İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayrettin Ekim Başvurusu (B. No: 2013/3442)

1. Başvurucu, sigortalılıkta geçen ve kuruma bildirilmeyen

Başvuru No2013/3442Tarih20 Mart 2014Okuma17 dk · 3.388 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayrettin Ekim Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/3442
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.388 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, sigortalılıkta geçen ve kuruma bildirilmeyen

çalışma sürelerinin tespiti için iş mahkemesinde açtığı davanın sekiz yılı aşan

bir sürede tamamlanmasının hak arama hürriyetini ihlal ettiğini ileri sürerek,

ihlalin tespitiyle uğramış olduğu manevi zararın tazminine karar verilmesini

talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 7/5/2013 tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/6/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölümün 17/9/2013 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığı 14/11/2013

tarihinde görüş bildirmeyeceğini beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Gültepe-Pınarbaşı minibüs hattı durağında

minibüs malikleri adına hizmet akdine bağlı olarak 1/2/1999-24/11/2004

tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı halde, çalışmalarının Sosyal

Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini ileri sürerek, anılan dönemde geçen işçilik

alacakları için İzmir 4. İş Mahkemesinde alacak davası ve sigortalılık

çalışmalarının tespitine karar verilmesi talebiyle 1/1/2005 tarihinde İzmir 3.

İş Mahkemesinde (Mahkeme) tespit davası açmıştır.

8. Tespit davasının görüşüldüğü Mahkemece, 15/2/2006 tarihli

ilk duruşmada, hazır bulunan davacı tanığı dinlenmiş, resen belirlenen bir

diğer tanığın duruşma günü hazır edilmesi talebiyle Karakol Amirliğine yazılan

müzekkere cevabının beklenilmesine karar verilmiştir. Bu arada İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığına yazılan 16/2/2006 tarihli müzekkere ile Gültepe-Pınarbaşı dolmuş

hattının başdurağı olan Gültepe durağı civarında

1999-2004 yılları arasında bulunan işyerleri sahip ve çalışanlarının isim ve

adreslerinin tespit edilerek duruşmanın bırakıldığı 26/4/2006 gününden önce

mahkemeye bildirilmesi talep edilmiştir.

9. 26/4/2006 tarihli ikinci duruşmada taraflar hazır olmakla

birlikte tanık tespiti için yazılan müzekkereye cevap verilmediği görüldüğünden

duruşmanın 8/6/2006 tarihine bırakılmasına, bu tarihte yapılan üçüncü duruşmada

ise gelmiş olduğu görülen müzekkere cevabında belirlenen tanıkların davetiye

ile celplerine karar verilmiştir.

10. 28/9/2006 tarihli dördüncü duruşmada re’sen

tespit edilen tanıklar adına çıkarılan tebligat alındılarının dönmediği

görüldüğünden posta müdürlüğüne müzekkere yazılmasına ve duruşmanın 8/11/2006

tarihine ertelenmesine karar verilmiş, söz konusu tarihte yapılan beşinci

duruşmada ise posta müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabının gelmediği

görüldüğünden müzekkerenin tekidine ve tanıkların yeniden celbine karar

verilmiştir.

11. 24/1/2007 tarihinde yapılan altıncı duruşmada posta

müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği görülmekle birlikte tanıklar

adına çıkarılan ihzarlar bila infaz iade edildiğinden

tanıkların yeniden ihzaren celplerine karar verilmiş

ve ihzaren celplerine karar verilen iki tanık

21/2/2007 tarihli yedinci duruşmada dinlenilerek dosyanın bilirkişiye tevdiine

karar verilmiştir.

12. 20/6/2007 tarihli dokuzuncu duruşmada bilirkişi raporuna

karşı davacı ve davalı vekilinin itirazlarını içeren dilekçeleri, 13/8/2007

tarihli onuncu duruşmada okunmuş ve mahkemece ilgili dava dosyalarının

celplerine karar verilerek, 26/9/2007 tarihli on ikinci duruşmada geldiği

görülen dava dosyaları doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınmasına karar

verilmiştir. 26/11/2007 tarihli on üçüncü duruşmada ise ek bilirkişi raporu

taraflara tebliğ edilerek incelemeleri için süre verilmiştir.

