İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emin Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/5267)

1. Başvurucu, kendisine isnat edilen suçlarla ilgili olarak mevcut şüphe

Başvuru No2013/5267Tarih7 Mart 2014Okuma10 dk · 1.992 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Emin Kılıç Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/5267
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.992 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kendisine isnat edilen suçlarla ilgili olarak mevcut şüphe

giderilmeden, suç işleme kastının varlığı incelenmeden mahkûmiyetine karar

verilmesi, lehe olan hükümlerin uygulanmaması ve uzun süre tutuklu kalması

nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/7/2013 tarihinde

Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 31/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, başvuru tarihi

itibarıyla Antalya L Tipi Cezaevinde hükmen tutuklu olarak bulunmaktadır.

6. Başvurucu 18/8/2008

tarihinde işlendiği iddia edilen birden fazla nitelikli yağma ve hürriyetten

yoksun bırakma suçu kapsamında 18/9/2008 tarihinde gözaltına alınarak Antalya

3. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/9/2008 tarih ve 2008/793 sayılı kararıyla

tutuklanmıştır.

7. Antalya Cumhuriyet

Başsavcılığının 10/10/2008

tarihli iddianamesiyle, anılan suçlarla ilgili olarak başvurucu ve diğer

sanıklar hakkında Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

8. Antalya 3. Ağır Ceza

Mahkemesince yürütülen başvurucunun tutuklu olduğu davada verilen 19/6/2009

tarih ve E.2008/433, K.2009/328 sayılı mahkumiyet

kararı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29/5/2012 tarihli ilamıyla bozulmuştur.

9. Bozma sonrası yapılan

yargılamada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2012 tarih ve E.2012/407,

K.2012/438 sayılı kararla, başvurucuyu birden fazla nitelikli yağma ve

hürriyetten yoksun bırakma suçundan toplam 28 yıl 45 ay 20 gün hapis cezasına

mahkûm etmiştir.

10. Yargılama sürecinde ve

mahkûmiyet kararları sonrasında başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar

verilmiştir.

11. Başvuru konusu yargılamada

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28/5/2013 ve E.2013/12045, K.2013/12570 sayılı

kararıyla hüküm onanmıştır.

B. İlgili

Hukuk

12. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma” kenar başlıklı 109. maddesi şöyledir:

(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya

bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar

hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir,

tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına

hükmolunur.

(3) Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

…

İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza

bir kat artırılır.”

13. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

“Nitelikli yağma” kenar başlıklı

149. maddesi şöyledir:

(1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

…

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

…

h) Gece vaktinde,

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama

suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda,

ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

14. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

7. Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),,

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.)

Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan

fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

15. 5271 sayılı Kanun’un 104.

maddesi şöyledir

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya

salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz

edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya

geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya

Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde

yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen

de verilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 7/3/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/7/2013 tarih ve 2013/5267

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu,

isnat edilen suçlarla ilgili olarak mevcut şüphe giderilmeden, suç işleme

kastının varlığı incelenmeden mahkûmiyetine karar verilmesi, birden fazla suç

nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması, zarar giderilmiş olmasına ve suça konu

eşyanın değeri düşük olmasına rağmen cezada indirim yapılmaması ve uzun süre

tutuklu kalması nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Başvurucunun temel

şikâyetlerinin, yargılama kapsamında delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının yorumlanması ile özgürlükten yoksun bırakmaya ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurunun adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti

ve güvenliği kapsamında iki ayrı başlık altında incelenmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır.

1. Kişi

Özgürlüğü ve Güvenliği Yönünden

19. Anayasa’nın

19.

maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

20. Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir.”

21. 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı”

kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

22. 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü”

kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

23. Başvurucu, uzun süredir

devam eden tutukluk nedeniyle mağdur olduğunu ifade etmektedir. Bu şikâyetin

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

24. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep

veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna

bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilen

hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının

yolu açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı

temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların,

olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

25. Ancak başvurucu hakkında ilk

derece mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmiş ise, bireysel başvuru açısından

talep hukuka aykırılığın tespiti ve tazminatla sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla

bu tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra

bireysel başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).

