İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Dansık ve Servet Kalenderoğlu Başvurusu (B. No: 2015/19216)

1. Başvuru, başvurucuların 1995 yılında kaybolan yakınlarının

Başvuru No2015/19216Tarih18 Temmuz 2019Okuma15 dk · 3.005 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Dansık Ve Servet Kalenderoğlu Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2015/19216
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.005 kelime·15 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucuların 1995 yılında kaybolan yakınlarının

bulunamaması ve bazı şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvuruculardan Emine Dansık'ın eşi

M.D., oğlu A.D. ve diğer başvurucu Servet Kalenderoğlunun

babası olan Y.K. isimli şahıslardan 22/2/1995 tarihinden itibaren haber

alınamamıştır.

8. Başvurucular, olayla ilgili olarak Silopi Cumhuriyet

Başsavcılığınca 1996/343 sayılı dosya ile soruşturmanın yürütüldüğünü beyan

etmişlerdir. Başvurucular tarafından anılan dosya ile ilgili olarak dosya

numarasının belirtilmesinin dışında dosyanın onaylı sureti başvuruya

eklenmemiştir. Başvurucular, eksikliklerin giderilmesi için yazılan yazıya

cevaplarında her ne kadar istenilen belgelerin onaylı suretini gönderdiklerini

beyan etmişlerse de dosyanın incelenmesinden, anılan dosya içeriğinin

başvurucular vekillerinin başka bir başvurusuna ilişkin olduğu, kaybolduğu

iddia edilen kişilerin, maddi vakıaların ve olay tarihlerinin farklı olduğu

anlaşılmıştır. Bu nedenle soruşturma dosyasının haricinde beyan edilen dosyaya

dair yapılan adli işlemlerin neler olduğu ve içerikleri tespit edilememiştir.

9. Başsavcılık tarafından başlatılan ilk soruşturmada daimî

arama kararı verildikten sonraki süreçte,4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250. maddesiyle yetkili İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması olarak bilinen

2008/1756 sayılı soruşturma kapsamında gizli tanık" Tükenmez Kalem"in ifadesine

başvurulmuştur. Gizli tanık ifadesinde; Y.K.nın tam

hatırlayamadığı bir aracının olduğunu, Uzman Çavuş C.S.nin

kendilerine verdiği talimatla Y.K.yı Silopi ilçesinde

iki üç gün takip ettiklerini, niyetlerinin Y.K.yı

yakalamak olduğunu ancak bu kişinin sürekli olarak üç veya dört kişi ile

gezdiğini, Y.K.nın kendi aracıyla yanında iki şahıs

olduğu hâlde BOTAŞ tesislerinin yakınından geçerken jandarmanın uygulamasına

takıldığını, Y.K.nın bir müddet uygulama noktasında

bekletildiğini, araçlar bekletilirken uygulama noktasına 34 ... plakalı araçla

Uzman Çavuş C.S., S.D. ve İ.T.nin geldiğini, araçta

bulunanları aldıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınmadığını, hâlen

kayıp olduklarını, olaya ilişkin bilgileri bizzat S.D. ve İ.T.den

duyduğunu, bu olayın gerçekleşmesinden üç veya dört gün sonra C.S.nin Silopi İlçe Jandarma Komutanlığındaki masasının

çekmecesinde Y.K.nın ve iki şahsın kimliklerinin üzerinde

çarpı işareti olduğunu gördüğünü beyan etmiştir.

10. Gizli tanığın verdiği ifadeler başta olmak üzere olayla

ilgili olarak medyada çıkan haberler sonrasında, kaybolan şahısların yakınları

ve bazı baro başkanları ile çok sayıda avukat tarafından yapılan müracaatlar

üzerine kayıp şahıslarla ilgili olarak Başsavcılık tarafından 2008 yılında yeni

bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu Servet Kalenderoğlu, 2008/3151 sayılı

yeni başlatılan bu soruşturma dosyası kapsamında 27/1/2009 tarihinde ifade vermiştir.

Başvurucu; verdiği dilekçe ile ifadesinde özetle bazı kolluk personelinden

bahsederek babası ve diğer iki şahsın bu kişiler tarafından veya bilgisi

dâhilinde kaybedilmiş olabileceğini, somut yerler gösteremeyeceğini beyan

etmiştir.

11. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı işlendiği iddia edilen

suçları soruşturmakla yetkili başsavcılığın Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet

Başsavcılığı olduğu gerekçesiyle 23/6/2009 tarihinde dosyayı fezleke ile

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

12. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığının 2008 yılında başlattığı ve

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği bu dosyadan bağımsız olarak,

gizli tanığın ifadelerinde yer alan faili meçhul veya kayıp şahıslarla ilgili

olarak yukarıda bahsedilen (bkz. § 10) Ergenekon

silahlı terör örgütü soruşturmasında suçların işlendiği yerlerle

ilgili olarak soruşturma yapma yetkisinin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına

(CMK 250. madde ile yetkili) ait olması nedeniyle 29/9/2009 tarihinde ayırma

kararı verilmiş ve ayrılan yeni 2009/1951 sayılı soruşturma dosyası 7/12/2009

tarihli yetkisizlik kararı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

13. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Silopi ve İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından gönderilen her iki dosyayı 2009/3584

sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturmaya devam etmiştir. Soruşturmanın

devam ettiği süre içinde özel yetkili mahkemelerin 21/2/2014 tarihli ve 6526

sayılı Kanun'un 19. maddesinde yapılan değişiklik ile kaldırılması nedeniyle

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20/3/2014 tarihinde yetkisizlik

kararı verilerek dosya Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

14. Açıklanan bu süre sonunda Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

o bölgede yaşandığı ileri sürülen kaybedilme veya infaz iddialarına ilişkin

olarak 2014/980 sayılı dosya üzerinden soruşturma yürütüldüğü tespit

edilmiştir. Bu dosya haricinde Başsavcılık tarafından başvurucuların

yakınlarının kaybolma iddiaları konusunda müstakil bir soruşturma yürütüldüğüne

dair belgeye rastlanmadığı gibi başvurucular tarafından da bu hususta sağlıklı

olarak bir iddianın ileri sürülmediği ve belgelendirilmediği tespit edilmiştir.

15. Genel olarak kaybedilme veya infaz edilme iddiaları ile

ilgili olarak 2014/980 sayılı soruşturma dosyasında, gizli tanık beyanlarını

doğrulayacak mahiyette kesin ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmaması

nedeniyle 20/6/2015 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve

30/6/2015 tarihinde de daimî arama kararı verilmiştir.

16. Başvurucuların bu karara yaptıkları itiraz, Cizre Sulh Ceza

Hâkimliğinin 2/11/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu (B.

No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular;

i. Kamu görevlisi olduğu iddia edilen şahısların doğrudan veya

dolaylı eylemleri sonucunda yakınlarının kaybedildiğini,

ii. Siyasal amaçla işlenen çok sayıdaki faili meçhul olayının

çözümsüz bırakıldığını,

iii. Yakınların bulunması ve şüphelilerin tespit edilmeleri

hususlarında etkin bir soruşturma yürütülmediğini, iddiaların ağırlığına rağmen

dosyada işlem yapılmadığını, gizli tanığın ifadesinde geçen şüphelilerin kim

olduğu bilinmesine rağmen ifadelerine başvurulmadığını ve nerede

çalıştıklarının tespit edilmediğini,

iv. Başta yakınları olmak üzere devletin vatandaşlarının

güvenliğini sağlayamadığını,

v. Olayla ilgili olarak yürütülen soruşturma sonucunda verilen

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ve ret kararının etkili olmadığını

belirterek Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 12., 14., 17., 19., 36. ve 40.

maddelerinde teminat altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara yapmış olduğu itiraz ile Anayasa Mahkemesine sunduğu bireysel

başvuru formunun incelenmesi sonucunda şikâyetini dile getiriş şeklinden anılan

ihlal iddiasının yaşam hakkına yönelik ihlal iddialarını delillendirme

amaçlı olduğu sonucuna varılmış; bu iddialar hakkında Anayasa’nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında inceleme yapılmıştır.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

21. Başvurucuların iddiaları, delilleri ve Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) ortamı ile ilgili Cumhuriyet başsavcılıklardan temin

edilen diğer belgelerin incelenmesi neticesinde somut olayda ilk olarak başvurucuların

yakınlarının bulunamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuruda öncelikle yaşam

hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının

uygulanabilirliği hususunda bir değerlendirme yapmak gerekir.

22. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşam hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20).