13. Mahkemece 24/12/2007 tarihli son duruşmada 24/12/2007

tarih ve E.2005/35, K.2007/763 sayılı kararla davanın kabulüne, davacının

davalı işverenler nezdinde 1/2/1999-24/11/2004 tarihleri arasında hizmet akdine

dayalı olarak asgari ücretle 2093 gün çalıştığı ve bu çalışmasının Sosyal

Güvenlik Kurumuna bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.

14. Bahsedilen Mahkeme kararı davalı kurum ile biri hariç

diğer davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesini yapan

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 21/1/2010 tarih ve E.2009/16168, K.2010/629 sayılı

kararı ve ifadeleri alınan tanıkların anlatımlarının soyut ve yetersiz olduğu,

toplanan kanıtların hüküm vermeye elverişli olmadığı, ilk yargılama aşamasında

tespit edilen tanıklar ile araştırma sonucu ulaşılacak tanıkların dinlenmesi ve

4. İş Mahkemesinde görülen işçilik alacağı davasının sonucunun saptanarak delil

olarak kullanılması gerektiği gerekçeleriyle söz konusu mahkeme kararının

bozulmasına karar vermiştir.

15. Bozma kararından sonra yeniden görülen davada Mahkeme

tarafından 10/5/2010 tarihli ilk duruşmasında davacı vekili ve davalı kurum

dışındaki davalılar vekiline duruşma gününün tebliğ edilemediği gerekçesiyle

duruşmanın 12/7/2010 tarihine ertelenmesine karar verilmiş, söz konusu tarihte

yapılan ikinci duruşmada ise davalılardan Yüksel Appak’a

tebliğ yapılamadığı anlaşıldığından duruşmanın 4/10/2010 tarihine ertelenmesine

karar verilmiştir.

16. 4/10/2010 tarihli üçüncü duruşmada, Yargıtay 10. Hukuk

Dairesinin bozma ilamına uyulmasına, Gültepe Karakol Amirliğince belirlenen

tanıkların celplerine ve davacı vekiline davalı işverenlerin hizmetin

gerçekleştiği hat ya da bölgede çalıştırdığı şoförlerin isim ve tebligata yarar

adreslerini bildirmek üzere süre verilmesine karar verilmiştir. 1/12/2010

tarihinde yapılan dördüncü duruşmada duruşmaya gelen tanıklar dinlenmiş,

davetiye tebliğine rağmen gelmeyen diğer tanıkların ise celplerine ve davacının

işçilik haklarına ilişkin İzmir 4. İş Mahkemesinin 2004/1180 Esas sayılı

dosyasının ilgili mahkemesinden istenmesine karar verilmiştir.

17. 23/2/2011 tarihli beşinci duruşmada ise davacı ve davalı

kurum vekillerinin mazeretleri kabul edilerek duruşma 6/4/2011 tarihine

bırakılmış ve bu tarihte yapılan altıncı duruşmada celplerine karar verilen

tanıkların hazır olmadığı görüldüğünden yeniden celplerine ve tebliğ

yapılamayan iki tanığın tebliğe yarar son adreslerinin araştırılması için

ilgili Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

18. 6/7/2011 tarihinde yapılan yedinci duruşmada celp edilen

2 tanık dinlenmiş ve gelmeyen tanıkların yeniden celplerine, İzmir 4. İş

Mahkemesinin E.2004/1180 sayılı dosyasının incelenmek üzere istenmesine, ayrıca

Ulaşım Koordinasyon Merkezi ve Dolmuşçular Odasına müzekkere yazılmasına karar

verilmiştir.

19. 8/12/2011 tarihinde Kartal Nöbetçi İş Mahkemesine tanık

beyanı alınması için talimat yazısı yazılmıştır. 16/1/2012 tarihli onuncu

duruşmada ise 4. İş Mahkemesinden gelen dosyanın incelemesinde, 4. İş

Mahkemesinin de dava konusu dosyanın sonucunu beklediği anlaşıldığından

dosyanın iadesine, ayrıca Kartal İş Mahkemesi ve Ulaşım Koordinasyonu Müdürlüğüne

yazılan müzekkerelere cevap gelmediği görüldüğünden cevap beklenmesine karar

verilmiştir.