26. Kişi serbest bırakılmadan

yargılandığı davada ilk derece mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa,

mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda

kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına

bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş

olmakla, isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta

erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli

suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona

ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.

Nitekim gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay,

mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir

sanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki tutulmasını Sözleşme’nin 5.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca “mahkûmiyet sonrası tutma” olarak

değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33).

27. “Bir suç

isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen

sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece

mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

Belirtilen tarihler arasında geçen süre esas alınarak “bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin makul olup olmadığı

değerlendirmesi yapılacaktır.

28. Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma” durumunda,

tutukluluk süresinin makul olmadığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun

ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her

aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra ve serbest bırakılma dışında,

nihayet bu durumun ortadan kalktığı mahkûmiyet kararından itibaren süresi

içinde yapılması gerekir. AİHM de, mahkumiyet

kararından itibaren altı ay içerisinde yapılmayan “bir suç isnadına bağlı” tutma kapsamındaki başvurunun

süresinde olmadığını belirtmiştir (Atalay

Öztürk / Türkiye (KK), B. No: 54890/09, 7/1/2014, § 37-41)

29. Somut olayda başvurucu isnat

edilen suçlar nedeniyle 18/9/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve 20/9/2008

tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu ve diğer sanıklar hakkında yürütülen

yargılama sonunda Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 19/6/2009 tarihinde verilen

mahkumiyet kararı, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin

29/5/2012 tarihli kararıyla bozulmuş ve ilk derece mahkemesinde yeniden

başlayan yargılama Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2012 tarihinde

verdiği mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmıştır.

30. Başvurucunun, isnat edilen

suçlarla ilgili yargılama kapsamında 18/9/2008-19/6/2009 ve 29/5/2012-22/11/2012

tarihleri arasında “bir suç isnadına bağlı

olarak” özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, mahkûmiyet kararlarından

sonra temyiz sürecinde 19/6/2009-29/5/2012 ve 22/11/2012-28/5/2013 tarihleri

arasında geçen sürenin “mahkûmiyet sonrası

tutma” kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

31. Bu belirlemeler karşısında, “bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukla

ilgili şikayetleri içeren bireysel başvurunun ilk derece mahkemesinin nihai

kararını verdiği 22/11/2012 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekirken 1/7/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu

sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun “kişi özgürlüğü ve güvenliğinin”

ihlal edildiği yönündeki kısmının“süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekmiştir.

2. Adil

Yargılanma Hakkı Yönünden

33. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

34. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

35. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

36. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu

olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olması veya adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesidir. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açık keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §

26).

37. Başvuru konusu olayda, isnat edilen suçlarla ilgili olarak mevcut şüphe

giderilmeden, suç işleme kastının varlığı incelenmeden mahkûmiyete karar

verildiği, birden fazla suç olduğu kabul edilerek ayrı ayrı ceza tayin

edildiği, suç nedeniyle oluşan zarar giderilmiş olmasına ve suça konu eşyanın

değeri düşük olmasına rağmen cezada indirim yapılmadığı belirtilmekte

olup, başvurucunun iddialarının özünün esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

38. Başvurucu, yargılama

sürecinde iddia makamının veya müştekilerin sunduğu deliller ve görüşlerden

bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı

bulamadığına, sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

39. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir şekilde keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. “Kişi özgürlüğü ve

güvenliğinin” ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin “süre aşımı”,

2. “Adil yargılanma hakkının” ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

7/3/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Muharrem İlhan KOÇ Başvurucu : Mehmet Emin KILIÇ Vekili : Av. Gökçen Bilge ŞENTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5267, 7 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5267
Tarih
7 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Erol Aydeğer Başvurusu (B. No: 2013/4784)
  • Hayrettin Ekim Başvurusu (B. No: 2013/3442)
  • Cemalettin Metin Başvurusu (B. No: 2013/776)
  • Murat Ildırar Başvurusu (B. No: 2012/391)
  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/1780)
  • Mahmut Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6261)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.