23. Bir kişinin gözaltında kaybolduğunun iddia edilmesi, tek

başına 17. maddenin ihlal edildiğinin kabul edilmesini mümkün kılmaz. Bununla

birlikte belli koşullarda, cesedi ortaya çıkmamış olsa dahi kaybolan bir

kişinin ölmüş kabul edilebileceği sonucuna ulaşılabilir (Birsen Gülünay, B. No: 2013/2640, 21/4/2016, § 63, benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Kurt/Türkiye,

B.No: 24276/94, 20/5/1998, §§ 107, 108; Tahsin Acar/Türkiye, §§ 216, 217; Meryem Çelik ve diğerleri/Türkiye, §§

48-60, Er ve diğerleri/Türkiye,

B. No: 23016/04, 31/7/2012, 66).

24. Somut olayda başvurucuların yakınlarına ulaşılamadığı,

iddialar ve dosya içeriğine göre başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde

incelenebileceği anlaşılmıştır.

2. İnceleme Kapsamı

Yönünden

a. Başvuru Ehliyeti

Açısından

25. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

" Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

26. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

27. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucu Emine Dansık;kaybolduğu

iddia edilen M.D.nin eşi, A.D.nin

ise annesidir. Diğer başvurucu Servet Kalenderoğlu ise kaybolduğu iddia edilen Y.K.nin oğludur. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir

eksiklik bulunmamaktadır.

b. Kabul Edilebilirlik

Açısından

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

29. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

30. Başvurunun öncelikle başvuru yollarının tüketilmesi ve bu

kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralı bakımından

değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

31. Başvuru yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun

temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal

sonucudur. Diğer bir ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların

ve derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20). Ayrıca

başvurucuların iddialarının önce yaşamı koruma ve öldürmeme yükümlülüğü

perspektifinden Anayasa Mahkemesince değerlendirilebilmesi için bu kriter

uyarınca olaydan sonra yürütülen ceza soruşturmasında olayın gerçekleşme

koşullarının soruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından aydınlatılması,

varsa üçüncü kişilerin, özellikle de kamu görevlilerinin cezai

sorumluluklarının incelenmesi gerekmektedir (Birsen

Gülünay, § 44).

32. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden incelenebilmesi için -mutlak surette gerekli olmasa da

yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla- ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 77; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

33. Bununla birlikte anılan kural mutlak değildir. Özellikle

ihlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti yapıldığında yeterli giderimi

sağlama imkânı tanıyan bir başvuru yolunun bulunmaması hâlinde başvuru

yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün olmayacaktır. Devam eden bir

soruşturmada etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarını değerlendirecek, soruşturmanın etkili

yürütülmediğinin anlaşılması hâlinde bunu sağlayacak bir başvuru yolu

bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının

tüketilmesi gerekmemektedir (Yasin Ağca, B.

No: 2014/13163, 11/5/2017, § 121).

34. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, § 121). Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her başvurunun şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 87;

Sultani Acar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, § 84).

35. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88; Sultani Acar, § 85).

36. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böyle bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve pozitif

yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam hakkının usul

boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya karar veremeyecek

ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata

hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların

tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde

sorumluların caydırıcı bir şekilde cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya

karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı

rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, § 89; Sultani Acar, §

86).

37. Somut olayda öncelikle başvurucuların yakınlarının

kaybolması ile ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya

soruşturmanınetkisizliğiyleilgilibireyselbaşvuruyapmadagüçlükçektikleriyönünde

herhangi bir iddiaları bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Başvurucular, yukarıda izah edildiği üzere kendileri ve vekilleri vasıtası ile

iddia ve taleplerini dile getirme fırsatını çeşitli tarihlerde

bulabilmişlerdir.

38. Soruşturmanın etkililiğinin yeterliliği açısından somut

olaya bakıldığında ilk olarak, başvurucuların olayın soruşturulduğunu iddia

ettikleri 1996/343 sayılı dosyanın başvurucuların yakınlarına ilişkin olmadığının

tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kayıp iddialarına yönelik olarak

Başsavcılık tarafından ilk aşamada yapıldığı iddia edilen soruşturma

işlemlerinin değerlendirilmesi mümkün olmamıştır. Ayrıca bu hususta

Başsavcılık, tüm ilgili dosyanın Anayasa Mahkemesinde olduğunu ve ilgili

şahıslar adına başka bir dosyanın bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucuların

yakınlarının beyanları ile Başsavcılığın cevap yazısından, ilgili şahısların

kaybolma iddialarına yönelik olarak bir soruşturmanın başlatılıp başlatılmadığı

net olarak tespit edilmemiştir. Bu itibarla başvurucuların iddiaları

Başsavcılık tarafından 2008 yılında başlatılan fakat özel yetkili mahkemeler

ile başsavcılıkların kaldırılması üzerine tekrar devam ettirilen 2014/980

sayılı dosya kapsamında incelenecektir.