20. 15/3/2012 tarihli on birinci duruşmada beklenilen

cevapların geldiği görüldüğünden dosyanın bilirkişiye tevdiine karar

verilmiştir. 23/5/2012 tarihli on ikinci duruşmada bilirkişi raporunu incelemek

için taraflara süre verilmiş ve 6/9/2012 tarihli on üçüncü duruşmada davacı

vekilinin itirazları doğrultusunda dosyanın incelenmesine, 19/11/2012 tarihli

son duruşmada ise davacının davalı işverenler nezdinde, SSK İzmir Sigorta İl

Müdürlüğünde tescil edilmemiş Gültepe-Pınarbaşı minibüs durağında

1/2/1999-24/11/2004 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari

ücretle 2093 gün çalıştığı, 2093 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin

tespitine karar verilmiştir.

21. İzmir 3. İş Mahkemesinin 19/11/2012 tarih ve E.2010/203,

K.2012/652 sayılı kararı davalı kurum tarafından 20/11/2012 tarihinde temyiz

edilmiş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17/1/2013 tarih ve E.2012/25371,

K.2013/203 sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiş ve bu karar

başvurucuya 8/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

22. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve

düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür.”

23. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri

Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen

ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar

hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa

dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile

görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”

24. 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda

mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya

vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas

hakkında hüküm verilir.

25. 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun’un

“Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile

ilgili hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı

hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.”

26. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 1/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren, “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin

ortak geçiş hükümleri” kenar başlıklı geçici 7. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Bu

Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971

tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga

17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile

17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci

maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri,

fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya

edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre

değerlendirilir.”

27. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar

Kanunu’nun “Prim belgeleri” kenar

başlıklı 79. maddesinin onuncu fıkrası şöyledir:

“Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından

verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar,

çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde

mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme

kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara

alınır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 7/5/2013 tarih ve 2013/3442 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, hizmet akdine bağlı olarak yapmış olduğu

çalışmanın işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemesi nedeniyle

ve prim gününe esas sigortalılık çalışmalarının tespitine karar verilmesi

talebiyle, 1/1/2005 tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesinde açtığı davanın 17/1/2013

tarihinde, sekiz yılı aşan ve makul olmayan bir sürede kesin olarak

sonuçlandırılmasının makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, iş akdine bağlı olarak çalıştığı sürelerin

Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmemesi sebebiyle açtığı hizmet tespiti

davasının sekiz yılı aşan ve makul olmayan bir sürede tamamlanmasının hak arama

özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

32. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, daha önce benzer

nitelikteki bireysel başvurulara ilişkin görüşlerini sunduklarını, bu süreçler

neticesinde Anayasa Mahkemesinin uzun yargılama şikâyetlerine yönelik karar

verdiğini, söz konusu başvurunun koşulları dikkate alındığında Anayasa

Mahkemesinin daha önce verdiği kararlarında varılan sonuçlardan farklı bir

neticeye ulaşılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığını ifade ederek somut

başvuru için ayrıca bir görüş belirtilmemiştir.

33. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

34. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

35. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

36. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, Anayasa’nın

141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi

gereği, bu hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği

açıktır (Bkz., B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39). Başvuru konusu olayda

başvurucunun çalışma sürelerinin tespiti için açtığı bir iş uyuşmazlığı

sorununun medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku

bulunmamaktadır.

37. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/673, 19/12/2013, § 27).

38. Makul süre incelemesinde; yargılamaya intikal eden maddi

vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava malzemesinin veya uygulanacak hukuk

kurallarının karmaşık olması; tarafların genel olarak yargılama sürecindeki

tutumu, yargılama sürecinin uzamasındaki etkisi ve usuli

haklarını kullanırken gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı

makamları yanında dava süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet

organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden

kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması

hususunda gerekli özenin gösterilip gösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın

bir an önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği

ve niceliğine ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi

gerekmektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 42-46).

