İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Güngör Başvurusu (B. No: 2016/14951)

1. Başvuru, üst düzey bir kamu görevlisi hakkında yapılan

Başvuru No2016/14951Tarih11 Aralık 2019Okuma21 dk · 4.149 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Güngör Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/14951
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.149 kelime·21 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üst düzey bir kamu görevlisi hakkında yapılan

haberler nedeniyle cezalandırılan başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, olayların meydana geldiği tarihte Isparta'ya

yönelik haber yapan www.ispartanews.com isimli

internet sitesinin imtiyaz sahibidir. Bu internet sitesinde yapılan haberlerin

altına okuyucular tarafından yorum yazılabilmektedir. Ancak başvuruya konu

yazılar internet sitesinde yayımlanan haberler olup derece mahkemesi kararında

okuyucu yorumları değerlendirme konusu yapılmamıştır.

9. Müşteki ise 14/5/2015 tarihinden beri Süleyman Demirel

Üniversitesinde (SDÜ) rektör olarak görev yapmaktadır.

10. Sözü edilen internet sitesinde müşteki hakkında birden fazla

sayıda haber yapılmıştır. Bu haberlerin ilgili kısımları şöyledir:

i. 29/6/2015 tarihli "SDÜ'de binasız kaldı ama..." başlıklı

yazının ilgili kısmı:

"SDÜ zarara mı uğratılıyor. Binası,

öğrencisi, okulu olmayan Meslek Yüksek Okulu'na (MYO) SDÜ yönetiminin atama

yaptığı ortaya çıktı. 5 yıldır faaliyete geçirilemeyen ...MYO binasız kaldı ama

SDÜ rektörü [Ç.nin] buraya müdür, müdür yardımcısı atadığı ortaya çıktı.

MYO'ya tahsis edilen... Taşınmazın 20 yıllığına

22.000 TL'ye bir otel işletmesine kiraya verildiği, yıllık kira bedelinin 1.100

TL olduğu öğrenildi".

ii. Müştekinin fotoğrafına yer verilen 11/9/2015 tarihli "SDÜ'nün Rektörü Eleverir Öğüdü Ama" başlıklı yazının ilgili

kısmı:

"SDÜ rektörü eleverir

öğüdü kendi yer salkım söğüdü, SDÜ rektörü bakın neler yazmış: 'Bölüm açmak

kolay ama ben bu kolayı seçmem. Kendi çocuğumu tam donanımı olmayan, altyapısı

eksik bir bölüme nasıl göndermezsem, başkasının çocuğunu da riske atamam'. Bir çok kez yazmamıza rağmen, SDÜ güzel sanatlar fakültesine

...asgari 3 öğretim üyesi olmamasına rağmen öğrenci kaydı yapıldı.

...

Gelecek günlerde öğrenci almaması gereken lisans ve ön lisans

bölümlerinde neler olup bittiğini, nelerin döndüğünü açıklamaya devam

edeceğiz."

iii. 29/9/2015 tarihli

"SDÜ Rektöründen Paralele Tam Destek" başlıklı yazının

ilgili kısmı:

"SDÜ Rektörü İ.H.Ç. ve ekibinin öğretime

başlayan SDÜ'de paralelci

cemaatin fakülte ve MYO'larda öğrenci toplanmasını

engellemek için hiçbir tedbir almadığı tespit edildi ve böylece paralelcilerin çalışmalarına sessiz kaldığı iddia edildi.

...

Ispartanews in daha önce SDÜ yönetimini bu konuda bizzat sözel ve yazılı olarak

uyarmasına rağmen hiçbir tedbir alınmamasını nasıl yorumlamak gerekir.

Eğer SDÜ rektörü İ.H.Ç bu iddiaya hayır

diyorsa ne tedbir aldığını açıklasın da biz de fakülte ve MYO önlerinde neler

olduğunu anlatalım.

...

Şimdi SDÜ rektörüne soruyoruz bunun sebebi ne olabilir acaba...

...İşbirlikçileri bu görevlere kimler getirdi,

atama kararnamelerinde sizin imzanız var mı..."

iv. Müştekinin fotoğrafına yer verilen 23/10/2015 tarihli "SDÜ'nün 1 Kasım

Sendromu" başlıklı yazının ilgili kısmı:

"SDÜ'nün geçici

çırak rektörünün 1 Kasım seçim sonuçlarına göre hareket etme fikri,

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan bağlılığında şüphelerin oluşmasına neden oldu.

