İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Şirin Akkuş Başvurusu (B. No: 2014/12919)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2014/12919Tarih21 Eylül 2016Okuma11 dk · 2.258 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Şirin Akkuş Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/12919
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.258 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

bırakılması sonucu özel hayatın gizliliği ilkesi ile mülkiyet hakkının

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi ve ret

işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/7/2014 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/3/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Batman ili Sason ilçesi Umurlu köyünde ikamet

etmekteyken yoğun terör olaylarının yaşanması nedeniyle yerleşim yerinde can ve

mal güvenliği kalmadığını iddia etmiştir.

8. Başvurucu 20/7/2006 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. 22/7/2011 tarihli ve 2011/1-1839 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvuruda "...köy boşalmadığından,

kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından, köyde korucu aileleri

dışında ikamet eden ailelerinde olduğu, 1990 yılında 1185 nüfus, 1997 yılında

666 nüfus ve 2000 yılında 908 nüfus yaşadığı, köyde asgari yaşam şartlarının

bulunduğu ve köyde seçim sandıklarının kurulduğu tespit edildiğinden ödeme

yapılmamasına, talebin reddine..." karar verilmiştir.

10. Başvurucu tarafından Batman İdare Mahkemesinde Komisyon

kararının iptali istemi ile dava açılmıştır.

11. Batman İdare Mahkemesinin 19/4/2012 tarihli ve E.2011/4337,

K.2012/2678 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

bölümü şöyledir;

"...Batman İli Sason İlçesi Umurlu Köyüve bağlı mezralara ait dava dosyasında ve Mahkememizde

yer alan bu köye ait bilgi ve belgelere göre, Umurlu Köyü'nün; Batman İl

Jandarma Komutanlığı'nın 25.03.2011 tarih ve [TELEFON]/Ter.Suç.Ks

sayılı Batman Valiliği'ne hitaben yazılı boşalan ve boşaltılan köylere ilişkin

yazısından; 1993-1995 tarihleri arasında kısmen boşaltıldığı/boşaldığının ifade

edildiği, Batman İl Jandarma Komutanlığının 09/10/2009 tarih ve

3700-63966-09/GKK/Ks. sayılı yazısı ve eki çizelgeye

göre, Umurlu Köyü'nde GKK ve GÖKK görevlendirilmediği ve koruculuk sisteminin bulunmadığı,köy nüfusunun 1990 yılında 1185, 1997 yılında

666, 2000 yılında, 908 kişi olduğu, Batman/Sason İlçe Seçim Kurulu

Başkanlığının 4.09.2009 tarih ve 185 sayılı yazısına göre; yapılan araştırmalarda,

1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, ancak evrakların

imha edilmek üzere SEKA' ya gönderildiğinin, ifade edildiği görülmektedir.

Bu durumda, aralarında davacının da bulunduğu

Umurlu Köyü halkının bir kısmının, güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç

etmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması

diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle,

5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığından, davacının isteminin reddi yolunda tesis edilen dava konusu

işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir."

12. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 18/12/2012 tarihli ve E.2012/10899, K.2012/14354 sayılı ilamı ile

hükmün onanmasına karar vermiştir.

13. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 2/4/2014 tarihli ve

E.2014/965, K.2014/2338 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar, başvurucuya

2/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 24/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

16. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı

tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci

derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, 5233 Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde

açtığı davanın reddedildiğini, yerleşim yeri olan köyde ve civar köylerde

birçok terör olayının meydana geldiğini ve bu olayların resmî belgeler ile de

kayıt altına alındığını, güvenlik güçleri tarafından köy korucusu olmak ya da

köyü terk etmek arasında göçe zorlandığını, güvenlik kaygısıyla yerleşim

yerindeki ilköğretim okulunun, köy camisininde kapalı

olduğunu, köyde açık ve yakın güvenlik tehdidinin bulunduğunu, köyden göç

edilmesinin haklı görülmesi için bireye yönelmiş ve gerçekleşmiş bir tehdit ya

da saldırının mevcudiyetinin aranmasının gerekmediğini, açılan davanın 5233

sayılı yasanın lafzına, amacına ve ruhuna aykırı bir şekilde ileri sürülen

gerekçelerle reddedilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, daha önce aynı

