İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ali Öztürk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6837)

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyün terk edilmeye mecbur

Başvuru No2014/6837Tarih28 Eylül 2016Okuma19 dk · 3.718 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Ali Öztürk Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/6837
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.718 kelime·19 dk okuma·29 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyün terk edilmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurular ile

açılan davaların reddedilmesi ve makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 15/5/2014 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/7/2014 tarihinde,

başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 9/7/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurular hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

6. Komisyon tarafından 11/6/2014 tarihinde, ekli tablonun A

satırında başvuru numaraları belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibat

nedeniyle 2014/6837 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin

2014/6837 başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel

başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Mardin ili Kızıltepe ilçesi Ülker köyü Aysun mezraasında ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen

terör olayları ile köy koruculuğunu da kabul etmemeleri neticesinde köyün

boşaltılmasıyla yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia

etmişlerdir.

9. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde

5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Mardin

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

10. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, bilirkişi tespitleri uyarınca ve Komisyon tarafından

5233 sayılı Kanun uyarınca yazılı olarak istenildiği hâlde başvurucuların

iddiasını kanıtlayacak hiçbir gerçekçi, inandırıcı bilgi, belge ve kanıt ibraz

edilmediği gerekçesiyle ve taleplerin Kanun kapsamına girmediğinden bahisle

reddine karar verilmiştir.

11. Başvurucular tarafından Komisyon kararına karşı Mardin İdare

Mahkemesinde iptal davası açılmıştır.

12. Belirtilen Komisyon kararları aleyhine başvurucular

tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun E satırında tarihleri

gösterilen Mardin İdare Mahkemeleri kararları ile dava konusu işlemin iptaline

karar verilmiştir. Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Uyuşmazlık konusu olayda, Kızıltepe

ilçesi Ülker Köyü Aysun Mezrası'nda yapılan keşifve

bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 5/11/2009 tarihli İnşaat Bilirkişi

Raporu'nda, (davacı

Mehmet Ali Öztürk 'ün 30 m²'lik alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evi

ile 6 m²'likalana sahip bir adet ahırının, davacı İsmail Özkul'un 30 m²'lik

alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evi ile 12 m²'likalana sahip bir adet

samanlığının, davacı Abiddin Özkul'un 30 m²'lik alana

sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evinin)

bulunduğu hususu tespit altına alınmıştır.

Bu durumda, her ne kadar dava konusu işlemle

davacının tazminat başvurusunda bulunduğu evin, hazine arazisi olan köy

boşluğundaki harman yerinde bulunduğundan bahisle davacının tazminat istemi

reddedilmiş ise de, 5/11/2009 tarihli İnşaat Bilirkişi Raporu ile davacının

anılan mezrada (Mehmet

Ali Öztürk 'ün 30 m²'lik alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evi ile 6

m²'likalana sahip bir adet ahırının, İsmail Özkul'un 30 m²'lik alana sahip bir

katlı kerpiçten yapılmış evi ile 12 m²'likalana sahip bir adet samanlığının, Abiddin Özkul'un 30 m²'lik alana sahip bir katlı kerpiçten

yapılmış evinin) bulunduğu ve mezranın boş kaldığı yıllarda bahse konu

taşınmazların zarar gördüğü hususunda kuşku bulunmadığı anlaşıldığından

davacıya ait taşınmazların köy boşluğunda bulunmasının tazminat isteminin

reddini gerektirmeyeceği,... eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu

anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır."

13. İdare Mahkemelerinin iptal kararları üzerine Komisyon

tarafından ekli tablonun F satırında tarih ve sayıları gösterilen kararlarla

başvurucuların taşınır ve taşınmazlarına ilişkin Mehmet Ali Öztürk'e 1.251,60 TL,

İsmail Özkul'a 985,50 TL, Abiddin Özkul'a 1.123,50 TL

ödenmesine karar verilmiştir.

14. Belirtilen Komisyon kararlarındaki tazminat miktarları az

bulunarak başvurucular tarafından tekrar açılan iptal davalarında, ekli

tablonun G satırında tarihleri gösterilen Mardin İdare Mahkemeleri kararları

ile davaların reddine hükmedilmiştir. Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...davacının 5233 sayılı Kanun

kapsamında ki zararlarının tazmini istemiyle yapmış olduğu başvuru üzerine,

mahallinde yapılan keşif sonucu davacının Aysun Mezrasında sadece (Mehmet Ali Öztürk 'ün 30 m²'lik

alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evi ile 6 m²'likalana sahip bir adet

ahırının, İsmail Özkul'un 30 m²'lik alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış

evi ile 12 m²'likalana sahip bir adet samanlığının, Abiddin

Özkul'un 30 m²'lik alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evinin) bulunduğunun, başkaca malvarlığının bulunmadığının

tespit edilmiş olması, dava konusu işlemle de tespit doğrultusunda tazminat

önerilmiş olması karşısında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır."

15. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

16. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,

ekli tablonun I satırında belirtilen tarihlerde karar düzeltme talepleri

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

reddedilmiştir.

17. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara

tebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

18. 5233 sayılı Kanun’un 2., 6., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve

E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

19. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu

zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir."

20. 5233 sayılı Kanun'un 4. maddesi şöyledir:

“Zarar tespit komisyonları illerde; bu Kanun

kapsamında yapılacak başvurular üzerine on gün içinde kurulur. Komisyon, bir

başkan ve altı üyeden oluşur. Valinin görevlendireceği vali yardımcısı

komisyonun başkanı; maliye, bayındırlık ve iskân, tarım ve köyişleri,

sağlık, sanayi ve ticaret konularında uzman ve o ilde görev yapan kamu

görevlilerinden vali tarafından belirlenecek birer kişi ile baro yönetim

kurulunca baroya kayıtlı olanlar arasından görevlendirilecek bir avukat

komisyonun üyesidir. Komisyonun başkan ve üyeleri her yıl ocak ayının ilk

haftasında yeniden belirlenir. Eski üyeler yeniden görevlendirilebilirler. İş

yoğunluğuna göre aynı ilde birden fazla komisyon kurulabilir.”

21.5233 sayılı Kanun'un 7. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer

taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından

kaynaklanan maddî zararlar."

22. 5233 sayılı Kanun'un 8. maddesi şöyledir:

"7

nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı,

adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak

olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa

kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle,hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına

uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile

belirlenir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

24. Başvurucular, ikamet ettikleri Mardin ili Kızıltepe ilçesi

Ülker köyü Aysun mezraasında 1994 yılında terör

olaylarının yoğunlaşması ve kendilerine köy korucusu olma ya da köyden ayrılma

hususunda baskı yapılması nedenleriyle köyden ayrılmak zorunda kaldıklarını,

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talep neticesinde hükmedilen tazminat

miktarlarının zararlarını karşılamadığını, mal varlıklarının zarara uğradığını,

Komisyonların eksik ve hatalı inceleme yaptığını, zarar tespiti yapan

Komisyonun bir yargı kurumu olmadığını, İdare Mahkemesinin duruşmasız yargılama

yaptığını, tarafları dinlemediğini, keşif yapılmadığını, sadece Valiliğin

gönderdiği belgelere göre karar verildiğini, yapılan yargılamaların çok uzun

sürdüğünü, manevi zararların karşılanmadığını belirterek Anayasa’nın 10., 14.,

35., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişler; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

25. Başvuruformları ve ekleri

incelendiğinde başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının

tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10.,

14., 35., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucular Mahkemenin duruşmasız yargılama yaptığını,

tarafları dinlemediğini, keşif yapmadığını, sadece Valiliğin gönderdiği

belgelere göre karar verdiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas

edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için

de bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu

belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına

aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece

Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.

Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler

ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme

imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan

dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulan

belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik

ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları

kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usuli bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından

başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir (Mesude Yaşar, B. No:

2013/2738, 16/7/2014, §§ 74-76; Cahit Tekin,

B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 70-72).

28. Somut başvurularda yukarıda değinilen ilkeler ışığında

yapılan incelemelerde, başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum

bırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

yön de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

30. Başvurucular Komisyonlarca verilen kararın akabinde

açtıkları davadan sonuç alamadıklarını, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ile

mal varlıklarına ulaşamadıklarını, zararlarının yeterli oranda tazmin

edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş;

yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temeline

dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

31. Başvurucular yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında

ayrıca iddialarının esastan incelenmediğini, yeterli araştırmanın

yapılmadığını, yaşanan olaylar neticesinde güvenlik nedeniyle göç etmeye mecbur

kaldıklarını, oluşan zararları için yeterli bir giderim imkânının kendilerine

sağlanmadığını iddia etmişlerdir.

32. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

33. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

34. Başvurucular, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde zararlarının yeterli oranda karşılanmadığını, bu kapsamda Derece

Mahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka

aykırı olduğunu belirtmekte olup başvurucuların iddialarının özünün Derece

Mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

35. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, başvurucuların

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini istemiyle yapmış oldukları

başvuru üzerine mahallinde yapılan keşif sonucu Aysun mezrasında

başvuruculardan Mehmet Ali Öztürk 'ün 30 m²'lik alana sahip bir katlı kerpiçten

yapılmış evi ile 6 m²'likalana sahip bir adet ahırının, İsmail Özkul'un 30

m²'lik alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evi ile 12 m²'likalana sahip

bir adet samanlığının, Abiddin Özkul'un 30 m²'lik

alana sahip bir katlı kerpiçten yapılmış evinin bulunduğunun, başkaca mal

varlığının bulunmadığının tespit edilmiş olması, dava konusu işlemle de tespit

doğrultusunda tazminat önerilmiş olması karşısında dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtilerek davaların reddine karar

verilmiştir. Başvurucuların iddiaları, temyiz merciince de incelenip

reddedilmek suretiyle İlk Derece Mahkeme kararları onanmış, karar düzeltme

talepleri ise reddedilmiştir.

36. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

37. Başvurucular ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

iddia etmektedirler.

38. Başvuru dilekçeleri incelendiğinde başvurucuların

Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233

sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut

olduğu iddia edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına

ilişkin söz konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35.

maddesinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

39. Başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde

başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına,

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir

bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece

Mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine

getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

c. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvuruda manevi tazminata hükmedilmediğini, manevi zararlarının

karşılanmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır."

42. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya

eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekir.

44. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır.

45. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması

esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan

denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

18).

46. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde

yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (Bayram Gök, § 19).

47. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar

Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere

sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, § 20).

48. Başvuru konusu olayda başvurucuların dava dilekçeleri,

temyiz talepleri ve karar düzeltme talepleri incelendiğinde manevi tazminat

taleplerine dair herhangi bir husustan bahsetmedikleri, tespit edilmiştir.

Anılan iddia hakkında herhangi bir talepte bulunulmamış olması neticesinde,

iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik

ilkesi gereği mümkün değildir.

49. Açıklanan nedenlerle anılan ihlal iddialarının başvuru

yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

d. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Başvurucular Abiddin

Özkul ve İsmail Özkul Yönünden

50. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

51. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

52. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun I satırı) arasında geçen ve ekli tablonun İ satırında her bir

başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama sürelerinde

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden

ve başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle başvuruculardan Abiddin

Özkul ve İsmail Özkul'un makul sürede yargılanma haklarına yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Başvurucu Mehmet Ali Öztürk Yönünden

54. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvuruların bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

55. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

56. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, §§ 46-70).

57. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihi (bkz. ekli tablonun

I satırı) arasında geçen ve ekli tablonun İ satırında toplam süresi belirtilen

ve toplamda sekiz yılı geçen yargılama süresinde başvurucu açısından farklı

karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama

süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan nedenlerle başvurucu Mehmet Ali Öztürk'ün

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

59. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

60. Başvurucu

Mehmet Ali Öztürk, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitini

ve bu nedenle tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

61. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Başvurucu Mehmet Ali Öztürk tarafından yapılan ve dosyadaki

belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Başvuruculardan Abiddin Özkul ve

İsmail Özkul'un makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Başvurucu Mehmet Ali Öztürk'ün makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının başvurucu Mehmet Ali Öztürk açısından İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Mehmet Ali Öztürk'e net 6.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Başvuruculardan Abiddin Özkul ve

İsmail Özkul tarafından yapılan

yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Başvurucu Mehmet Ali Öztürk'e 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucu Mehmet Ali

Öztürk'ün Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemelerde gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Mehmet

Ali ÖZTÜRK

2. Abiddin ÖZKUL

3. İsmail

ÖZKUL

Vekili

:

Av. Celal

TEMEL

Sıra

1

2

3

A

Başvuru

Numarası

2014/6837

2014/6828

2014/6839

B

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

Mehmet Ali Öztürk

Abiddin

Özkul

İsmail

Özkul

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

26/7/2005

12.930

30/5/2008

21.582

30/5/2008

21.588

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası (1)

19/8/2010

2010/1-18102

19/8/2010

2010/1-18114

19/8/2010

2010/1-18104

E

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi (1)

29/7/2011

22/7/2011

22/7/2011

F

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası (2)

27/9/2011

2011/5-18102-1

27/9/2011

2011/5-18114-1

27/9/2011

2011/5-18104-1

G

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi (2)

18/5/2012

18/5/2012

18/5/2012

H

Temyiz Yolu Karar Tarihi

14/3/2013

14/3/2013

14/3/2013

I

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

30/1/2014

30/1/2014

30/1/2014

İ

İdari ve YargısalSüreçteGeçen Toplam Süre 8 yıl 6 ay 5 yıl 8 ay 5 yıl 8 ay

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6837, 28 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. I satırı) arasında geçen ve ekli tablonun İ satırında toplam süresi belirtilen
  12. A. 1. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin
  13. D. Başvuruculardan Abiddin Özkul ve
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucu Mehmet Ali
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Özkul
  21. Temel
  22. A
  23. B
  24. C
  25. D
  26. E
  27. F
  28. G
  29. H
  30. I
  31. İ
  32. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6837
Tarih
28 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Şirin Akkuş Başvurusu (B. No: 2014/12919)
  • Fetullah Gülen Başvurusu (B. No: 2014/11499)
  • Cem Özen Başvurusu (B. No: 2014/1328)
  • Sabriye Yürekli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7115)
  • Abdurrahman Süslü Başvurusu (B. No: 2014/1739)
  • Nuray Işık Başvurusu (B. No: 2014/7561)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.