Paralelle mücadelede samimi olan kişinin seçim

sonuçlarını beklemeden gereğini yapması gerekirken, seçim sonuçlarını

beklemesi, SDÜ rektörünün gerçekte Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bağlılığında

şüphelerin oluşmasına neden oldu.

Göreve geldiği günden bu yana gerçek anlamda

paralelle mücadele konusunda parmağını kıpırdatmayan rektör 1 Kasım seçimlerini

mi bekliyor diye halk arasında konuşmalar yapılmaktadır.

...Geçici rektör geçmişten beri birlikte

çalıştığı paralelcilerle paylaştığı birtakım

çalışmaların ve projelerin ortaya çıkmasından mı korkuyor...

...Paralelin eski rektör yardımcılarından

birinin zamanında ilkasker üssüyün

[başvurucu zaman zaman müşteki ile ilgili böyle bir kısaltma kullanıyor]

referansı ile ... Müdürü olduğunu üniversite kamuoyu halen unutmamıştır... Bu

kripto paralelcinin halen devletin en üst

kurumlarında bilim kurulu olarak görev yaptığını ve yönetimin bu hususta

parmağını kıpırdatmadığını biliyor musunuz.

SDÜ'deki paralelcilerin mevzilerini

güçlendirdiklerini ve üzerilerine gidilmediği için

kendilerini kamufle ettiklerini biliyor musunuz...

1 kasımdan sonra Türkiye'de çok şey değişecek,

... Paralelciler girecek delik ararken, paralelcilere göz yumanların nerelere gireceğini de hep

birlikte göreceğiz"

v. 2/11/2015 tarihli "SDÜ'de Paralelcilere Mahkeme

Şoku" başlıklı yazının ilgili kısmı:

"SDÜ'de paralelci yönetimin mobbing

uyguladığı gerekçesiyle açılan mahkemenin açıkça kararında 8 madde halinde

saydığı mobbing fiillerinin de sayıldığı karar

temyizde onandı. Şimdi ne olacak...

Mahkemenin kararı gereği ilgili personele

ödenen .. tazminatınparalelci

yönetime rücu edilip edilmeyeceği merak konusu.

... SDÜ'nün çırak

rektörünün bu kararın bozulması için karar düzeltilmesi talebinde bulunduğu

bilindiği için, şimdi nasıl bir tavır takınacağımerak

konusu..."

vi. Müştekinin fotoğrafına yer verilen 6/11/2015 tarihli "SDÜ Rektörü Kendine Gel" başlıklı

yazının ilgili kısmı:

"SDÜ'nün geçici

çırak rektörü, kendi kendisini dekan vekili atayarak, rektörlükten dekan

vekilliğine terfi etti. İ.H.Ç.nin spor bilimleri

fakültesinde dekan vekili olarak görev yaptığı ortaya çıktı.

...

Allahım Ispartanın ve bizim ne günahımız var...

...bu kadroyu birine mi saklıyorsunuz

...başkasını atarsanız o koltuktan

kalkmayacağını mı düşünüyorsunuz

...dekan vekilliği maaşı alıyor

musunuz..."

vii. Müştekinin fotoğrafına yer verilen 7/1/2016 tarihli "SDÜ Rektörü Paralelcilerin

Aldığı Memurlara Yemin Ettirdi" başlıklı yazının ilgili kısmı:

" SDÜ'de paralelci yönetim tarafından açıktan atanarak memuriyete

geçirilen K.Y., F.Y., O.A, M.Ö. gibi isimlerin, paralelle mücadele kapsamında

hiçbir araştırma yapılmadan memuriyete kabul edildiği iddia edildi...

... Geçmişte alınan personel hakkında devletin

ilgili birimlerine hiçbir araştırma yaptırmadan, asaletlerini tasdik etmek,

insanın kafasında, paralelcilik acaba beyin arkasında

birilerinde devam mı ediyor sorularını gündeme getiriyor..."

viii. Müştekinin fotoğrafına yer verilen 16/1/2016 tarihli "SDÜ'nün Bilgisiz

Rektörü" başlıklı yazının ilgili kısmı:

"SDÜ rektörü 2011'den bu tarafa

diplomalar imzalanmadığı için ben imzalıyorum, mesajını basına dağıttı. Fakat

ey bire cahil rektör, sen hiç SDÜ mezunlarına verilecek belgelerin

düzenlenmesine ilişkin yönergeyi okumaz mısın, her önüne konanı yer misin...

...

Diplomalar düzenlenme tarihindeki bilgileri

içerir ce o tarihteki yetkililer tarafından imzalanması gerekir.