39. Bu açıklamalar sonrasında somut olayda başvuruculardan Emine

Dansık 22/3/2013 tarihinde talimat yolu ile şikâyet

ve iddialarını ifade etmiştir. Başvurucu bu ifadesinde; eşi, oğlu ile diğer

kişiden haber alamadıklarını ve herhangi bir makama müracaat etmediklerini

beyan ederek şikâyetçi olmuştur. Başvurucu ayrıca olayın üzerinden uzun bir

sürenin geçmesi nedeniyle tanıklarının bulunmadığını da beyan etmiştir. Bu

soruşturma kapsamında M.D.nin oğulları olan A.D. ve

H.D. isimli kişiler, olaya ilişkin olarak somut bilgilerinin bulunmadığını ve

babalarına ait olduğunu beyan ettikleri aracın fiilî durumuna yönelik

açıklamalarda bulunmuşlardır. Diğer başvurucu Salih Kalenderoğlu da 27/1/2013

tarihinde ifade vermiştir.

40. Öncelikle başvurucular ile başvurucuların yakınları olan

diğer şahısların ifadelerinden olaya ilişkin olarak somut bir bilgilerinin

bulunmadığı anlaşılmış, bunları ilgili adli makamlar ile paylaştıklarına dair

bir bilgiye rastlanmamıştır. Bu nedenle olaya ilişkin olarak sadece gizli

tanığın ifadesinde geçen Uzman Çavuş C.S., S.D., İ.T. isimli kişilerin olduğu

hususuna yer verilmelidir. Bunun yanında başvurucu Salih Kalenderoğlu, ayrıca

C. kod adlı M. ile Ö. isimli askerin Silopi İlçe Jandarma Komutanlığında görev

yaptıklarını, M.A. isimli kişinin BOTAŞ Karakolunda görev yaptığını ifade

ederek yakınlarının bulunmasını talep etmiştir.

41. Kamuoyunun gündemini meşgul eden iddialar ve haberler

üzerine Silopi çevresinde kaybolduğu iddia edilen kişilerin tamamına yönelik

olarak soruşturmayı yürüten Başsavcılıkça 9/3/2009, 10-13/3/2009 ve 19/3/2009

tarihlerinde yaptırılan ve ilgililerin iddialarında geçen çok sayıdaki kazıda

bulunan kemikler ve diğer materyaller üzerinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas

Dairesince yapılan incelemelerde kemik parçalarının büyükbaş hayvanlara ait

olduğu anlaşılmıştır. Şikâyet dilekçeleri ile gizli tanık ifadelerinde geçen,

BOTAŞ tesisleri olarak belirtilen yerlerde yapılan diğer kazılarda ise iddia

edildiği gibi herhangi bir bulguya rastlanmadığı tespit edilmiştir.

42. Ayrıca, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmayı

yürüttüğü dönemde Şırnak İl Emniyet Müdürlüğünün Başsavcılığa cevap

mahiyetindeki ve soruşturmada önemli bir belge olduğu değerlendirebilecek

14/2/2014 tarihli yazısına göre gizli tanığın ifadesinde adı geçen Uzman Çavuş C.S.nin kimlik bilgileri tespit edilmiştir. Jandarma Genel

Komutanlığının, C.S.nin 19/7/1993 ile 22/8/1997

tarihleri arasında Silopi Jandarma Komutanlığında görev yaptığına dair

20/3/2013 tarihli yazısı da dosyada yer almaktadır. Söz konusu belgede 1/1/1994

ile 1/1/1996 tarihleri arasında Komutanlıkta görev yapan tüm personele dair

bilgilere de yer verilmiştir. Bu belgeye göre C.S. yazışmaların yapıldığı tarih

itibarıyla bir ilin Jandarma Komutanlığında aktif olarak görev yapmaktadır.

43. Başsavcılıkça, tüm bu hususlara rağmen, olaylarda isimleri

geçen şahısların tespitine ve ifadelerinin alınmasına yönelik olarak işlemler

yapıldığına dair herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır.