39. Kanun koyucu iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve

iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemeler dışında özel bir

iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının konunun uzmanı mahkemelerce

mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını

amaçlamıştır. Bu doğrultuda 5521 sayılı Kanun’da, yazılı yargılama usulüne göre

daha çabuk sonuçlanması amacıyla iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulünün

uygulanacağı öngörülmüş ve başvurucunun açtığı hizmet tespiti davasında da bu

hüküm uyarınca, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 1/10/2011

tarihine kadar 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 473 ila

491. maddelerinde düzenlenen sözlü yargılama usulü uygulanmıştır.

40. İş uyuşmazlıklarının daha çabuk sonuçlanması amacıyla

kabul edilen sözlü yargılama usulünde, mülga 1086 sayılı Kanun’un sistemine

göre davanın kural olarak üç duruşmada tamamlanması gerekmektedir. Bu usulde

davalı için bir cevap süresi öngörülmemiş olup, davalı esasa ilişkin

cevaplarını en geç ilk oturumda sözlü olarak bildirebilmektedir. Yine bu usulde

kural olarak tarafların ilk duruşmada delillerini göstermeleri gerekmektedir.

Bunun mümkün olmaması halinde hâkim taraflara delillerini göstermeleri için

süre vermektedir. Taraflar tahkikat safhası bitinceye kadar iddia ve

savunmalarını ispat için yeni delil gösterebilmektedirler. İkinci duruşmada

delillerin incelenmesinden sonra hâkim taraflara tahkikat sonucu hakkında bir

layiha sunmaları için süre vermemişse sözlü yargılama safhasına geçilmekte ve

bu safhada kural olarak taraflara ikişer defa söz verdikten sonra hükmün

tefhimi için yeni bir duruşma günü belirlemektedir.

41. Bunun yanında 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100

sayılı Kanun’un 447. maddesiyle daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer

alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku

uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Bu

durumda hizmet tespiti davalarında takip edilmesi gereken yargılama usulü de

6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit

yargılama usulü olmuştur (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 64).

42. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken hizmet

tespiti davasının başvurucu için taşıdığı değer ve başvurucunun kişisel yararı

göz önünde bulundurularak, yargılama sürecindeki gecikmeler ve gecikmeye neden

olan unsurlar ile bunların gecikmedeki toplam etkisinin tespiti gerekmektedir.

43. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından 1/1/2005

tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesi nezdinde açılan hizmet tespiti davasında

Mahkeme, yaklaşık 36 ay gibi bir süre sonunda 24/12/2007 tarihinde davanın

kabulüne karar vermiş, temyiz edilen karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

tarafından 21/1/2010 tarihinde eksik inceleme ve araştırma nedeniyle bozulmuş,

ilk derece mahkemesi tarafından bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda 19/11/2012 tarihinde tekrar davanın kabulüne karar verilmiş ve davalı

kurum tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından

17/1/2013 tarihinde onanmıştır. Bu durumda iki dereceli yargılama sisteminde

davanın yaklaşık sekiz yıl sürdüğü anlaşılmaktadır.

44. İlk derece Mahkemesinde 36 ay süren yargılama sürecinde

toplam 14 duruşma yapılmıştır. Dava tarihinden 21/2/2007 tarihine kadar 25

aylık sürede gerçekleştirdiği ilk yedi duruşmada Mahkeme, tarafların sundukları

ve re’sen tespit edilen tanıklara ulaşmak ve

tanıkları mahkemeye getirterek ifadelerinin dinlenmesiyle meşgul olmuştur. Bu

süreçte tanıkların tespiti amacıyla yazılan müzekkerelere Mahkemenin

belirlediği tarihten daha geç tarihlerde cevap verildiği, tanıklara yapılması

istenen tebligatların yapılamadığı veya geç yapıldığı görülmektedir.