SDÜ'nün çırak rektörü olarak, 2011,2012,2013,2014 mezunlarının diplomalarını

imzalama yetkiniz bulunmamaktadır.

...

Kamuoyuna ve ilgililere sesleniyoruz:

-SDÜ sahipsizdir, SDÜ'de

başıbozukluk hakimdir.

- Kanunsuzlukların üzeri örtülmektedir.

...

-SDÜ'de paralelciler kollanmaktadır

...

-SDÜ rektörü sayın Cumhurbaşkanımıza artık

zarar vermektedir.

-SDÜ rektörü emanete ihanet etmiştir."

ix. Müştekinin fotoğrafına yer verilen 19/1/2016 tarihli "SDÜ Rektörü Yalanmı

Söylüyor Doğrumu Söylüyor" başlıklı yazının ilgili kısmı:

"SDÜ'nün geçici

çırak rektörüne soruyoruz, yönerge senato kararı ile değişir. Sizin tüm senato

kararlarınız elimizde, eğer gizli oturum yapmadıysanız, siz senato kararı

olmadan yönergeyi nasıl değiştirdiniz..."

x. Müştekinin fotoğrafına yer verilen 27/1/2016 tarihli "SDÜ REKTÖRÜNE İMAN DERSLERİ"

başlıklı yazının ilgili kısmı:

"SDÜ'nün

yöneticileri abdesti bozan şeyleri, namazı ve orucu bozan şeyleri bizden iyi

bilir... İmanı bozan haller neler pekala:

1-Kul hakkı yemek (metresi 24.90

TL yerine metresi 35 TL yüzelerce metrelik perde almak

2-Emeği hiçe saymak (daire başkanının emekli kaynı işe devam ederken, iki çocuğu olan bir genci kış

vakti evden çıkarmak)

3- işi ehline vermemek (yapı işleri daire

başkanlığına mühendis veya teknik olmayan birini atamak)

4- adam kayırmak (kadro verilirken adrese

teslim ilanlar çıkarmak)

...

8- büyük görünce dalkavukluk etmek

...

İmanı bozuk olanın, abdesti olsa namaz için başı secdeye varsa, oruç

tutsa ne olur... Kendini adam sanar ahir zaman abdestsizleri,,, paralelin hiçbir baskısına ses çıkarmazken,

onlar gidince tüm mücadeleyi ben yaptım der...

Şimdi soralım bu kişi kim diye:

-Önceki rektörlük seçiminde, cemaatin adayı

olan N.D.yi, destekleyen

-Sonraki 2011 rektörlük seçiminde de cemaatin

Isparta imamı ile rektörlük seçim platformunu kuran ve başkanlığını yürüten

-sonra da paralelin görevden aldığı

insanlarla, cemaat arasında arabuluculuk yapıp, cemaat sizinle çalışmak

istemiyor bizi fazla zorlamayın diyen kişi kim acaba" şeklindedir.

11. Müşteki, yukarıdaki yazıların tamamı hakkında tekzip metni

yayımlatmıştır.

12. Müşteki, başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması

talebiyle de 26/2/2016 tarihinde şikâyetçi olmuştur.

13. Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, başvurucunun

hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle 16/3/2016 tarihli iddianame

düzenlenmiştir.

14. Yargılamayı yapan (kapatılan) Isparta 6. Asliye Ceza

Mahkemesinin (devredilen Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin) (Mahkeme)

10/5/2016 tarihli duruşmasında başvurucu şu şekilde beyanda bulunmuştur:

"yazdığımı belirttiğim yazılar şikayetçi İ.H.Ç.nin paralelci olduğuna

ilişkin iddia ve yazılara ilişkindir, hakaret olduğu iddia olunan yazılar

tarafımca yazılmamıştır, bu yazılar paralel ile ilgili değildir, zaten

müştekinin de paralel ile ilgili yazılardan bir şikayeti

yoktur, yani ben sadece müştekinin paralelci olduğunu

belirten yazıları yazdım hakaret içeren yazıları ben yazmadım."

