İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Furkan Aktaş Başvurusu (B. No: 2017/27587)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan

Başvuru No2017/27587Tarih11 Aralık 2019Okuma13 dk · 2.543 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Furkan Aktaş Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2017/27587
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.543 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan

başvurucunun, ücreti emanet hesabından karşılanmak suretiyle kendisine kurum

idaresi aracılığıyla Kur'an-ı Kerim temin edilmesi ve yanında sürekli Kur'an-ı

Kerim bulundurmasına izin verilmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle din ve

vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiş ve

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY) üye olma

suçundan tutuklu olarak Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz

Kurumu) bulunmaktadır.

10. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığının 10/10/2016 tarihli

ve 2016/325 sayılı kararıyla, Kurumda FETÖ/PDY terör örgütüyle ilgili suçlardan

hükümlü ve tutuklu olarak bulunanların boş zamanlarını okuyarak

değerlendirmeleri için ihtiyaç duyulan tüm kitap taleplerinin (ders kitapları

hariç) kurum kütüphanesinin mevcutlarından karşılanmasına karar verilmiştir.

Anılan kararda söz konusu uygulamaya hangi gerekçeyle karar verildiğine dair

hiçbir açıklama bulunmamaktadır.

11. Başvurucu, ücreti emanet hesabından karşılanmak suretiyle

İnfaz Kurumu idaresi aracılığıyla satın alınması uygun görülen bir Kur'an-ı

Kerim nüshasının kendisine teslim edilmesi ve bu nüshayı sürekli olarak yanında

bulundurmasına izin verilmesi talebiyle idareye başvurmuştur. Başvurucu;

yakınları tarafından getirilen ya da gönderilen Kur'an-ı Kerim nüshasının İnfaz

Kurumuna kabul edilmediğini, yalnızca kurum kütüphanesinde bulunan Kur'an-ı

Kerim nüshasına erişme imkânının bulunduğunu, fakat bu nüshanın da on beş gün

içinde idarece toplandığını ve tekrar bir nüsha verilene kadar mağdur olduğunu

ifade etmiştir.

12. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu 31/3/2017 tarihli ve 2017/323

sayılı kararında, hükümlü ve tutukluların boş zamanlarını okuyarak

değerlendirmek için ihtiyaç duydukları tüm kitapların (ders kitapları hariç)

kurum kütüphanesinden karşılanması şeklinde karar alındığı gerekçesiyle

başvurucunun talebini reddetmiştir.

13. Başvurucu, Eğitim Kurulu kararına karşı şikâyette bulunmuş,

ancak Eskişehir 1. İnfaz Hâkimliği (Hâkimlik), anılan kararın usul ve yasaya

uygun olduğu gerekçesiyle şikâyeti reddetmiştir.

14. Başvurucu, Hâkimlik kararına itiraz etmiştir. Eskişehir 2.

Ağır Ceza Mahkemesi, Hâkimlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle

16/5/2017 tarihinde itirazı reddetmiştir.

15.Başvurucu 6/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başvurucu 19/1/2018 tarihinde İnfaz Kurumundan tahliye

edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Ahmet

Sil, B. No: 2017/24331, 9/5/2018, §§ 15, 16.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, İnfaz Kurumunun oldukça kalabalık olduğunu ve zor

koşullar altında bulunduğunu, bu koşullar altında en temel manevi dayanak ve

motivasyon kaynağının Kur'an-ı Kerim olduğunu belirterek ücreti emanet

hesabından karşılanmak suretiyle İnfaz Kurumu idaresi aracılığıyla alınacak Kur'an-ı

Kerim nüshasının kendisine teslim edilmesi ve yanında sürekli olarak

bulundurmasına izin verilmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde, Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan

"Hükümlü ve Tutukluların Dini ve Ahlaki

Gelişimlerini Sağlamaya Yönelik Protokol" uyarınca kurum

kütüphanesinde yeteri kadar Kur'an-ı Kerim nüshası bulundurulduğu ve talepte

bulunan tüm hükümlü veya tutuklulara verildiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda

başvuruya konu olay tarihinde İnfaz Kurumunda, Diyanet İşleri Başkanlığı

tarafından ücretsiz olarak gönderilen 602 adet Kur'an-ı Kerim nüshası

bulunduğu, başvurucunun kaldığı 16 kişilik koğuşa da sürekli yanlarında

bulundurabilecekleri şekilde 16 adet Kur'an-ı Kerim nüshası dağıtıldığı

belirtilmiştir. Bunun yanında başvurucunun İnfaz Kurumunda bulunduğu süre

içinde kütüphaneden bu yönde taleplerde bulunduğu ve başvurucuya farklı

tarihlerde on defa Kur'an-ı Kerim verilerek istifade etmesinin sağlandığı,

başvurucunun kurum kütüphanesinden karşılanmayan herhangi bir talebinin

olmadığı bildirilmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında İnfaz Kurumunda