45. Sigortalı hizmetlerin tespiti davaları kamu düzenine

ilişkin davalar olduklarından bu davalarda resen araştırma ilkesi

uygulanmaktadır. Buna göre söz konusu davada da resen tanık belirlenerek

ifadeleri alınmıştır. Gerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, gerek posta müdürlüğünün

yazılan müzekkerelere istenilen zamanda cevap vermemeleri ve ihzaren celplerine karar verilen tanıkların belirlenen

tarihte hazır edilememeleri, idari ve yargısal kurumlara atfedilmesi gereken

kusurlar olup, devletin uyuşmazlıkların makul süre içinde nihai olarak

sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi ve bu amaçla mahkeme

kararlarını zamanında ve gereği gibi yerine getirecek adli ve idari

mekanizmalar oluşturma yükümlülüğünü yerine getiremediğini göstermektedir.

46. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

21/1/2010 tarih ve E.2009/16168, K.2010/629 sayılı kararıyla, temyiz tarihinden

yaklaşık 25 ay sonra eksik inceleme ve araştırma gerekçesiyle ilk derece

mahkemesinin söz konusu kararını bozmuştur.

47. Yargıtay’ın bozma kararı üzerine yeniden görülen davada

bazı davacı ve davalılara tebligat yapılamaması nedeniyle davanın esastan

görülmeye başlanması beş ay gecikmiştir. Davaların makul sürede tamamlanması

ilkesinin hayata geçirilebilmesi için tebligat işlemlerinin usulüne uygun,

pratik ve güvenilir biçimde yapılarak davacı ve davalıların duruşma gününden

haberdar edilmeleri devletin yükümlülüklerindendir.

48. İlk derece mahkemesinin ikinci yargılamasında da

tanıkların mahkemeye getirtilmesi sorunları yaşanmış, re’sen

belirlenen bazı tanıkların Mahkemede dinlenebilmesi yaklaşık dokuz ay, bir

tanığın ise adresine ulaşılamadığından dinlenebilmesi 17 ay sonunda mümkün

olmuştur. Başvuruya konu dava açısından tanık delilinin önemi de

düşünüldüğünde, tanıklara ulaşma ve tanıkları mahkeme önünde hazır etme

konusunda idari ve yargısal sorunlar olduğu ve bu sorunlar nedeniyle devlete

atfedilmesi gereken kusur sorumluluğunun artacağı konusunda şüphe yoktur.

49. Bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada 1/12/2010 tarihli

dördüncü duruşmada istenmesine karar verilen, İzmir 4. İş Mahkemesinde derdest

işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası ise yaklaşık 14 ay sonra, 16/1/2012

tarihli onuncu duruşmada Mahkemeye gelmiş ve “dosyanın

dosyamızın sonucunu beklediğinden iadesine” denilerek geri

gönderilmiştir. Dosyanın istenmesinde Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin bozma

kararında işçilik alacakları davasının sonucu saptanarak, anılan davada verilip

kesinleşmiş hükmün işbu tespit davası yönünden güçlü kanıt niteliğinde

olduğunun dikkate alınması gerektiği yönündeki gerekçesi etkili olmuştur.

50. Mahkemeler arasında karşılıklı yazılan müzekkerelerden

anlaşıldığı kadarıyla birbirlerinden defaatle dosya

talebinde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu kapsamda İzmir 4. İş Mahkemesinin

istenilen dosyayı 14 aylık bir süre sonunda göndermesi yargılamanın makul

süreyi aşmasında önemli bir etken olmuştur. Aynı bina içinde hatta muhtemelen

aynı koridorda bulunan iki mahkeme arasındaki yazışmanın 14 ay sürmesinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu aşikârdır. Ayrıca, başvuru konusu davda 4. İş

Mahkemesinde devam eden davanın sonuncu beklerken 4. İş Mahkemesinde başvuruya

konu davanın sonuncu beklemesi her iki davanın da uzamasına etki ettiği

anlaşılmıştır.

