İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Ildırar Başvurusu (B. No: 2012/391)

1. Başvurucu, tutukluluk halinin

Başvuru No2012/391Tarih20 Mart 2014Okuma11 dk · 2.272 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Ildırar Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2014
Başvuru Numarası
2012/391
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.272 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tutukluluk halinin

devamına dair kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu, tutuklamaya ve

tutukluluğun devamına karar verilirken somut olgulara dayanılmadığını, somut ve

inandırıcı deliler bulunmamasına rağmen uzun bir süreden beri tutuklu olduğunu

belirterek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve

tahliye talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucu tarafından 18/10/2012 tarihinde Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 10/6/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm, 14/11/2013

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin

birlikte yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 22/11/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

Adalet Bakanlığı, görüşünü 22/1/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 23/1/2014

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 30/1/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile Adalet

Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 8/8/2009

tarihinde gözaltına alınmış ve Konya Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinin 10/8/2009

tarih ve 2009/166 Değişik İş sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucu

hakkında, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca “Birlikte

Kasten Adam Öldürmek, Adam Öldürmeye Teşebbüs, Adam Öldürmeye Teşebbüs Suçunun

İşlenmesinde Yardımda Bulunmak, Ruhsatsız Silah Taşımak” suçlarını

işlediği iddiasıyla 2009/30903 soruşturma numaralı iddianame düzenlenmiştir.

9. Başvurucunun, Konya 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/11/2010 tarih ve E.2009/396, K.2010/374

sayılı kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. ve 62. maddeleri

gereğince kasten adam öldürme suçundan 7 yıl 6 ay, 10/7/1953 tarih ve 6136

sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ve 25 gün karşılığı

adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar

verilmiştir.

10. Başvurucunun temyiz etmesi üzerine

Konya Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2010 tarihli kararı,

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27/10/2011 tarih ve E.2011/4374, K.2011/6319 sayılı

ilamıyla bozulmuştur.

11. Yargılanmasına devam olunan

başvurucu, tutukluluk halinin sonlandırılması amacıyla tahliye talebinde

bulunmuş, ancak talebi Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/9/2012

tarihli kararı ile reddedilmiştir.

12. Başvurucu, Konya 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 25/9/2012 tarihli ret kararına itiraz

etmiştir. Başvurucunun tahliye talebinin reddine dair itirazı, Konya 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 1/10/2012 tarih ve 2012/1331 Değişik

İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

13. Bozma kararı sonrasında

yargılanmasına devam olunan başvurucunun, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/2/2013 tarih ve E.2011/515, K.2013/65 sayılı kararıyla

kasten adam öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 81. ve 62. maddeleri

gereğince 15 yıl hapis, adam öldürmeye teşebbüs suçundan eylemine uyan 5237

sayılı Kanun’un 81. ve 62. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

14. UYAP üzerinden edinilen bilgiye

göre başvurucu hakkındaki dava temyiz aşamasında derdesttir.

15. Başvurucu 18/10/2012

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,

şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),

…”

17. 5271 sayılı Kanun’un 104.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Soruşturma

ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini

isteyebilir.”

18. 5237 sayılı Kanun’un 81. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bir insanı

kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

19. 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak

ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya

bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne

kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 20/3/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/10/2012 tarih ve 2012/391

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, tutukluluk halinin

devamına dair kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu, tutukluluğun

devamına karar verilirken somut olgulara dayanılmadığını, somut ve inandırıcı

deliller bulunmamasına rağmen uzun bir süreden beri tutuklu olduğunu ileri

sürerek tahliyesini talep etmiş ve Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Başvurucunun iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı görüldüğünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