57 hafta kaldığını, Bakanlık görüşünde on kez kütüphaneden Kur'an-ı Kerim alma

talebinin karşılandığından bahsedilmekteyse de bunların bir hafta süreyle

verildiğini ve süre uzatma taleplerinin de reddedildiğini, üstelik bu durumun

kendisinin bireysel başvuruda bulunmasından çok sonra, tahliyesine yakın bir

zamanda gerçekleştiğini belirtmiştir. Başvurucu öte yandan kendisinin sürekli

yanında bulundurabilmek amacıyla ücretini emanet hesabına yatırarak Kurum

aracılığıyla bir Kuran-ı Kerim nüshası alınması

talebinin bulunduğunu ve bu talebinin karşılanmadığından şikâyet ettiğini

vurgulamıştır.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan din ve

vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

23. Kur'an-ı Kerim'in İslam dininin kutsal kitabı ve onu

okumanın da bir ibadet olduğu kuşkusuzdur (Ahmet

Sil, § 26). Bu bağlamda somut olayda kendisine Kur'an-ı Kerim

nüshası alınması ve sürekli yanında bulundurabilmesine izin verilmesi talepleri

reddedilen başvurucunun din özgürlüğüne müdahale edildiğini kabul etmek

gerekir.

24. Başvurunun incelenmesinde dikkate alınacak Anayasa'nın

"Din ve vicdan hürriyeti"

kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:

" Herkes, vicdan, dinî

inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin

ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî

inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin

gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve

ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun

dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de

kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya

hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî

veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun,

dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve

kötüye kullanamaz. "

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

25. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

26. Sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 24. maddesinde

belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

27. Müdahaleye dayanak olan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 62. maddesinin kanunla

sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Başvuru konusu olayda, başvurucunun din özgürlüğüne yapılan

müdahalenin amacının İnfaz Kurumunun güvenliğini sağlamak olduğu

değerlendirilmiştir. Söz konusu amacın anayasal bakımdan meşru olduğu

anlaşılmaktadır (Ahmet Sil, §

30).

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

29. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, §§ 70-72; AYM,

E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya

müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve

menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, §

57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49,

50; Hakan Yiğit, B. No:

2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).

(b) Demokratik

Toplum Düzeninde Din ve Vicdan Özgürlüğü

30. Din ve vicdan özgürlüğü, Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini

bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan

özgürlüğünün demokratik toplumun temellerinden biri olmasının kökeninde dinin

hem bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada

başvurdukları temel kaynaklardan biri olması hem de toplumsal yaşamın

şekillenmesinde önemli bir işlev görmesi bulunmaktadır. Bu işlev sebebiyle

uluslararası düzlemde dinlerin özgürlükler karşısındaki konumlarından bağımsız

olarak bireylerin belli ölçüler içinde din özgürlüğüne sahip olduğu kabul

edilmiştir. Diğer özgürlükler gibi din özgürlüğü de uzun ve zorlu bir sürecin

sonucunda belli anayasal ve yasal güvencelere sahip kılınmıştır. Nitekim din

özgürlüğü, evrensel ve bölgesel düzeyde insan haklarına ilişkin uluslararası

bildiri ve sözleşmelerin birçoğunda korunan bir haktır (Tuğba Arslan, B. No: 2014/256, 25/6/2014,

§ 52; Esra Nur Özbey,B. No: 2013/7443, 20/5/2015, § 44).

(c) Hükümlü

ve Tutukluların Kur'an-ı Kerim Nüshası Talepleriyle İlgili Anayasa Mahkemesi

İçtihadı

31. Anayasa Mahkemesi Ahmet

Sil kararında, ceza infaz kurumunda bulunan tutuklunun kendisine ait

Kur'an-ı Kerim nüshasının verilmemesinin din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiği

iddiasını incelemiştir. Bu kararda Müslümanların, Kur'an-ı Kerim'in İslam

dininin kutsal kitabı ve bu kitabı okumanın da ibadetlerinden biri olduğunu

kabul ettikleri belirtilerek başvurucunun dinî hayatı bakımından zorunlu olduğu

düşüncesiyle Kur'an-ı Kerim nüshasını sürekli olarak yanında bulundurmayı

istemesinin Anayasa'nın 24. maddesinin ikinci fıkrasında koruma altına alınmış

olan din özgürlüğünün bir unsuru olan ibadet

özgürlüğü kapsamında kaldığını kabul edilmiştir (Ahmet Sil, § 41).

