İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/2743

1. Başvurular, 17/7/2004 tarihli ve

Başvuru No2013/2743Tarih21 Nisan 2016Okuma20 dk · 3.946 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tenzile Demir Ve Diğerleri

Karar tarihi
21 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/2743
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.946 kelime·20 dk okuma·29 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, 17/7/2004 tarihli ve

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun kapsamında yapılan müracaatların reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ve anılan ret işlemlerine karşı açılmış olan davalara ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015

tarihinde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvurular hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

6. Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun (A) sütununda

başvuru numaraları belirtilen dosyaların 2013/2743 başvuru numaralı bireysel

başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/2743 başvuru numaralı

bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru

dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuruculara ait bireysel başvurularda, başvuru dilekçeleri

ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Batman ili Sason ilçesi Tekevler

köyünde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle 1991 ile

1993 yılları arasında göç etmek zorunda kaldıklarını belirterek ekli tablonun

(C) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren

zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Ekli tablonun D sütununda tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararları ilebaşvuruların reddine karar

verilmiştir.

10. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun (E)

sütununda belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davaları

ekli tablonun (F) sütununda tarihleri gösterilen İdare Mahkemesi kararları ile

reddedilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

“5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan maddelerinin

değerlendirilmesinden; "terör eylemleri" veya "terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler" sonucunda bir yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşamayan kişilerce

uğranılan maddi zararın, sözü edilen Yasa hükümlerine göre idarece sulh yoluyla

ödenmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, bir yerleşim yerinin güvenlik nedeniyle

idarece veya güvenlik kaygısıyla o yerleşim yerinde yaşayan halk tarafından

"tamamen" boşaltılmış olması halinde, yerleşim yerinin

boşaltılmasından yerleşim yerine dönüşün başladığı tarihe kadar Yasada tek tek

sayılmak suretiyle belirlenen maddi zararın idarece karşılanması mümkündür.

Sosyal güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmış

olması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın

idarece ödenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Yerleşim yerinin "kısmen" boşalmış olması, o yerleşim yerinde

güvenli bir şekilde, yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının

idarece yerine getirilmiş olduğunun nesnel bir göstergesidir. Güvenlik

kaygısının, yerleşim yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı

nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre değişmemesi

gerekmektedir. Terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve endişe

karşısında her bireyin farklı tepki göstermesi mümkündür. Bu nedenle, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının yukarıda belirtildiği

şekilde nesnel bir ölçüte dayandırılması zorunludur. Ancak,

bir yerleşim yerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yerleşim yerinde

sadece köy korucuları ile bunların aileleri kalmış, diğer köy halkının yerleşim

yerini terk etmiş olması halinde ise, yerleşim yerini kısmen terk eden köy

halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu

nedenden dolayı malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233

sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanacağı açıktır.

Bu itibarla, bir yerleşim yerinde asgari

güvenlik düzeyinin gerçekleştirilmiş olmasına ve bu yerde köy korucuları ile

bunların aileleri dışındaki diğer köy halkının yaşamasına karşın, yerleşim

yerinde yaşayan kişilerin bir kısmının, yerleşim yerini terk etmeleri sonucunda

uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın, güvenlik kaygısından kaynaklandığından

bahisle 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına olanak

bulunmamaktadır.

Olayda, dava dosyasının Batman İli, Soson İlçesi, Tekevler Köyü'ne

ait bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, Batman İl Jandarma Komutanlığı'nın

25.03.2011 tarih ve 18647 sayılıyazısında, Tekevler Köyü'nün "kısmen boşaldığı", ayrıca

Batman Valiliği'nin 04.03.2005 tarihli yazısı ekinde yer alan "Terör

Nedeniyle Terkedilen Köyler Listesi"nde

bulunmadığı, 09.05.2006 tarih ve 30571 sayılı yazısında, "terör

olaylarından etkilenen köy" olarak belirtildiği, 09.10.2009 tarih ve 63966

sayılı yazısı ekinde, 1987-2000 yılları arasında GKK ve GÖKKgörevlendirildiği

ve koruculuk sisteminin bulunduğu, korucu aileleri haricinde köyde 92 hanenin

ikamet ettiği, Batman Valiliği'nin 17.04.2006 tarih ve 406 sayılı yazı ekleri

uyarınca, köy nüfusunun 1990 yılında 999, 1997 yılında 585, 2000 yılında 2.064

kişi olduğu, Sason İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın 04.09.2009 tarih ve 11851

sayılı yazısında, aralarında davacının Köyünün de bulunduğu köylerde 1990-2000

yılları arasında muhtarlık seçiminin yapıldığının belirtildiği görülmektedir

Bu durumda; aralarında davacının da bulunduğu Tekevler Köyü halkının bir kısmının, güvenlik kaygısıyla da

olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen

boşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının

yaşanmamış olması ve davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının

bulunmaması nedenleriyle, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece

karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddi yolunda

tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…”