23. Başvurucu, esas olarak, uzun bir

süredir tutuklu olduğunu ve tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarının

gerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

24. Adalet Bakanlığı görüşünde;

tutukluluk süresinin hesaplanmasında başlangıç noktasının başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı tarih olduğunu, kişinin serbest bırakıldığı ya da

ilk derece mahkemesi kararıyla da olsa bir mahkeme kararıyla mahkûmiyetlerine

karar verildiği tarihte tutukluluğun sona ereceğini, bu tarihten itibaren

tutmanın nedeninin “bir suç şüphesi üzerine

tutma” olmaktan çıkıp “mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi” haline geleceğini, makul şüphenin varlığının

tutukluluğun devamı açısından olmazsa olmaz bir koşul olduğunu, belli bir

süreye kadar tutukluluğun makul olarak kabul edilebileceğini, 2/7/2012 tarih ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un

yürürlüğe girmesinin ardından başvurucunun tutukluluk durumunun yeniden

değerlendirildiğini ve mahkeme kararlarında adli kontrol tedbirinin neden

yetersiz kalacağının tartışıldığını belirtmiştir.

25. Başvurucu, Adalet Bakanlığının

görüşüne karşı; derece mahkemesinin basmakalıp ifadelerle tutukluluğun devamına

karar verdiğini, 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra yapılan

değerlendirmenin de tutukluluğun devamı bakımından yetersiz olduğunu, mahkeme

kararlarının gerekçeli olmasının Anayasa’nın 141. ve 5271 sayılı Kanun’un 34.

maddelerinin amir hükmü olduğunu belirterek Adalet Bakanlığının görüşüne

katılmamıştır.

26. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının

Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

27. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre

içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince

duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir

güvenceye bağlanabilir.”

28. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın

makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest

bırakılmayı isteme hakları güvence altına alınmıştır (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60).

29. Tutukluluk süresinin makul olup

olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini

bulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,

tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Tutukluluğun devamı ancak

masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararının

mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§ 40).

30. Bir davada tutukluluğun belli bir

süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu

amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece

mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin

kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).

31. Tutuklama tedbirine kişilerin

suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

başvurulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşuldur. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar

tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra,

uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle

birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli”

görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de

incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya

sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin

değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).

32. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63, 64).

33. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler

gösterilerek bir zanlı ya da

sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı

derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§ 45). Ayrıca itiraz veya temyiz merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine

konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda, buna

ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli

karar hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§ 46).

34. Makul sürenin hesaplanmasında

sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir. Ancak

kişinin, tutuklu olarak yargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine karar

verilmiş ise mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No:

2012/237, 2/7/2013, §§ 66-67).

35. Tutukluluk

süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen

sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın

nedeni “ilk derece mahkemesince verilen

hükme bağlı olarak tutma” haline dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz

aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin değerlendirmesinde göz önünde

bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suç

isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süre

değerlendirmede dikkate alınacaktır (B. No: 2013/338, 2/7/2013,

§ 41).

36. Somut olayda başvurucu 8/8/2009 tarihinde gözaltına alınmış, 10/8/2009 tarihinde

tutuklanmış ve Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2010 tarihli kararıyla

hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına

karar verilmiştir. İlk defa özgürlüğünden mahrum bırakıldığı 8/8/2009

ile derece mahkemesince hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verildiği 5/11/2010 tarihleri arasında başvurucu “bir suç isnadına bağlı olarak” tutulmuştur.

37. Başvurucu, derece mahkemesinin

mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. İlk derece mahkemesinin karar tarihi olan 5/11/2010 ile temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay

tarafından bu kararın bozulduğu 27/10/2011 arasında geçen sürede başvurucu, “ilk derece mahkemesince verilen

hükme bağlı olarak” tutulmuştur. Başvurucunun, ilk derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararı sonrasında tutulması, tutukluluk olarak

nitelendirilemez. Temyiz aşamasında geçen süre, tutukluluk süresinin hesabında

dikkate alınmaz.

38. Yargıtayın bozma kararı sonrasında

başvurucunun yargılanmasına derece mahkemesinde devam edilmiştir. Konya 1. Ağır

Ceza Mahkemesinin 22/2/2013 tarihli kararı ile

başvurucunun yeniden hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yargıtayın 27/10/2011 tarihli

bozma kararı ile derece mahkemesinin 22/2/2013 tarihli kararı arasında

başvurucu yeniden “bir suç isnadına bağlı

olarak” tutulmuştur.

