

18. İtirazın reddi kararı başvurucuya 20/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bir kimseye onur,

şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu

isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına

saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile

cezalandırılır."

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemeleri Kanunu'nun 172. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı,

soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması

hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .."

21. 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının

yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza

mahkemesi başkanına itiraz edebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 13/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, ilçede polis memuru olarak görev yapan kişilerce

iş yerinde rahatsız edildiğini, hakaret ve tehdite

maruz kaldığını, eline vurularak küçük düşürüldüğünü belirterek yaptığı şikâyet

üzerine yürütülen soruşturmada yeterli araştırmanın yapılmadığını, lokantadaki

müşterilerin tanıklığına başvurulmadığını, savcılık tarafından delillerin

takdirinde hata yapıldığını belirterek, Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınan maddi ve manevi bütünlüğün korunması,

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında koruma altına alınan işkence ve

kötü muamele yasağı, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan

adil yargılanma ve Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında koruma altına alınan

etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun, adil yargılanma ile etkili başvuru haklarının ihlal

edildiğine ilişkin iddialar Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında yapılacak

incelemenin kapsamında görülmüş ve ayrıca değerlendirme yapılmamıştır.

25. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesi şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…"

26. Başvurucu, maruz kaldığı muamelelenin

aşağılayıcı nitelikte olduğunu ve manevi işkence olarak nitelendirilmesi

gerektiğini ileri sürerek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

27. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun kötü muamele

iddialarının asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı ve eylemin niteliği açısından

değerlendirilmesi gerektiğini, hukuki sorumluluğun ceza hukuku alanından daha

geniş bir hukuka aykırılığı kapsaması nedeniyle başvurucu açısından daha etkili

bir giderim yolu olan hukuk davası açma yoluna gidilip gidilmediğinin

değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

28. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup, her olayda asgari eşiğin aşılıp

aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu

bağlamda muamelenin süresi fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

29. Somut olayda başvurucu, kendisine sürekli ceza yazılmakla ve

rahat bırakılmamakla tehdit edildiğini, eline vurulmak ve defol git denmek

suretiyle aşağılandığını ileri sürmektedir. Şikâyet konusu eylemlerin fiziksel

ve manevi etkileri, süresi ve yoğunluk derecesinin değerlendirilmesi

neticesinde, doğurduğu acı veya ıstırabın Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının uygululanabilirliği için gerekli asgari

ağırlık düzeyine ulaşmadığı tespit edilmektedir.

30. Başvurucunun şikâyetinin maddi ve manevi varlığın korunması

ve geliştirilmesi hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

31. Bireyin fiziksel ve zihinsel bütünlüğü, Anayasa'nın 17.

maddesinde yer verilen "maddi ve manevi

varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin maddi ve

manevi varlığının bir parçası olan fiziksel ve zihinsel bütünlüğe keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Yusuf Burak Çelik, §31). Kişinin maddi ve

manevi varlığının korunması noktasındaki pozitif yükümlülükler, etkili bir ceza

soruşturması yürütülmesi yükümlülüğünü de kapsamaktadır.

32. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

33. Anayasa'nın 17. maddesi gereğince yürütülecek

soruşturmalarda, soruşturma makamlarının, 17. madde kapsamında

değerlendirilebilecek bir muameleye maruz kaldığını ileri süren kişilerin,

olayın gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürdükleri her

türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır.

Soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma işlemlerinin belirleyicisi yetkili

soruşturma makamlarıdır. Soruşturma makamları, her bir somut olayın koşullarını

ayrıca değerlendirerek makul olan bir yöntem belirleyecektir (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:

2013/6574, 16/12/2015, § 62).

34. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı kişinin

dokunulmazlığını, maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili

bir şekilde tatbiki ile sorumluların tespiti ve etkili müeyyidelerin

uygulanmasını sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan belirtilen yükümlülük, Anayasa’nın

17. maddesinin başvurucuya üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırılmalarını talep hakkı, kamusal makamlara ise tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza hükmüyle sonuçlandırma ödevi yüklediği

şeklinde yorumlanamaz. Zira bireylerin cezai sorumluluğuna ilişkin hukuki

sorunların incelenmesi, cezai takibatın bir mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması

ve bu hâlde takdir edilecek cezanın miktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa

Mahkemesinin görev alanı içinde olmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin

takdirindedir.