11. Kararların başvurucular tarafından temyiz edilmesi üzerine

ekli tablonun (G) sütununda gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci

Dairesinin ilamları ile “karar usul ve

hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını

gerektirecek nitelikte görülmediği” gerekçesiyle hükümlerin

onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucuların karar düzeltme istemi, ekli tablonun H

sütununda belirtilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci

Dairesinin ilamları ile reddedilmiştir.

13. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara

tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi içinde başvurucular tarafından

bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4.,

6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve

2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay

Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,

Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733

sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679,

K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, güvenlik nedeniyle

köyün boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate alınmaksızın ve köy

halkının güvenlik güçleri tarafından yapılan mayın taramasında kobay olarak

kullanılması hususuna ilişkin TBMM İnsan Hakları Komisyonunun incelemeleri gözönünde bulundurulmadan köyün tamamen boşalmamış olduğu

soyut gerekçesine dayanılarak,taraflarınca sunulan

belgeler değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgelerin dikkate

alındığını, bu belgeler kendilerine tebliğ edilmek suretiyle savunma yapma

imkânı tanınmadan verilen kararların adil olmadığını, kararların yeterli

gerekçe ihtiva etmediğini, taraflarınca sunulan belgeler dikkate alınmaksızın

idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsız

olmadığını, benzer başvurularda tazminata hükmedilmesine rağmen kendi

başvuruları reddedilmek suretiyle eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını,

idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu

mülkiyet hakkından yoksun kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı

değerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini ve yaptıkları başvuru

hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek

Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve

maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

17. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucuların,

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları

davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 7.,

10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddialarının incelenmesi neticesinde iddiaların özünün

adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesinin ihlaline ilişkin

olduğu anlaşıldığından söz konusu iddiaların belirtilen kapsamda

değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

giderim taleplerinin ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini ancak aynı

köyde yaşayan bir kısım müracaat sahibine bahse konu Kanun kapsamında ödeme yapıldığını

belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

19. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

20. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilen

ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,

belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

21. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Tarafsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ

edilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddia

etmiştir.

23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan

başvurularda benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda

hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı

yürüten hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu,

kişisel bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz

konusu olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından

başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin,

§§ 34-37).

24. Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

ii.

Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

26. Başvurucular sundukları bilgi, belge ve deliller dikkate

alınmadan sadece idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen

belgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar

verildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas

edilen içtihadi kriter olan

“yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden

yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelen

tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da

İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve

içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme

talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve

savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz

edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular

tarafından sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine

ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede

başvuru dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek

usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir (Mesude Yaşar, §§

74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).

28. Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında

yapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı

ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

iii. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

30. Başvurucular Komisyona yaptıkları

başvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, köylerinden göç

etmeye mecbur kalmaları nedeni ile malvarlıklarına ulaşamadıklarını, ortaya

çıkan zararlarının terör kaynaklı olmasına rağmen tazmin edilmediğini, idarenin

can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek

mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuşlar ise de yargılama

sürecinde yapılan incelemeler ve lehlerine olmayan yargı kararları temeline

dayandırıldığı tespit edilen bu iddianın, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

31. Başvurucular, yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında

ayrıca sundukları delillere Mahkeme tarafından itibar edilmediğini ve yalnızca

idare tarafından sunulan bilgi ve belgeler esas alınarak karar verildiğini

belirterek hatalı şekilde hüküm kurulduğunu ileri sürmüşlerdir.

32. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 24).

33. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

34. Başvurucular tarafından açılan

davalarda Mahkemece, aralarında başvurucuların da bulunduğu Tekevler

köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden

dolayı uğradığı zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir

ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

davacılara yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması

nedenleriyle idarece tazmin edilmesine hukuki olanak bulunmadığı belirtilerek

davaların reddine karar verilmiştir (bkz. §10).