32. Söz konusu kararda, ilgili mevzuat uyarınca, dinî hayat

bakımından zorunlu olan kitapların tutuklu ve hükümlülerin bulundurabileceği

kitap sayısına dâhil olmadığı gibi bu kitaplara yönelik zaman kısıtlaması

bulunmadığı da belirtilmiştir (Ahmet Sil,

§ 42).

33. Anayasa Mahkemesine göre temel hakların kullanımı yönünden

somut olayda başka alternatifler bulunup bulunmadığı da değerlendirilmesi

gereken önemli bir unsurdur. Anılan kararda, başvuru konusu olayda Kurum

kütüphanesinden Kur'an-ı Kerim nüshası elde edilebilmesinin mümkün olduğu

anlaşılmaktaysa da nüsha sayılarının kurum mevcudu karşısındaki yetersizliği ve

kütüphaneden alınan kitapların on beş gün içinde iade edilmesi gerekliliği

dikkate alındığında başvurucunun istediği her zaman Kur'an-ı Kerim nüshasına

ulaşmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kur'an-ı Kerim okumanın İslam

dininde ibadet olarak kabul edildiği ve bu ibadetin herhangi bir zaman

dilimiyle sınırlı olmaksızın yapılabildiği gözetildiğinde başvurucunun yanında

sürekli olarak Kur'an-ı Kerim bulundurmak istemesinin makul karşılanması

gerektiği sonucuna ulaşan, ayrıca Kanun'un açık hükmünün de bunu gerektirdiğini

belirten Anayasa Mahkemesi; başvuru konusu olayda başvurucunun din özgürlüğü

ile bir bütün olarak ceza infaz kurumunun düzeni ve güvenliği arasında adil bir

denge kurulduğunun gösterilemediğini, en azından başvurucunun ücretini ödemesi

karşılığında ve kurum aracılığıyla Kur'an-ı Kerim edinmesine imkân

sağlanabileceğini veya devlet olanakları ile bedelsiz olarak Kur'an-ı Kerim

temin edilebileceğini ifade etmiştir (Ahmet

Sil, §§ 45-51).

34. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, tutukluya sürekli olarak

yanında bulundurabileceği şekilde Kur'an-ı Kerim nüshası verilmemesine ilişkin

idare kararı ile derece mahkemelerinin kararlarında ortaya konulan gerekçelerin

ilgili ve yeterli olmadığına, bu sebeple Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına

alınan din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir (Ahmet Sil, § 52).

(d) Anayasa

Mahkemesinin Ceza İnfaz Kurumları Aracılığıyla Yayın Satın Alınmasına İlişkin

Kabulü

35. İlgili mevzuat uyarınca tutuklu ve hükümlüler, ceza infaz kurumlarında

bulunan emanet hesabına yatırılan paradan karşılanması koşuluyla herhangi bir

yayının kurumca satın alınarak kendilerine verilmesini isteyebilirler. Ceza

infaz kurumu idarelerinin bu yolla temin edilmesi istenen kitapları, Anayasa

Mahkemesinin içtihadında kabul edilen ilkeler uyarıncabir

denetime tabi tutarak ilgili mevzuatta öngörülen koşulları sağladıkları

değerlendirilenleri tutuklu ve hükümlülere teslim etme yükümlülükleri

bulunmaktadır (İbrahim Kaptan (2), B.

No: 2017/30723, 12/9/2018, §§ 31, 32).

(e) İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olayda başvurucunun, ücreti emanet hesabından

karşılanmak suretiyle Kurum idaresi aracılığıyla alınacak Kur'an-ı Kerim

nüshasının kendisine verilmesi ve bu nüshayı yanında sürekli olarak bulundurmasına

izin verilmesi talepleri, Kurum idaresi tarafından ders kitapları dışındaki tüm

kitap taleplerinin kurum kütüphanesinden karşılanması şeklinde karar alındığı

gerekçesiyle reddedilmiştir. Oysa ilgili mevzuat uyarınca mahpusların emanet

hesabına yatırılan paradan karşılanması koşuluyla herhangi bir yayının kurumca

satın alınarak kendilerine verilmesini talep etme hakları vardır.