15. Mahkeme 23/5/2016 tarihinde başvurucunun 9.100 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB)karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Dava konusu yazılarda bahsi geçen ve

sanık tarafından katılanın paralelci olduğuna dair

bizzat kendisi tarafından yazıldığını kabul ettiği yazılarda geçen 'dalkavuk',

'imanı olmayan', 'kendini adam sanmak', kelimeleri ile şahsen SDÜ rektörü olan

katılanın kastedildiği, bu kelimelerin, yapılmak istenen haber ve verilmek

istenen bilgi için gerekli olmayan, katılanı kamuoyu önünde küçük düşürmeye

yönelik kişilik haklarına saldırı niteliğinde kelimeler olduğu; yine paralel/paralelci/paralel yönetim sözleriyle de katılanı, terör

örgütü olan PDY/FETÖ 'nün mensubu ve bu örgütünamaç

ve saiki doğrultusunda hareket ediyormuş gibi farklı

göstererek imtiyaz sahibi olduğu haber sitesinin gücünü ve etkisini kullanarak

katılanı itibarsızlaştırmaya, küçük düşürmeye yönelik kişilik haklarınasaldırı niteliğinde tanımlamalar olduğu, bu

itibarla sanığın üzerine atılıgörevinden dolayıkamu görevlisine hakaret suçunun yasal unsurlarının oluştuğu,suçunun sabit olduğu kabul ve kanaatiyleatılı

suçtan cezalandırılmasına,sanıkaynı suçuişleme kararlılığıyladeğişiktarihlerdebu

suçu birden fazla işlediğindensarf edilen sözlerin

içeriği ve suç kastının yoğunluğu dikkate alınarak TCK'nun

43. maddesi gereğince yapılacak artırımın 2/4 oranında belirlenmesine, ancak

koşulları oluştuğundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

vermek gerekmiştir".

16. İtiraz üzerine Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesi 29/6/2016

tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.

17. Nihai karar 25/7/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 23/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” kenar başlıklı 125. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur, şeref ve

saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden

... kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile

cezalandırılır...

(2)

Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20.

Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; müştekinin hangi kelime ve cümlelerden şikâyetçi

olduğunu belirtmediğini, buna karşın Mahkemenin müştekiyi paralelci

olarak itham ettiği gerekçesiyle kendisini mahkûm ettiğini, yazılarda geçen

ifadelerin bağlamından koparılarak cezalandırma konusu yapıldığını, müştekinin

rektör olmasından önce bir önceki rektör hakkında yazılan yazıların da

müştekiye yönelik olarak kabul edildiğini ve deliller değerlendirilmeden karar

verildiğini belirterek ifade ve basın özgürlükleri ile adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Erol Balcı, B.

No: 2015/7325, 10/5/2018, § 21). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak

Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

23. İddianın değerlendirilmesinde esas alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…”

24. Anayasa’nın "Basın

hürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Basın

hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

26. İnternet sitesinde yayımlanan haberler nedeniyle

başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.Söz konusu Mahkeme kararı ile

başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahalede

bulunulmuştur.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

27. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinin ihlalini

teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

28. Yukarıda belirtilen müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir.

i. Kanunilik

29. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 5237 sayılı Kanun’un

125. maddesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

30. Başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmesinin başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a)Genel İlkeler

(1)Demokratik Toplumda Basın Özgürlüğünün Önemi

31. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade

özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28.

maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu

temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade

etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli

ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın,[GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 34-36). Basın

özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara

ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağladığı

açıktır (İlhan Cihaner

(2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162,

21/11/2017, § 38).

(2) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

32. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir

müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın,§§ 70-72; AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007).

33. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bkz. bazı farklılıklarla birlikte bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B.

No: 2018/17635, 26/7/2019, § 77; Sırrı

Süreyya Önder, [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 58; Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51). Orantılılık ise; bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 132; Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§ 59).

34. Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade özgürlüğüne

yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını

değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Ancak bu takdir payı,

Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §

57).

35. Anılan denetim sırasında Anayasa Mahkemesi temel hak ve

özgürlüklere yapılan müdahalenin gerekçesine odaklanır. Kamu makamlarının,

temel hak ve özgürlüklere -zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı

olduğunu- ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymadan yaptıkları

müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabul

edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak

veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe

ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (bkz. Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120).

(b) Somut Olayın

Değerlendirilmesi

36. Somut olayda Isparta'ya yönelik haberler yapan bir internet

sitesinde habercilik yapan başvurucu, aynı ildeki üniversitede rektör olan

müşteki hakkında birden fazla haber yapmıştır. İlgili haberler müştekinin

üniversitedeki tasarruflarının eleştirilmesinin yanı sıra müştekinin paralel

yapılanma ile yeterince mücadele etmediği iddialarını içermektedir.