Derece mahkemesince verilen 22/2/2013 tarihli karar Yargıtayda temyiz incelemesindedir.

39. Buna göre başvurucu, özgürlüğünden

mahrum bırakıldığı ilk tarih olan 8/8/2009 ile derece

mahkemesinin 22/2/2013 tarihli kararı arasında, Yargıtayda

temyiz aşamasında geçen 11 ay 22 günlük süre çıkarıldıktan sonra, toplam 2 yıl

6 ay 22 gün boyunca özgürlüğünden mahrum kalmıştır.

40. Somut olayda başvurucu son olarak Konya

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/9/2012 tarihli 6.

celsesinde tutukluluk halinin sonlandırılması amacıyla tahliye isteminde

bulunmuştur. Başvurucunun talebi “hakkında

kuvvetli suç şüphesini gösteren soruşturma aşamasındaki tutanaklar, ekspertiz raporları, doktor raporları ile suçun niteliği,

dosyadaki delil durumu ve katolog suçlardan olması”

gerekçesiyle reddedilmiştir.

41. Başvurucu, Konya 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 25/9/2012 tarihli ret kararına itiraz

etmiştir. Başvurucunun tahliye talebinin reddine dair itirazı, Konya 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 1/10/2012 tarih ve 2012/1331 Değişik İş sayılı kararı ile “hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren soruşturma

aşamasındaki tutanaklar, ekspertiz raporları, doktor

raporları ile suçun niteliği, dosyadaki delil durumu ve katolog

suçlardan olması nazara alınarak

tutukluluk halinin devamına dair verilen kararda usul ve yasalara aykırılık

bulunmadığı” gerekçesiyle reddedilerek ve tutukluluk halinin

devamına karar verilmiştir.

42. Başvurucu, dava dosyası kapsamında,

birlikte kasten adam öldürmek, adam öldürmeye teşebbüs, adam öldürmeye teşebbüs

suçunun işlenmesinde yardımda bulunmak, ruhsatsız silah taşımak suçlarını

işlediği iddiasıyla kendisi dışında on bir sanıkla beraber yargılanmıştır.

Yargılama neticesinde başvurucunun kasten adam öldürme ve adam öldürmeye

teşebbüs suçlarından toplam 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar verilmiştir.

43. Başvurucu hakkında isnat olunan suçun ağırlığı, dosya

kapsamında yargılanan on iki sanık olması, isnat olunan suçlar için Kanun’da

belirlenen ceza miktarlarının fazla oluşu, derece mahkemesice

yirmi iki yılı aşan hapis cezasına hükmolunması, davanın nispeten karmaşık

nitelikte olması, yargılama sürecinin özenli yürütülmediğine dair bir iddia

bulunmadığı gibi başvuru dosyasında bunu gösteren bir bilginin olmaması

hususları birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun 2 yıl 6 ay 22 günlük

tutukluluk süresi Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası yönünden makuldür.

Derece mahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz ve

itirazın reddine dair kararların gerekçeleri, 2 yıl 6 ay 22 günlük toplam

tutukluluk süresi de göz önünde bulundurulduğunda, tutukluluğun devamının

hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve

içeriktedir. Somut olaydaki tutukluluk halinin

devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

44. Açıklanan nedenlerle, “tutukluluğun makul süreyi aşmaması” ve “tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yeterli” olması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. “Tutukluluğun

makul süreyi aşmaması” ve “tutukluluğun

devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olması” nedeniyle

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına,

D. Kararın bir örneğinin ilgili

mahkemesine gönderilmesine,

20/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucu : Murat ILDIRAR Vekili : Av. Fevzi KAYACAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/391, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR
  16. B. “Tutukluluğun
  17. C. Yargılama giderlerinin başvurucu
  18. D. Kararın bir örneğinin ilgili
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/391
Tarih
20 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/1780)
  • Mahmut Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6261)
  • Oğuzhan Kozacıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/2379)
  • Celalettin Aşçıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/1436)
  • Vesim Parlak Başvurusu (B. No: 2012/1034)
  • Yunis Ağlar Başvurusu (B. No: 2013/1239)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.