35. Başvurucular tarafından, maddi vakıa

ve delillerin hatalı takdiri neticesinde talep ve davalarının reddedildiği, bu

kapsamda Derece Mahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç

itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup başvurucuların belirtilen

iddialarının özünün Derece Mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

36. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun'un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun'un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun bulunduğu

sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin,

B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50; benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88).

37. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvuruların bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden

hususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.

39. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz

hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar

açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir

Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 67).

40. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği

şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı

kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık

bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış

olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkın

ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu

tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup bu durumda, üst dereceli

mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul

edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya

İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

41. Başvurucular, göç ettikleri dönemde Tekevler

köyünde güvenlik olmadığını gösteren ve taraflarınca dava dosyasına sunulan

talep sonucuna etki edebilecek bilgi ve belgelerin Derece Mahkemeleri

kararlarında tartışılıp değerlendirilmediğini ileri sürmektedirler. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, anılan köye

ilişkin verilen mahkeme kararlarının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği iddiası

daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda

verdiği kararlarda başvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında

olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariç olmak üzere, başvurucular

tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin

derece mahkemeleri kararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle

başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Cahit

Tekin, §§ 75-77). Aynı içerikli taleplerin derece mahkemeleri

tarafından aynı gerekçelerle reddedildiği somut başvurular açısından da bu

sonuçtan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.

42. Başvurucuların 1996 yılında köy halkının mayın taramasında

güvenlik güçleri tarafından kobay olarak kullanıldığı yönündeki argümanlarının

Derece Mahkemelerinin karar gerekçelerinde karşılanmadığı yönündeki iddiasına

gelince başvurucular tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin

incelenmesinden 1996 yılının Aralık ayındaki bir tarihte Batman ili Sason

ilçesi Tekevler ve Kelhasan

köylerinde ilçe merkezine gitmek üzere araç bekleyen otuz civarında köy

sakininin askerler ve geçici köy korucuları tarafından resmî araca bindirilerek

mayınlı olduğu sanılan bir araziye götürüldükleri ve mayınların yerlerini

göstermemeleri hâlinde söz konusu alanda kendilerinin yürütüleceklerinin

belirtilerek burada zorla yürütüldükleri yönündeki iddiaların köylüler

tarafından Kaymakamlığa iletildiği, kamuoyuna da yansıyan söz konusu iddiaların

yerinde incelenmesi amacıyla TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı tarafından

üç milletvekilinden oluşan bir heyetin Batman’a gönderildiği, 21 Şubat 1997

günü yapılan tahkikat sonrasında Heyetçe hazırlanan raporda olayın

aydınlatılması amacıyla adli ve idari soruşturmaların başlatılması gerektiğinin

belirtildiği, Sason Cumhuriyet Başsavcılığınca söz konusu iddianın müsebbibi

olarak gösterilen jandarma üsteğmen hakkında efrada kötü muamele suçunu

işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında 2/12/1999

tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması

Hakkında Kanun gereğince görevsizlik kararı verilerek evrakın gereğinin takdir

ve ifası için Kaymakamlığa gönderilmesine karar verildiği, Mahkememiz

tarafından resen yapılan incelemeden de Sason Kaymakamlığının 4483 sayılı Kanun

kapsamında yaptığı soruşturma sonucunda sanığın men’i

muhakemesine karar verildiği, yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen

Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 24/9/1999 tarihli kararıyla da sanığın

üstüne atılı suçu işlediği kanısını doğrulayacak ve hakkında kamu davasının

açılmasını gerekli kılacak yeterli kanıt elde edilemediği gerekçesiyle yöntem

ve yasaya uygun bulunan kararın onandığı ve kararın bu şekilde kesinleştiği

görülmektedir.

43. Buna göre başvuruya konu iddia üzerine ilgili makamlarca

siyasal ve yargısal denetim süreçlerinin başlatıldığı ve hukuki süreç sonucunda

söz konusu iddianın sübut bulduğuna ilişkin yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle

sanık kamu görevlisinin yargılanmasına gerek olmadığı yönünde karar verildiği

anlaşılmaktadır.

44. Öte yandan iddianın sübut bulduğu kabul edilse dahi

başvurucuların köyü terk etmesinin üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra köyde

ikamet etmeye devam eden başka köy sakinlerinin başına geldiği ileri sürülen bu

iddianın başvurucuların köyü terk etme gerekçesi olamayacağı açıktır.

