İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6261)

1. Başvurucular, murisleri

Başvuru No2013/6261Tarih7 Mart 2014Okuma14 dk · 2.884 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahmut Sarıdağ Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/6261
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.884 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murisleri

tarafından 16/11/1957 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastro

tespitine itiraz davasının halen devam ettiğini, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi

ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 19/8/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 14/11/2013

tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 16/12/2013

tarihli görüş yazısı 23/12/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş olup,

başvurucular vekili 8/1/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı diyeceklerini

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Otluk köyünde 1957 yılında

yapılan kadastro çalışmaları sırasında 3 ve 5 parsel numaralı taşınmazlar

Abdülkerim Aydoğan ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.

8. Başvurucuların murisi İbrahim Sarıdağ

ve müşterekleri tarafından, Abdulkerim Aydoğan ve

müşterekleri aleyhine, 16/11/1957 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinin

1957/178 ve 1957/180 esas numaralı dosyalarında kadastro tespitine itiraz

davaları açılmıştır.

9. Kızıltepe Tapulama Mahkemesince, 13/4/1958 tarihinde 1957/180

esas sayılı dava dosyası ile 1957/178 esas sayılı dava dosyasının

birleştirilmesine karar verilmiş ve yargılamaya 1957/178 esas sayılı dava

dosyası üzerinden devam edilmiştir.

10. Maliye Hazinesi, dava konusu taşınmazların Hazineye ait

olduğunu ileri sürerek, 13/5/1958 tarihinde davaya müdahil olmuştur.

11. Dava dosyası 2013 yılında Mardin Kadastro Mahkemesine

devredilmiş olup, yargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinin 2013/42 esas sayılı

dava dosyasında devam edilmektedir.

B. İlgili

Hukuk

12. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde

yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

13. 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

14. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi

içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak

taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden

devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu

beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili

olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen tebliğ eder.”

15. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde

basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

16. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma

sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için

tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden

dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı

takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri

toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle

yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da

tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

17. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen taraflara tebliğ olunur.”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 7/3/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 19/8/2013 tarih ve 2013/6261

numaralı başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

20. Başvurucular, 1957 yılında

yapılan kadastro çalışmaları sırasında 3 ve 5 parsel numaralı taşınmazların

başka şahıslar adlarına tespit edildiğini, murisleri tarafından 16/11/1957

tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz

davasının halen devam ettiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü ve makul sürede

yargılama yapılmadığını, 56 yıldır devam eden yargılama sürecinde taşınmazı

kullanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler, ayrıca maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep

etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

21. Başvurucular, somut

başvuruya ilişkin olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamayı

sonlandırır nitelikte bir kararın mevcut olmadığını, AİHM kararlarında da

belirtildiği üzere makul sürede yargılama yapılmaması iddiasına dayanan

başvurular açısından başvuru yollarının tüketilmesi şartının aranamayacağını,

zira başvurunun esasen yargılamanın nihayete ulaştırılamaması nedenine

dayandığını belirtmişlerdir.

22. Başvuru konusu dava, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den önce

açılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla, başvurunun

incelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir. Ayrıca,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekmekle birlikte, hukuk sistemimizde,

yargılamanın uzamasını önleyici etkiye sahip olan veya yargılamanın makul

sürede yapılmaması sonucunda oluşan zararları tespit ve tazmin edici nitelik

taşıyan bir idari veya yargısal başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından,

başvuru kanun yollarının tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § § 21-30).

23. Açıklanan

nedenlerle, açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvurucular, murisleri

tarafından 16/11/1957 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastro

tespitine itiraz davasının Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/42 sayılı dava

dosyasında devam ettiğini, yargılamanın makul sürede tamamlanmayarak

Anayasa’nın 35. ve 36. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

25. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak görüş sunulmasına

gerek görülmediği belirtilerek, mülkiyet hakkının ihlali iddialarının,

başvurucuların ihtilaf konusu taşınmazlar üzerinde henüz mülkiyet haklarının

bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

29. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

30. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü

Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

31. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği

ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde

bulundurulması gerektiği açıktır.

32. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde gözardı edilemeyeceğinden, yargılama

süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

33. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

34. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

35. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

36. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan

kadastro tespitine itiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’larda

yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni

hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

37. Medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı

kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye

başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut

başvuru açısından 16/11/1957 tarihidir.

38. Başvuruya konu dava,

başvurucuların miras bırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları bir

uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate

alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil,

somut olayda muris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç

anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

39.

Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların

incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı

olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre

değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 51).

40.

Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde

yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların

yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,

değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı

tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

41. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun Kızıltepe ilçesindeki kadastro

çalışmaları sonucunda yapılan kadastro tespitlerine itiraz ile taşınmazların

başvurucuların murisleri adlarına tapuya tescili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, başvurucular tarafından açılan dava dosyalarının birleştirildiği

anlaşılmaktadır. Birleştirmenin, davanın konusu ve taraflarının aynı olması

gerekçesiyle yapıldığı belirlenmiştir. 16/11/1957 havale tarihli dilekçe ile

yargılamasına başlanıldığı anlaşılan davanın tensip zaptının tanzimi

sonrasında, Maliye Hazinesinin davaya müdahil olduğu, halen derdest olmakla

birlikte, yargılama sürecinde yüzü aşkın duruşma yapılmış olup belirtilen

celseler arasında genellikle iki aylık sürelerin bulunduğu anlaşılmıştır.

42. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılması

gereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın

ilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerde

verilen ara kararları uyarınca kısım kısım talep

edildiği, ara karar gereklerinin yerine getirilmediği muhtelif celselerde taraf

vekillerinin mazeretlerinin kabulüne dair karar tesisi ile yetinildiği, celse

harcı tayini gibi usuli imkanların yargılama

makamlarınca kullanılmadığı, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı

ve bu sebeple duruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklı

gerekçelerle yerine getirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiği

anlaşılmaktadır.

43.

3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm

bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için

geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini

ortaya koymaktadır.

44. Belirtilen hükümlere rağmen,

Mahkemece defalarca keşif masraflarının ikmali, davaya dâhil edilmesi gereken

şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri, yargılama sırasında vefat ettiği

anlaşılan tarafların veraset ilamlarının dosyaya ibraz edilmesi hususunda

taraflara süreler verildiği, birçok defa keşif ara kararlarının müracaat

yokluğu, hava şartları, bilirkişi temin edilememesi, güvenlik gibi nedenlerle

yerine getirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara

alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır. Bu kapsamda verilen bir kısım keşif ara kararlarından

dönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmaya çalışıldığı görülmektedir.

45. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu yargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf

sayısı bakımından, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini

gerektirmesine bağlı olarak karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama

sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde

tatbiki gereken yargılamayı hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine

riayet edilmediği ve verilen ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali

hususunda usul hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken

işlemlerin uzun sürelerle, müracaat yokluğu ve masraf ikmal edilmemesi gibi

nedenlerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

46. Özellikle somut yargılama

açısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı

nazara alındığında, yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme

yükümlülüğünün daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No:

2013/4687, 23/1/2014, § 47).

47. Başvuru konusu yargılamada

söz konusu olduğu gibi, verilen birleştirme kararının adaletin daha iyi

gerçekleştirilebilmesi için makul olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür kararların yargılamayı uzatacağı göz önünde

bulundurularak, yargılamanın diğer aşamalarında sürecin hızlandırılması

hususunda daha fazla gayret ve özen gösterilmesi gerektiği açıktır.

48. Yargılama sürecinde

tarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak,

yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli

imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu

bulunmaktadır. Bu kapsamda, taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret

dilekçeleri sunulduğu görülmekle birlikte, başvurucuların tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

49. Davada yer alan kişi sayısı

ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya

bütün olarak bakıldığında yaklaşık elli altı yıllık yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

51.

Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan

yararlanamadıkları gibi taşınmazlardan sağlanan gelir desteklerinden de mahrum

kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olmakla beraber, somut yargılama

bağlamında başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği

yönünde yukarıda yer verilen tespit ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddianın ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

52. Başvurucular, maruz

kaldıkları zarar karşılığı 250.000,00 TL maddi tazminata, 150.000,00 TL manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

53. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucuların tazminat taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık elli altı yıllık yargılama süresi nazara

alındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle ve

başvurucuların yargılamayı murislerinden intikalle takip etmekte oldukları da

nazara alınarak, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında, miras payları doğrultusunda takdiren,

başvurucular Hıdır ve Mahmut Sarıdağ’a ayrı ayrı

1000,00 TL, Fatma Sarıdağ’a 250,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık elli altı yıl sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını

ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir

yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular, Mahmut Sarıdağ ve Hıdır Sarıdağ’a ayrı ayrı 1000,00 TL, Fatma Sarıdağ’a

250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca, ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla Mardin Kadastro Mahkemesine

gönderilmesine,

7/3/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : 1. Mahmut SARIDAĞ 2. Hıdır SARIDAĞ 3. Fatma SARIDAĞ Vekilleri : Av. Ali AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6261, 7 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin 6216
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6261
Tarih
7 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Oğuzhan Kozacıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/2379)
  • Celalettin Aşçıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/1436)
  • Vesim Parlak Başvurusu (B. No: 2012/1034)
  • Yunis Ağlar Başvurusu (B. No: 2013/1239)
  • Nusret Argun Başvurusu (B. No: 2013/6149)
  • Atila Oğuz Boyalı Başvurusu (B. No: 2013/99)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.