köyden yapılan başvuruların kabul edildiğini, mal varlığından faydalanamaması

sonucu mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığını, kendi isteği dışında yerleşim

yerinden göç etmeye mecbur kalması nedeniyle özel hayatın ve ailenin korunması

hakkının ihlal edildiğini, ayrıca yaptığı başvuru hakkında yürütülen işlemlerin

makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 10., 20., 35. ve 36.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; ihlalin

tespiti ile maddi ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formu

ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233 sayılı Kanun kapsamındaki

zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın

10., 20., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı

neticesinde idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine

getirmemesi sonucu maruz kaldığı mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında

bir giderim sağlanması imkânının tanınmadığını belirterek, Anayasa’nın 35.

maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan

ihlal iddiaları, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının

incelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal

iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlal

iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim

taleplerinin mukim olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle

reddedildiğini ancak aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda

bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve

yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak

davalarının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep

bulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek

Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

21. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarda, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi, belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak, başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§§ 39-44).

22. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın

hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen

iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

23. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

24. Başvurucu, Komisyonca verilen kararın akabinde açtığı

davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal varlığına

ulaşamadığını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından mahrum

kaldığını, evini kullanamadığını, anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile

sebebiyet verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit

edilen bu iddiaların, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

25. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49.

maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı,

6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

26. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

27. Başvurucu, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde davasının reddedildiğini, bu kapsamda derece mahkemesince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu

belirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemesince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

28. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, Batman ili Sason

ilçesi Umurluköyü ile bağlı mezralara ait dava

dosyasında ve Mahkememizde yer alan bu köye ait bilgi ve belgelere göre Umurlu

köyünün, Batman İl Jandarma Komutanlığının 25/3/2011 tarihli ve [TELEFON]/Ter.Suç.Ks sayılı Batman Valiliğine hitaben yazdığı boşalan

ve boşaltılan köylere ilişkin yazısından 1993 ile 1995 tarihleri arasında köyün

kısmen boşaltıldığı/boşaldığının ifade edildiği, Batman İl Jandarma

Komutanlığının 9/10/2009 tarihli ve 3700-63966-09/GKK/Ks.

sayılı yazısı ve eki çizelgeye göre Umurlu köyünde geçici köy korucusu ve

gönüllü köy korucusu görevlendirilmediği, koruculuk sisteminin bulunmadığı, köy

nüfusunun 1990 yılında 1.185, 1997 yılında 666, 2000 yılında, 908 kişi olduğu,

Batman/Sason İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 4/9/2009 tarihli ve 185 sayılı

yazısına göre yapılan araştırmalarda, 1990 ile 2000 yılları arasında köyde

muhtarlık seçimlerinin yapıldığı ancak evrakların imha edilmek üzere SEKA'ya

gönderildiğinin ifade edildiği, aralarında başvurucunun da bulunduğu Umurlu

köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden

dolayı uğradığı zararı, anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir

ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

başvurucuya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması

nedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki

olanak bulunmadığından başvurucunun isteminin reddi yolunda tesis edilen dava

konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği belirtilerek davanın reddine karar

verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek

suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmıştır. Başvurucunun anılan iddialarına

yönelik olarak bu çerçevede Derece Mahkemesinin kararında açık bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

31. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

32. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

33. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi (20/7/2006) ile nihai karar tarihi olan karar düzeltme tarihi (2/4/2014)

arasında geçen 7 yıl 8 aylık sürede, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda

kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir

gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul

olduğu sonucuna varılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/9/2016 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Mehmet Şirin AKKUŞ Vekili : Av. Hüseyin AKÇARA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12919, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12919
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Fetullah Gülen Başvurusu (B. No: 2014/11499)
  • Cem Özen Başvurusu (B. No: 2014/1328)
  • Sabriye Yürekli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7115)
  • Abdurrahman Süslü Başvurusu (B. No: 2014/1739)
  • Nuray Işık Başvurusu (B. No: 2014/7561)
  • Özlem Kır Başvurusu (B. No: 2014/5097)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.