Dolayısıyla başvurucuların köyünü güvenlik kaygısıyla terk ettiğine dayanak

olarak ileri sürülebilecek ve yargı yerince köyün tamamen boşaltılmış olması

ölçütünü esas alan nesnel kriterden ayrılmayı

gerektirecek öznel bir niteliği bulunmayan, daha açık bir ifadeyle

başvurucuların mağduru olmadığı ve köyü terk etmelerine neden olmadığı açık

olan ve hukuken doğruluğu ispatlanamamış başvuru konusu iddianın hüküm sonucunu

etkiler nitelikte olmadığı görüldüğünden anılan iddiaya ayrı ve açık bir yanıt

vermeksizin nesnel güvenlik kaygısı kriterini esas alarak davayı reddeden yerel

Mahkeme ve bu kararı onayan Yüksek Mahkeme kararlarının gerekçeli karar hakkını

ihlal ettiği iddiası açıkça dayanaktan yoksundur.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar

haklarının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

v. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

47. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

48. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme,

… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

49. Somut davalara bir bütün olarak

bakıldığında Komisyona başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C sütunu)ile nihai

karar tarihleri (bkz. ekli tablonun H sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun I

sütununda her bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama

süreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve

özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden ve başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığı anlaşıldığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

21/4/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucular

:

Tenzile DEMİR ve diğerleri [bkz. ekli

tablonun (B) sütunu]

Vekili

:

Av. Saim BOZKURT

Sıra

1

2

3

4

5

6

7

A

Başvuru

Numarası

2013/2743

2013/4280

2013/4962

2013/4966

2013/4969

2013/5086

2013/5093

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Tenzile

Demir

Abdulkuddus

Taşdemir

Sakine

Dursun

Süleyman

Özdemir

Mahmut

Erdem

Cemal

Akbuğa

Cuma

Kaya

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

5/7/2006

10369

4/4/2006

9351

4/4/2006

9363

7/7/2006

10696

4/4/2006

9380

10/4/2006

9424

13/6/2006

10365

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

14/10/2010

2010/1-402

14/10/2010

2010/1-417

14/10/2010

2010/1-431

14/10/2010

2010/1-414

14/10/2010

2010/1-411

14/10/2010

2010/1-422

14/10/2010

2010/1-433

E

Dava

Tarihi

22/2/2011

24/3/2011

28/2/2011

28/2/2011

28/2/2011

22/2/2011

28/2/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

23/11/2011

23/11/2011

23/11/2011

25/11/2011

23/11/2011

23/11/2011

25/11/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

13/6/2012

13/6/2012

13/6/2012

13/6/2012

13/6/2012

13/6/2012

13/6/2012

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

11/12/2012

11/12/2012

11/12/2012

11/12/2012

11/12/2012

13/2/2013

11/12/2012

I

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

6 yıl

5 ay

6 yıl

8 ay

6 yıl

8 ay

6 yıl

5 ay

6 yıl

8 ay

6 yıl

10 ay

6 yıl

5 ay

Sıra

8

9

10

11

A

Başvuru

Numarası

2013/5097

2013/5098

2013/5107

2013/5109

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Veysi

Yar

Gezmiş

Aydınoğlu

Sinan

Aydınoğlu

Ahmet

Taşdemir

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

5/7/2006

10371

4/4/2006

9348

4/4/2006

9386

4/4/2006

9336

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

14/10/2010

2010/1-416

14/10/2010

2010/1-415

14/10/2010

2010/1-420

14/10/2010

2010/1-413

E

Dava

Tarihi

22/2/2011

28/2/2011

28/2/2011

25/11/2011

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

23/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

13/6/2012

13/6/2012

13/6/2012

13/6/2012

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

11/12/2012

19/2/2013

19/2/2013

19/2/2013

I

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre 6 yıl 5 ay 6 yıl 10 ay 6 yıl 10 ay 6 yıl 10 ay

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2743, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50; benzer yöndeki
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Paksüt
  14. A
  15. B
  16. C
  17. D
  18. E
  19. F
  20. G
  21. H
  22. I
  23. A
  24. B
  25. C
  26. D
  27. E
  28. F
  29. G
  30. H
  31. I
  32. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2743
Tarih
21 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Öznur Çiçek Bildik Başvurusu (B. No: 2013/6595)
  • Selman Kapan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7302)
  • Hamdiye Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6649)
  • Laleş Çeliker Başvurusu (B. No: 2013/8413)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/7644)
  • Ömer Aybar Başvurusu (B. No: 2013/6974)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.