51. Mahkemelerin birbirilerinin kararlarını beklemeleri,

birbirlerinden dosya talep etmeleri bazı durumlarda bir ihtiyaç olmakla

beraber, birbirini etkileyen davalarda uyuşmazlığın bütün olarak çözümü

konusunda hangi davanın öncelikle görülmesi gerektiği ve hangi dava dosyasının

sonucunun diğerinin sürecini etkileyeceği konusunda belirlemeyi yaparak

uyuşmazlığı makul sürede sonuçlandırmak yargının ve nihai olarak devletin

yükümlülüğünde olup, bu hususta başvurucuya atfedilecek bir kusur

bulunmamaktadır.

52. Bozma sonrası yargılamada İzmir Büyükşehir Belediyesi

Ulaşım Koordinasyon Merkezine yazılan müzekkere adres yetersizliğinden iade

edilmiş ve bu kurumun cevabı ancak sekiz ay sonra Mahkemeye gelmiştir.

Mahkemenin idari bir birime çıkardığı tebligatın adres yetersizliğinden iade edilmesi

ve bu müzekkereye zamanında cevap verilmemesi yargılamanın uzamasında devlete

atfedilmesi gereken kusurlardır.

53. Son olarak bozma kararından sonra ilk derece mahkemesi

önünde, bozmaya uyularak görülen davaya beş farklı hâkimin nezaret ettiği görülmüştür.

Hâkimlerin görevlerinin sık aralıklarla değiştirilmesi nedeniyle farklı

hâkimlerin aynı dosyayı tekrar ele alarak incelemek zorunda kalmalarının

davaların uzamasının yanı sıra yargının iş yükünün artması üzerindeki olumsuz

etkileri de göz önünde tutulmalıdır.

54. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

hizmet tespiti davası; delillerin toplanmasında ve tanıklara ulaşmada

karşılaşılan ve tamamı devletin sorumluluğunda olan zorluklar dışında hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin

toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf ve tanık sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Yargılamanın makul sürede

tamamlanamamasının başvurucunun tutum ve davranışlarıyla veya usuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

açıklanması ve ilişkilendirilmesi mümkün değildir.

55. Başvurunun konusu olan hizmet tespiti davasında yargılama

sürecindeki gecikme dönemleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde, bozma kararından

önce ve sonra ilk derece mahkemesince re’sen

belirlenen tanıkların makul sürede duruşmada hazır edilemedikleri, yazılan

müzekkerelere zamanında cevap verilemediği, temyiz makamının 25 aylık sürenin

sonunda karar verdiği; sonuç olarak haklı görülemeyecek derecede uzun bir süre

olan sekiz yılda yargılamanın tamamlandığı görülmektedir. İş ilişkisinden

kaynaklanan uyuşmazlıkların niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve

başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında, sekiz yıl gibi bir sürenin

makul olmadığı aşikârdır.

56. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

57. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini belirterek maruz kaldığı manevi zararın giderilmesi

için 16.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

58. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. Başvuruya konu iş mahkemesinde görülen sigortalı

hizmetlerin tespiti davasının, başvurucunun kişisel yararı ve davanın başvurucu

için taşıdığı değer de göz önünde bulundurulduğunda, yaklaşık sekiz yıl sürmesi

sebebiyle başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararı karşılığında takdiren 5.850,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

60. Başvuru dosyası üzerinde yapılan incelemede başvurucu

tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 harç ve

1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 5.850,00 TL manevi

TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun diğer taleplerinin

REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35

harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini

takiben başvurucuların Maliye Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili

mahkemesine gönderilmesine,

20/3/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Raportör : Selami ER Başvurucu : Hayrettin EKİM Vekili : Av. Gürbüz UĞRAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3442, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence
  12. C. Başvurucuya 5.850,00 TL manevi
  13. D. Başvurucunun diğer taleplerinin
  14. E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini
  16. G. Kararın bir örneğinin ilgili
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3442
Tarih
20 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Cemalettin Metin Başvurusu (B. No: 2013/776)
  • Murat Ildırar Başvurusu (B. No: 2012/391)
  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/1780)
  • Mahmut Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6261)
  • Oğuzhan Kozacıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/2379)
  • Celalettin Aşçıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/1436)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.