44. Kaybolduğu iddia edilen şahıslarla ilgili olarak

başvurucuların vekillerinin Anayasa Mahkemesinde 2015/19212, 2015/19213,

2015/19215, 2015/19217 ve 2015/19218 sayılı dosyalardan aynı hak ihlali

iddialarına ilişkin bireysel başvuruları da bulunmaktadır. Anılan dosyaların

bir bütün olarak incelenmesinden, ihlale sebebiyet verdiği iddia edilen

kararların Başsavcılığın 2014/980 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararı ile bu karara yapılan itirazın sulh ceza hâkimliğince reddine dair

kesinleşen karar olduğunun iddia edildiği anlaşılmaktadır. Böylece

başvurucuların vekillerinin usulüne uygun vekâletler ile bu dosyaların hepsinin

yargısal süreçlerinden, yapılan iş ve işlemlerden haberdar olduğu açıkça

görülmektedir.

45. Aralarında başvurucuların vekillerinin de olduğu çok sayıda

avukat tarafından 16/7/2014 tarihinde, açıklanan bu hususlarda soruşturmanın

ilerlemesine matuf olarak yapılan işlemlerin etkisiz olduğuna dair dilekçe

verilmiştir. Bu dilekçede, olay tarihinden itibaren geçen süreye rağmen hiçbir

gelişme olmadığı beyan edilerek gizli tanık ifadelerinde adları geçen kişilerin

ifadelerin alınması talep edilmiştir.

46. Gizli tanığın ifadesinde geçen başka şahıslarla ilgili

olarak Başsavcılık 20/1/2015 tarihinde yazılar yazmıştır. Bununla birlikte,

başvurucuların yakınlarının kaybında sorumlu olduğu değerlendirilen kişilerle

ilgili olarak bir soruşturma işlemi yapıldığına dair veriye ise

rastlanmamıştır. Başvurucular tarafından soruşturmanın etkili şekilde

yürütülmediği iddialarını içeren dilekçenin verildiği tarihten sonra yapılan bu

işlemlerin başvurucuların yakınlarının kaybına ilişkin olmadığı, bu nedenle de

anılan işlemlerin başvurucuların beklentilerini yeniden canlandırabilecek ve

soruşturmaya konu olaylara ilişkin gerçekleri tespit edebilecek mahiyette

bulunmadığı hususunun özellikle vurgulanması gerekmektedir. İfadeleri

alınabilen diğer şüpheliler ise tüm suçlamaları reddetmiş ve başvurucuların

yakınlarının kaybolmalarına dair herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.

47. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca resen başlatılan ve o

bölgede kaybolan şahıslarla ilgili olan 2014/980 sayılı soruşturma dosyası

üzerinden gizli tanık ifadelerine dayanılarak mezar açma, tanık ifadeleri alma,

şüpheli olduğu değerlendirilen bazı kişilerin ifadelerine başvurma gibi bazı

işlemlerin yapıldığı açıktır. Bununla birlikte, Başsavcılık tarafından,

başvurucuların yakınlarının kaybolması ile ilgili olarak ifadelerde adları

geçen ve kimlikleri tespit edilen isimler hakkında sonuç doğuracak nitelikte

işlemler yapılmamış ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı diğer tedbirler

alınmamıştır.

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

49. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

50. Sonuç olarak 16/7/2014 tarihli dilekçeye göre de

soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünün farkında oldukları açık olan ve

şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyle

ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektikleri yönünde herhangi bir

iddiaları bulunmayan başvurucuların etkisiz olduğu çok uzun bir zamandır açık

olan soruşturmanın sonuçlanmasını beklemelerinin gerekmediği dikkate

alındığında, bireysel başvuruların kabul edilmeye başlandığı 23/9/2012

tarihinden sonra makul kabul edilemeyecek bir süre sonra, 10/12/2015 tarihinde

yaptıkları başvurunun süresinde yapılmış olarak kabul edilemeyeceği sonucuna

ulaşmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

18/7/2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucular : 1. Emine DANSIK : 2. Servet KALENDEROĞLU Vekilleri : Av. Abdullah FINDIK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19216, 18 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19216
Tarih
18 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Abdullah Erol Başvurusu (B. No: 2016/2357)
  • Mehmet Doğan Uğurlu ve Murat Alan Başvurusu (B. No: 2016/14942)
  • Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2017/29428)
  • İbrahim Süleymanoğlu Başvurusu (B. No: 2015/6557)
  • Hannan Yılbaşı Başvurusu (B. No: 2016/37380)
  • Dilek Kaya Başvurusu (B. No: 2018/14313)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.