37. İlk derece mahkemesi;

'dalkavuk', 'imanı olmayan', 'kendini adam sanmak', ibareleri ile

müştekinin kastedildiği, paralel/paralelci/paralel yönetim sözleriyle de

müştekinin terör örgütü Fetullahçı Terör Örgütü

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması(PDY/FETÖ) mensubu olarak gösterildiği

haberlerin müştekinin toplum içindeki itibarını ve diğer fertler nazarında

saygınlığını zedelediğini ve ilgili haberlerin hakaret suçunu oluşturduğunu

belirterek başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

vermiştir.

38. Benzer başvurularda derece mahkemelerinin başvurucunun basın

özgürlüğü ile müştekinin itibarının korunması hakkı arasında adil bir denge

sağlamaları gerekir (benzer değerlendirmeler için bkz

Abuzer Demir ve Aslı Peksezer,

B. No: 2016/73556, 23/10/2019, §§ 45, 47; Kenan Kıran ve Ramazan Fatih Uğurlu, B. No: 2016/2884,

24/10/2019,§ 48; Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan

Yiğit,§ 61). İlk derece mahkemesinin çatışan haklar arasında

dengeleme yapabilmesi için;

1- Haber veya makalede yer alan ifadelerin kim tarafından dile

getirildiği

2- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgili

kişinin önceki davranışları; basının sıkı denetiminde olup olmadığı;

katlanması gereken, kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade bir vatandaş

ile karşılaştırıldığında daha geniş olup olmadığı

3- Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan ifadelerin

türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları

4- Haber veya makalenin yayımlanma şartları

5- Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin

bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce

açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı

6- Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve

konunun güncel olup olmadığı

7- Haber veya makalede yer alan ifadelerin olgusal temele dayalı

olup olmadığı, ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip

desteklenmediği

8- Başkalarının şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin

bulunduğu durumlarda başta meslek ahlakına saygı gösterme, doğru ve güvenilir

bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etme ödevi olmak üzere

basın mensuplarının kendiliğinden uymaları gereken zorunlu sınırlara, ödev ve

sorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları

9- Haber veya makalede dile getirilen düşüncelere cevap verme

olanağının bulunup bulunmadığı

10- Haber veya makalenin hedef aldığı kişilerin hayatı

üzerindeki etkileri

kriterlerini elindeki somut olaya uyduğu ölçüde uygulaması

gerekir (Nilgün Halloran,

B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün

Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç, [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2),

§§ 66-73; basının sorumluluğuna ilişkin bkz. Orhan

Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, §§ 47-48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.

[GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir

Sağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), §§ 60, 61).

39. Somut olayda, ilk derece mahkemesi başvurucu tarafından

yazılan yazıları yayımlandıkları bağlamdan ve çok sayıda yazı içerisinde geçen

birkaç kelimeyi yazıların bütününden kopartarak olayların ve yazıların

bütünselliğini gözetmeksizin bir değerlendirme yapmıştır (

benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017 § 45). Mahkeme, başvurucunun

basın özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibar

hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamış; haberlerden bazı ifadeleri çekerek

yalnızca soyut bir değerlendirmeyle söz konusu ifadelerin tahkir edici ve küçük

düşürücü olduğuna karar vermiştir.

40. Başvuru konusu haberlerde gözönünde

bulundurulması gereken ilk husus kullanılan ifadelerin türüdür. Başvurucunun

müştekinin itibarına yönelik sert ifadeler kullandığı görülmekle birlikte ifade

özgürlüğü, ifadenin gerçek veya duygusal olup olmadığına ve başkalarının onu

yararlı veya zararlı, değerli veya değersiz olarak değerlendirmesine

bakılmaksızın ifadeyi korur. İfadenin polemik içermesi veya kırıcı olması bile

onu koruma kapsamından mahrum etmez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No:

2013/568, 24/6/2015, § 42; Önder Balıkçı,

§ 40). Dolayısıyla kullanılan ifadelerin başvuru konusu olay kapsamında,

yazıların tamamının ışığı altında ve özellikle hedef aldığı kişi ile

başvurucunun konumu ve söylenme şekli bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

41. Başvurunun çözümlenmesinde gözününde

bulundurulması gereken ikinci husus başvurucunun ve müştekinin konumudur.

Isparta'da üst düzey kamu görevlilerinden biri olan müştekinin, aynı ilde

habercilik yapan başvurucunun sıkı ve yakın denetimi altında olması tabiidir.