37. İdare somut olayda 5275 sayılı Kanun'un açık hükmüne aykırı

bir karar alınmasının nedeni konusunda hiçbir açıklama yapmamıştır. Söz konusu

kararı veren İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu, bu kararın daha önce kendileri

tarafından FETÖ/PDY ile ilgili suçlardan hükümlü ya da tutuklu bulunanlar

hakkında aldıkları karara istinaden verildiğini belirtmiştir (bkz. § 10 ). Ancak anılan kararda da tutuklu ve hükümlülerin ilgili

mevzuat uyarınca sahip oldukları bir hakka neden kısıtlama getirildiği

konusunda hiçbir gerekçe bulunmadığı gibi özellikle neden sadece FETÖ/PDY terör

örgütüyle ilgili suçlardan Kurumda bulunan mahpusların söz konusu hakkına

sınırlama getirildiği konusunda da hiçbir açıklama bulunmadığı görülmektedir.

38. Diğer yandan Anayasa Mahkemesine göre tutuklu ve

hükümlülerin, dinlerinin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'i yanlarında sürekli

olarak bulundurmak istemeleri, söz konusu taleplerinin kabul edilmemesi

konusunda ikna edici gerekçeler ortaya konulmadığı müddetçe din ve vicdan

özgürlüğünün koruması altındadır. Bakanlık görüşünde Diyanet İşleri Başkanlığı

tarafından İnfaz Kurumuna ücretsiz olarak Kur'an-ı Kerim gönderildiği ve

bunların başvurucunun bulunduğu koğuşta her mahpusun sürekli olarak bir

Kur'an-ı Kerim nüshası bulundurabilmesini sağlayacak şekilde dağıtıldığı ifade

edilmiştir. Bununla birlikte Bakanlık görüşünde başvurucunun on defa kurum

kütüphanesinden Kur'an-ı Kerim talebinde bulunduğu ve bu taleplerinin olumlu

karşılandığı bilgisine de yer verilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun en azından

dışarıdan Kur'an-ı Kerim nüshası alınarak kendisine verilmesi talebinin

reddedildiği zaman dilimini de kapsar şekilde bir süre yanında sürekli olarak

Kur'an-ı Kerim bulundurabilme imkânından yoksun bırakıldığı anlaşılmaktadır.

Üstelik bu mahrumiyetin Eğitim Kurulu tarafından 5275 sayılı Kanun'un açık

hükmüne aykırı olarak alınan ve neden alındığı konusunda hiçbir gerekçe

gösterilmeyen bir kararla meydana getirildiği görülmektedir.

39. Bu durumda hangi amaçla alındığı konusunda hiçbir açıklama

yapılmayan ve gerekçe gösterilmeyen bir kararla başvurucunun ücreti emanet

hesabından karşılanmak suretiyle Kurum idaresi aracılığıyla bir Kur'an-ı Kerim

nüshası satın alınarak kendisine teslim edilmesi ve bu suretle yanında sürekli

olarak bulundurabilme imkânının makul görülemeyecek bir süre boyunca

engellendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olaydabaşvurucunun

din özgürlüğü ile bir bütün olarak İnfaz Kurumunun düzeni ve güvenliği arasında

adil bir denge kurulduğundan bahsedilemez.

40. Açıklanan gerekçelerle somut olayda Kurum idaresi ile derece

mahkemelerinin kararlarında ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli

olmadığına, bu sebeple Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına alınan din ve

vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

42. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin

kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan

([GK] (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) kararı.

43. Başvurucu 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

44. Başvurucunun ücreti emanet hesabından karşılanmak suretiyle

Kurum idaresi aracılığıyla bir Kur'an-ı Kerim nüshası satın alınarak kendisine

teslim edilmesi ve bu nüshayı sürekli olarak bulundurabilmesine izin verilmesi

taleplerinin kabul edilmemesi işlemine dair yaptığı şikayet

ve itirazın derece mahkemelerince reddedilmesi nedeniyle başvurucunun din ve

vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut

başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla

birlikte başvurucunun tahliye edildiği görüldüğünden yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı tespit edilmiştir.

45. Eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

din ve vicdan özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 24. maddesinde güvence altına alınan din ve

vicdan özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu : Furkan AKTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/27587, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  11. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Kömürcü
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. Eren
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/27587
Tarih
11 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Güngör Başvurusu (B. No: 2016/14951)
  • Ali Korkmaz Başvurusu (B. No: 2019/26899)
  • Mevlut Örücü ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10789)
  • Celal Mezarcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12781)
  • Ahmet Akkurt Başvurusu (B. No: 2017/4541)
  • Bayram Kaya Başvurusu (B. No: 2016/7732)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.