35. Bireysel başvuru kapsamında yapılacak değerlendirmede

dikkate alınacak husus, yukarıda belirtilen yükümlülükler kapsamında yeterli

usul güvenceleri sunan etkili bir cezai takibat yürütülüp yürütülmediği olup bu

çerçevede yürütülecek cezai soruşturmanın derhal başlaması, bağımsız bir

biçimde ve kamu denetimine tabi olarak özenle ve süratle yürütülmesi ve etkili

olması zaruridir.

36. Somut olayda başvurucunun maddi ve manevi varlığına

gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü saldırı yönünden ceza soruşturulması

başlatılması amacıyla Cumhuriyet Savcılığına şikâyet dilekçesi verdiği,

başvurucunun şikâyeti üzerine ivedilikle soruşturma işlemlerine başlanılarak

soruşturmanın makul sürede tamamlandığı, soruşturma sürecinde başvurucu da

dahil olmak üzere müşteki beyanlarına ve şüpheli ifadelerine başvurulduğu,

başvurucunun savcılık incelemesi aşamasında toplanmasını istediği başkaca bir

delil bulunmadığı ve soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı

verildiği anlaşılmaktadır.

37. Başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı verdiği

itiraz dilekçesinde müşterilerinin tanıklığına başvurulmadığı, olay yeri

krokisi alınmadığı ve çalışanı H.Ç. hakkında adli muayene raporu

düzenlenmediğini belirtmiştir.

38. Somut olayda başvurucunun maddi ve manevi varlığına

gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü saldırı yönünden ceza soruşturması

başlatılması amacıyla Cumhuriyet savcılığına şikâyet dilekçesi verdiği,

başvurucunun şikâyeti üzerine ivedilikle soruşturma işlemlerine başlanılarak

soruşturmanın makul sürede tamamlandığı, soruşturma sürecinde başvurucu da

dahil olmak üzere müşteki beyanlarına ve şüpheli ifadelerine başvurulduğu,

başvurucunun savcılık incelemesi aşamasında toplanmasını istediği başkaca bir

delil bulunmadığı ve soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı

verildiği anlaşılmaktadır.

39. Başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı verdiği

itiraz dilekçesinde müşterilerinin tanıklığına başvurulmadığı, olay yeri

krokisi alınmadığı ve çalışanı H.Ç. hakkında adli muayene raporu

düzenlenmediğini belirtmiştir.

40. Başvurucu tarafından her ne kadar başvuruya konu eylemlerin

müşterileri tarafından görüldüğü ileri sürülmüşse de, şikâyete konu eylemlerin

lokantanın dışında polis merkezinin merdivenlerinde meydana geldiği şeklindeki

olay anlatımı değerlendirildiğinde, müşterilerin tanık sıfatıyla dinlenmemiş

olmasının soruşturmanın özenli ve etkili şekilde yürütülümesinde

doğrudan belirleyici olduğu tespit edilememiştir.

41. Benzer şekilde, başvurucunun çalışanına karşı gerekleştirilen herhangi bir darp ya da cebir fiilinden söz

edilmemesi karşısında, adli muayene raporu aldırılmamış olmasının soruşturmanın

seyrinde etkili olacağı sonucuna ulaşılmamakta olay yeri krokisi alınmasının

suç yönünden nasıl bir bir ispat imkanı sağlayacağına

yönelik ise başvurucu tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığı

anlaşılmaktadır.

42. Süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun

iddiasına konu olayın soruşturulmasının kişi dokunulmazlığının, maddi ve manevi

varlığın korunması hakkına yapıldığı ileri sürülen müdahalenin soruşturulması

hususunda ceza hukuku sistemini etkili olarak uygulama şeklindeki pozitif

yükümlülüğün gerektirdiği şartların gerisinde kalmadığı tespit edilmektedir.

43. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınan maddi ve manevi bütünlüğün korunması

noktasındaki pozitif yükümlülüklerin ihlal edilmediği açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçeyle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Süleyman

DEMİRBAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1549, 13 Temmuz 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Necipoğlu
  14. Gökcan
  15. Demir Koşar
  16. Demirbaş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1549
Tarih
13 Temmuz 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Çintosun Başvurusu (B. No: 2014/1741)
  • Mahmut Üçüncü Başvurusu (B. No: 2014/1017)
  • Vedat Şorli ve Bilal Şorli Başvurusu (B. No: 2014/10459)
  • Bilal Çiçek Başvurusu (B. No: 2014/29)
  • Aydın Öner Başvurusu (B. No: 2014/13415)
  • Levent Karaca Başvurusu (B. No: 2013/9131)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.