İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2013/3334 Tarih:

B. K. Başvurusu (B. No: 2013/3334)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

B. K. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/3334)

Karar Tarihi: 14/10/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, zabıt kâtipliği

sınavında başarısız sayılmaya ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 21/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

11/07/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/8/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 21/8/2014 tarihinde bildirilmiş;

başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 17/5/2008 tarihinde

yapılan zabıt kâtipliği sınavında, belirlenen süre içinde yazması gereken

kelime sayısını yazmasına rağmen verilen metne sadık kalmadığı, yazdığı metinde

anlam bütünlüğü bulunmadığı, kelime ve satır atlamalarının çoğunlukta olduğu

gerekçesiyle başarısız sayılmıştır.

9. Başvurucunun, anılan işlemin

iptali istemiyle açtığı davada, Ankara 15. İdare Mahkemesinin 3/12/2008 tarihli

ve E.2008/582, K.2008/1613 sayılı kararıyla ilgili Yönetmelik’te üç dakikada

yanlışsız en az 90 kelime yazma şartı dışında başka şarta yer verilmediği

gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.

10. Bakanlık tarafından temyiz

edilen karar, Danıştay Onikinci Dairesinin 10/10/2011

tarihli ve E.2009/2842, K.2011/4627 sayılı oyçokluğu kararıyla bozulmuştur.

Karar gerekçesi şöyledir:

“Adalet Bakanlığı Memur Sınav ve Atama Yönetmeliği’nin olay

tarihinde yürürlükte bulunan 6. maddesinin 1. fıkrasının 6-c bendinde, zabıt katibi atanabilmek için aranan özel şartlar arasında “Meslek

liselerinde okutulan daktilografi ders kitabından seçilip yazılı olarak verilen

bir metinden daktilo veya bilgisayar ile üç dakikada yanlışsız en az doksan

kelime yazmak” koşuluna yer verilmiştir.

Davacının uygulama sınavında yazdığı metnin incelenmesinden,

kelime ve satır atlamalarının fazla olduğu, yazılan yanlış kelimeler göz ardı

edildiğinde metnin bütünlüğünün bozulduğu görülmüş olup, uygulama sınavının

amacının zabıt katipliğine atanacakların doğru ve hızlı yazı yazıp yazmadıklarının

değerlendirmesi olduğu ve yukarıda alıntısı yapılan yönetmelik hükmünde

öngörülen "daktilo ve bilgisayar ile üç dakikada yanlışsız en az doksan

kelime yazmak" şartının yazılacak metnin verilen metine uygun olarak

yazılması hususunu da içerdiği göz önüne alındığında dava konusu işlemde kamu

yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna

varılmıştır. Öte yandan dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonra

9.10.2010 günlü ve 27724 sayılı Resmi Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı Memur Sınav-Atama ve Nakil

Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile

Yönetmeliğin 6-c bendinin sonuna eklenen parantez içi ifade ile, bu bende göre

yapılacak uygulamalı sınavda başarılı sayılabilmek için verilen metne sadık

kalınıp kalınmadığının, yanlış yazılan kelime sayısı ile yazı içerisindeki

kelime ve cümle tekrarları nedeniyle metnin anlam bütünlüğünün bozulup

bozulmadığının göz önünde bulundurulacağı belirtilmiştir.

Sonuç itibariyle dava konusu işlem hukuka uygun

bulunduğundan aksi yoldaki kararda isabet görülmemiştir. ”

11. Anılan karara katılmayan üye

ise “Usul ve hukuka uygun kararın onanması

gerektiği oyuyla karara karşıyım.” şeklinde karşıoy

gerekçesini belirtmiştir.

12. Bu karara yapılan karar

düzeltme talebi de aynı Dairenin 16/11/2012 tarihli ve E.2011/10122,

K.2012/8791 sayılı kararıyla reddedilmiş, aynı üye yine karara karşı olduğunu

belirterek karar düzeltme talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının

onanması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.

13. Ankara 15. İdare Mahkemesi,

bozma kararına uyarak 14/4/2013 tarihli ve E.2013/564, K.2013/526 sayılı

kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucu vekiline

2/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup karara karşı temyiz yoluna

gidilmemiştir.

14. Başvurucu 21/5/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. Başvurucunun sınava girdiği

tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 10/7/2003 tarihli ve 25164 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığı Memur Sınav ve Atama

ve Nakil Yönetmeliği’nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi

şöyledir:

“Zabıt katibi, cezaevi katibi ve

daktilograf kadrolarına atanabilmek için;

…

c)Meslek liselerinde okutulan daktilografi ders kitabından

seçilip yazılı olarak verilen bir metinden daktilo veya bilgisayar ile üç

dakikada yanlışsız en az doksan kelime yazmak.”

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun uyuşmazlığın devamı sırasında

yürürlükte bulunan hâliyle 49. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Temyiz incelemesi sonunda Danıştay:

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması,

Sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.”

17. 2577 sayılı Kanun'un (mülga)

54. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava

Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare

mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus

olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün

içinde taraflarca;

a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda

karşılanmamış olması,

b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması,

c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,

d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve

sahtekarlığın ortaya çıkmış olması,

Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir."