Eleştirilerin hedefinde olan müşteki kamusal görev üstlenmiş olan bir rektör

olduğu için kabul edilebilir eleştiri sınırları, diğer vatandaşlarla karşılaştırıldığında

daha geniştir. Bu sebeplerle müştekinin kendisine yönelik eleştirilere diğer

vatandaşlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Ali Suat Ertosun

(7), B. No: 2014/1416, 15/10/2015, § 36).

42. Dikkate alınması gereken bir başka husus da ilgili

haberlerde ele alınan konudur. Başvuruya konu haberlerde, rektör olan

müştekinin görevini layıkıyla yerine getiremediği iddialarının yanı sıra

FETÖ/PDY ile irtibatı olan kişilere kayırmacı bir tavır sergilediği iddiaları

dile getirilmiştir. Başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların müştekinin yürüttüğü

kamu görevine ilişkin olduğu, bu anlamda yapılan haberlerin kamuoyunu

ilgilendiren bir konuda yapılan tartışmanın bir parçası olduğu anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda bir haber veya yazının kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek

ise kişinin söz konusu haber veya makalenin yayımlanmasına o kadar rıza

göstermesi gerekir (benzer yöndekideğerlendirmeler

için bkz. İlhan Cihaner

(2), § 74; Kadir Sağdıç,

§ 67).

43. Somut olayda; haberlerin kaleme alındığı dönemde pek çok

kamu görevlisinin FETÖ/PDY ile irtibatı olup olmadığı tartışılmış ve bu konu

ülke gündemini uzunca bir süre meşgul etmiştir. Bu çerçevede; başvurucu,

müştekinin görevi kapsamında yaptığı tasarruflardan somut örnekler vermiştir.

Başvurucunun bu olgusal temellerden yola çıkarak müşteki hakkında birtakım

değer yargılarına ulaştığı görülmektedir. Bunun yanı sıra müştekinin yazılan

yazıların tamamı hakkında tekzip metni yayımlatarak hakkındaki iddiaları yalanladığı

anlaşılmaktadır. Bu yönüyle müştekinin, hakkındaki iddialara nasıl cevap

verileceğini bilen biri olarak görevi nedeniyle kendisine yöneltilen

eleştirilere katlanması beklenir. Öte yandan müştekinin yapılan haberler

nedeniyle kişisel kariyerinin etkilenmediği ve 2019 yılında yeniden aynı

üniversiteye rektör olarak seçildiği göz önünde bulundurulmalıdır.

44. Bunun yanı sıra gazetecilerin üst düzey kamu görevinde

bulunanların sözlerini ve davranışlarını takip etmeleri, onlar hakkında fikir

oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye hatta yönlendirmeye çalışmaları

demokratik bir toplumda kaçınılmazdır. Rahatsız edici de olsa bu kişilere

ilişkin yapılan bilgilendirme ve eleştirilerin cezalandırılması caydırıcı etki doğurarak toplumdaki ve

kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılma

korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Ergün Poyraz (2), § 79). Bu nedenle

yazının yayımlandığı dönemde ve hâlen Isparta Üniversitesi rektörü olan

müştekinin kamu görevine yönelik olarak kaleme alınan ve ağır eleştiri içeren

haberleri yapan başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmesi, bilgilendirme ve eleştiri ortamına zarar verebilir.

45. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2),§ 49). Buna karşılık

yukarıdaki tespitler dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin başvurucunun

mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir

ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili

ve yeterli bir gerekçe

ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.

46. Başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yapılan

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48.Başvurucu ihlalin tespiti ile 100.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

49. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:

2016/12506, 7/11/2019).

50. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir. (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).

52. İncelenen başvuruda, başvurucunun mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık

geldiğinin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya

konulamaması nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

53. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerine ilişkin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesine

gönderilmesi gerekir.

54. Başvurucunun ifade ve basın özgürlüğünün ihlali nedeniyle

yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinin yeterli giderimi sağladığı

değerlendirildiğinden tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2016/874, K.2016/1012)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Gülsüm Gizem

GÜRSOY

Başvurucu

:

Mehmet

GÜNGÖR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/14951, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir
  11. B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün
  12. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  13. C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin
  14. E. 239,50 TL harç ücretinden oluşan yargılama giderinin
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. Gürsoy
  22. Güngör
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/14951
Tarih
11 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Korkmaz Başvurusu (B. No: 2019/26899)
  • Mevlut Örücü ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10789)
  • Celal Mezarcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12781)
  • Ahmet Akkurt Başvurusu (B. No: 2017/4541)
  • Bayram Kaya Başvurusu (B. No: 2016/7732)
  • Osman Berk Başvurusu (B. No: 2017/12608)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.