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 14/10/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 21/5/2013 tarihli ve 2013/3334

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, sınav tarihinde

yürürlükte olan Yönetmelik’te var olmayan bir şartın aranılması sonucu sınavda

başarısız sayıldığını belirtmiştir. Danıştay Onikinci

Dairesinin bozma kararının, hukuki güvenlik ilkesi ile adalet, hakkaniyet ve

eşitlik ilkelerini ihlal ettiğini, Derece Mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği ret

kararının temyize tabi bir karar olmasına rağmen dosyanın yine bozma kararını

veren aynı Daire tarafından inceleneceğini, dolayısıyla temyizde hukuki bir

yarar bulunmadığını, davanın 2008 yılında açıldığı da göz önüne alındığında

temyiz ve karar düzeltme yolundan lehe bir beklentisi bulunmayan başvurucudan

tekrar yıllarca beklemesini istemenin ayrı bir hukuksuzluğa yol açacağını, bu

nedenle bireysel başvuru için aranılan başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun

somut olayda yerine getirilmiş olduğunun kabulü gerektiğini belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Başvurucu, temyiz merciinin

verdiği karara uymak suretiyle verilen İlk Derece Mahkemesi kararının ardından

bireysel başvuru yapabilmek için yeniden kanun yollarının tüketilmesinin

gerekmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Bakanlık görüş yazısında,

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

bireysel başvuru yapılmadan önce ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem

ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği, oysa başvurucunun İlk Derece Mahkemesi kararına

karşı kanun yollarına başvuru yapmaksızın bireysel başvuruda bulunduğu

belirtilerek bu durumun kabul edilebilirlik incelemesi aşamasında göz önünde

bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

24. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin

ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve

yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu

makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

25. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu

ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara

sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

26. Başvuru konusu olayda

başvurucu tarafından, zabıt kâtipliği uygulama sınavında başarısız sayılmasına

ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada İlk Derece Mahkemesi, belirlenen

süre içinde başvurucunun yazması istenilen kelime sayısına ulaştığı

gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, bu kararın temyiz

edilmesi üzerine Danıştay Onikinci Dairesi, kelime ve

satır atlamalarının fazla olduğu, yazılan yanlış kelimeler göz ardı edildiğinde

metnin bütünlüğünün bozulduğu, uygulama sınavının amacının zabıt kâtipliğine

atanacakların doğru ve hızlı yazı yazıp yazmadıklarının değerlendirilmesi

olduğu, yazılacak metnin verilen metne uygun olması gerektiği gerekçesiyle İlk

Derece Mahkemesi kararını bozmuş; ayrıca ilgili Yönetmelik’te yapılan değişiklik

ile metne sadık kalınıp kalınmadığının, yanlış yazılan kelime sayısı ile yazı

içerisindeki kelime ve cümle tekrarları nedeniyle metnin anlam bütünlüğünün

bozulup bozulmadığının göz önünde bulundurulacağı belirtilmiştir.

27. İlk Derece Mahkemesi, anılan

bozma kararına uymuş ve başvurucunun uygulama sınavında başarısız sayılmasına

ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddine karar vermiştir.

Başvurucu ise bu karara karşı olağan kanun yollarına başvuru yapmaksızın adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

28. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) içtihadına göre genel bir kural olarak başvurucu, dava

konusuyla ilgili ulusal içtihada göre yapacağı bir temyiz başvurusunun

başarısız olacağını ispat ederse başvurucunun iç hukuk yollarını tüketmiş

olduğu kabul edilecektir (Kleyn ve diğerleri/Hollanda, B. No: 39343/98, 6/5/2003, § 156).

29. Temyiz mahkemesinin yakın

zamanda vermiş olduğu ve başvurucunun davasına da uygulanacak nitelikte bir

karar varsa ve temyiz mahkemesinin bu kararını değiştirmesi ihtimal dâhilinde

görünmüyorsa başvurucu, iç hukuk yollarını tüketmiş sayılacaktır (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013,

§ 30).

30. Somut olayda, Danıştay Onikinci Dairesinin temyiz incelemesi yaptığı ve oyçokluğu

ile bozduğu bir karardan sonra İlk Derece Mahkemesinin bozma kararına uymak

suretiyle verdiği karara karşı başvurucunun olağan kanun yollarını tüketmeden

bireysel başvuruda bulunduğu ancak olayda içtihat niteliğinde verilmiş bir

kararı bulunmadığı gibi İdari Dava Daireleri Kurulunca alınmış ve İlk Derece

Mahkemesi ile ilgili Danıştay Dava Dairesini bağlayan bir Yüksek Mahkeme kararı

da bulunmamaktadır.

31. Bu durumda, dava konusu

uyuşmazlığa ilişkin ilgili Dairenin farklı bir sonuca ulaşmasına engel ulusal

düzeyde bir içtihat nedeniyle temyiz başvurusunun başarısız olacağı ispat

edilmediği gibi ilgili Dairenin kararını değiştirmesi ihtimalinin de bulunması

göz önünde bulundurulduğunda başvurucunun idari işlem aleyhine ileri sürdüğü

şikâyetini yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmeden yani kanunda

öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamını tüketmeden doğrudan bireysel

başvuruda bulunduğu ve bu nedenle başvurunun, 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin

(2) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik kriterlerini taşımadığı

anlaşılmaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle ihlale

neden olduğu ileri sürülen karar için kanunda öngörülmüş yargısal başvuru

yollarının tamamı bireysel başvuru yapılmadan önce usulüne uygun şekilde

tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B.

Başvurunun, başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

14/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucu

:

B. K.

Vekili

:

Av. Mehmet SAĞLAM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3334, 14 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası